Ali

Ali
@_alirkll_
Mülâhâzâ .. | pexels.com/@alirkall
Bir kimse keşfin sadece kitaplarda yazılı delillere bağlı olduğunu zannederse Allah'ın geniş rahmetini daraltmış olur. Hz. Peygamber'e (sallallahu aleyhi ve sellem) "Allah kimi doğru yola iletmek isterse onun kalbini İslâm'a açar" (En'âm, 6:125) âyetindeki "açma (şerh)" kelimesinin manası sorulduğunda: "O, Allah'ın kalbe bıraktığı bir nurdur" diye cevap vermişti. "Bunun belirtisi nedir?" denildiğinde ise "Aldanma yurdu olan dünyadan sakınıp ebediyet yurduna, âhirete yönelmektir" demişti. Yine Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) bu konuda şöyle buyurmuştur: "Yüce Allah mahlûkatı karanlıkta yarattı, sonra üzerlerine kendi nurundan serpti." İşte keşf bu nurdan istenmelidir. Bazı zamanlarda bu nur ilâhî cömertlikten dolayı taşıp akar. Böyle zamanları gözetlemek gerekir. Nitekim Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) "Hayatınızın bazı günlerinde Rabbiniz'in kerem meltemleri eser. Dikkat edin ve bu lütuftan yararlanmaya bakın" demiştir. Bunları anlatmaktan maksat, hakikati tam bir ciddiyetle aramanın, aranmaması gerekeni aramaya kadar vardığını bilmendir. Halbuki öncel bilgileri (evveliyyat) aramak gerekmez; onlar zaten zihinde hazırdır. Hazır olan arandıkça kaybolur, gizliliğe bürünür. Dolayısıyla aranılmaması gerekeni arayan kimse, aranılması gerekeni aramakta kusurlu davrandığından dolayı suçlanmaz.
Sayfa 35 - Ketebe Yayınları
Felsefe
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"İnsanlar uykudadır, öldüklerinde uyanırlar." hadisi üzerine insan öldüğünde her şey ona şimdi göründüğünden çok farklı görünebilir ve o vakit ona "Şimdi senden perdeni kaldırdık. Artık bugün gözün keskindir." denilecektir. *
Sayfa 33 - Ketebe Yayınları
1000Kitap
Şüphe Hâli ve Bilginin Reddi
Duyulara güvenin nereden geliyor? Bunların en güçlüsü olan görme duyusu, gölgeye baktığında gölgeyi hareketsiz görür ve hareketin olmadığına hükmeder. Ardından deney ve gözlem sonucu bir saat sonra gölgenin hareket ettiğinin, bu hareketin bir defada ani olarak değil de aksine aşamalı olarak yavaş yavaş gerçekleştiğinin hatta hiç durmadığının farkına varır. Yine yıldıza bakarak onu madenî bir para kadar küçük görür. Sonra geometrik deliller onun hacim olarak yerküreden daha büyük olduğunu gösterir. Bu ve benzeri duyulur nesneler hakkında duyu hâkimi kendi hükümleriyle yargıda bulunur, fakat akıl hâkimi onu kendisini savunamayacak biçimde yalanlayarak güvenilir olmamakla suçlar. Bunun üzerine dedim ki: "Duyulurlara (mahsúsât) olan güvenim de boşa gitti. Belki de 'on sayısı üçten büyüktür; bir şey aynı anda hem olumlu hem olumsuz; hem hâdis hem kadîm; hem var hem yok; hem zorunlu hem de imkânsız olamaz' ifadelerimizdeki gibi ancak akla dayalı ilk bilgilere (evveliyyat) güvenilebilir." Bu defa da duyular dedi ki: "Akla dayalı bilgilere olan güveninin duyularla elde ettiğin bilgilere güvenin gibi olmayacağından nasıl emin olabilirsin? Çünkü önceleri bana güveniyordun. Sonra akıl hâkimi geldi ve beni yalanladı. Eğer akıl hâkimi olmasaydı beni tasdik etmeye devam edecektin. Belki de aklın idrakinin ötesinde başka bir hakim var ve bu hâkim ortaya çıktığında aklı verdiği hükümde yalanlayacaktır. Tıpkı akıl hâkiminin ortaya çıkarak duyuyu verdiği hükümde yalanladığı gibi. Böyle bir idrakin ortaya çıkmayışı, onun imkânsız olduğu anlamına gelmez." "Görmüyor musun, uykudayken birçok şeyin varlığını kabul ediyor, birtakım hålleri hayalen yaşıyor, bunların kalıcı ve sürekli olduğuna inanıyor ve o hâllerin varlığından şüphe etmiyorsun; sonra uyanınca bütün bu hayal ve inançlarının
Sayfa 32 - Ketebe Yayınları
Felsefe
Kesin bilgi (yakînî ilim), hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde bilinen şeyin (ma'lûmun) kendisinde ortaya çıktığı, hata ve vehmin kendisine karışmadığı ve kalbin de böyle bir ihtimale yer vermediği bir ilimdir. Bilakis hatasızlık kesin bilginin ayrılmaz bir özelliği olmalıdır. Eğer mesela bir kimse taşı altına, asayı da yılana döndürmek suretiyle bu ilmin bâtıl olduğuna dair meydan okusa bile bu durum şüphe veya olabilirliğe yol açmamalıdır. Nitekim on sayısının üçten büyük olduğunu bildiğim hâlde biri çıkıp bana "Hayır aksine üç ondan büyüktür" dese ve bunu kanıtlamak için "Ben asayı yılana çevirebilirim" iddiasında bulunsa ve asayı yılana çevirse, ben de bunu gözümle görsem, yine de bu sebepten bilgimden şüphe etmem. Sadece yaptığı işten dolayı buna nasıl güç yetirebildiğine şaşırırım. Yoksa bildiğim şeylerde asla şüpheye düşmem.
Sayfa 25 - Ketebe Yayınları
Felsefe
بسم الله الرحمن الرحيم الحمد لله الذي بحمده يُفتتح كلرسالة ومقالة، والصلاة على محمد المصطفى صاحب النبوة والرسالة، وعلى آله وأصحابه الهادين من الضلالة. Bismillahirrahmanirrahim Hamd, her risale ve sözün kendisine hamd ile başladığı Allah'a mahsustur. Salât nübüvvet ve risâlet sahibi Muhammed Mustafa'ya, insanları dalâletten kurtararak hidayete ulaştıran ailesine ve ashabına olsun.
Ketebe Yayınları
1000Kitap