Vahyin nasıl anlaşılacağı hususu, Muhasibî'nin er-Riâye li-Hukûkillah'ı ve diğer eserleriyle Ebû Talib el-Mekki'nin Kütü'l-Kulûb'u, Cüneyd-i Bağdadi, Ebû Bekir eş-Şibli, Bâyezid-i Bistâmî gibi tasavvuf intikal eden mirası tetkik etmişti. Bu birikim sayesinde tasavvufun deruni yönüne ulaşmanın, nazarî öğrenimle değil zevk ve hål ile mümkün olacağına kanaat getirmişti.
Zira Gazzâlî sûfilerin ilimlerinin vardığı sonucun nefsin engellerini aşmak, kötü ahlâktan ve çirkin vasıflardan arınmak ve böylece kalbin Allah'tan başka her şeyden boşaldığı ve Hakk'ın zikriyle süslendiği bir mertebeye ulaşmak olduğunu görmüştü. Mükâșefe ve müşahedeye dayanan bu yöntem vahyi en güzel şekilde anlama ve anladığına teslim olarak yaşamayı sağlıyordu.
Mutasavvıfların söz değil de hâl ehli olduklarını görünce bu yola girmekten başka çaresinin kalmadığını anladı.
Sayfa 18 - Ketebe Yayınları