Ali

Ali
@_alirkll_
Mülâhâzâ .. | pexels.com/@alirkall
Gazzâlî'nin Nazarında Tasavvuf
Vahyin nasıl anlaşılacağı hususu, Muhasibî'nin er-Riâye li-Hukûkillah'ı ve diğer eserleriyle Ebû Talib el-Mekki'nin Kütü'l-Kulûb'u, Cüneyd-i Bağdadi, Ebû Bekir eş-Şibli, Bâyezid-i Bistâmî gibi tasavvuf intikal eden mirası tetkik etmişti. Bu birikim sayesinde tasavvufun deruni yönüne ulaşmanın, nazarî öğrenimle değil zevk ve hål ile mümkün olacağına kanaat getirmişti. Zira Gazzâlî sûfilerin ilimlerinin vardığı sonucun nefsin engellerini aşmak, kötü ahlâktan ve çirkin vasıflardan arınmak ve böylece kalbin Allah'tan başka her şeyden boşaldığı ve Hakk'ın zikriyle süslendiği bir mertebeye ulaşmak olduğunu görmüştü. Mükâșefe ve müşahedeye dayanan bu yöntem vahyi en güzel şekilde anlama ve anladığına teslim olarak yaşamayı sağlıyordu. Mutasavvıfların söz değil de hâl ehli olduklarını görünce bu yola girmekten başka çaresinin kalmadığını anladı.
Sayfa 18 - Ketebe Yayınları
Tasavvuf
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Gazzâlî'nin Nazarında Felsefenin Tutarsızlıkları
İmam Gazzâlî, filozofları materyalistler, tabiatçılar ve metafizikçiler / ilahiyatçılar şeklinde başlıca üç gruba ayırdı ve onların üzerinde durduğu düşünce alanlarını da matematik, mantık, doğa bilimi, metafizik, siyaset ve ahlâk ilimleri olmak üzere altı bölümde inceledi. Metafizik ilimleri değerlendirirken filozofların en fazla yanıldıkları alan olarak metafiziği gördü. Zira metafiziğin maksadı Tanrı'nın varlığını ispattır. Bunun için kullanılan yöntem de burhanî kesinlik olmalıydı. Halbuki filozoflar iddialarını açıklık ve kesinlikle delillendiremeyen kimselerdi. İmam Gazzali her şeyden önce filozofların metafizik konusunda birbirinden farklı sözler söylediklerini ve bütün insanları ikna edebilmiş evrensel bilgiye sahip olmadıklarını tespit etti. Bu durum metafiziğin tümel ve kesin bilgi iddiasıyla çelişen bir durumdu. Dolayısıyla felsefe ne kadar homojen görünse de teorileri ve kapsamına giren bilimleri açısından tutarsızdır. Gazzáli filozofların hem kullandıkları düşünce yöntemi hem de vardıkları sonuçlar bakımından hataya düştüklerini; üç konuda küfre, on yedi konuda da bidate saptıklarını tespit etti. Filozofların küfre düştükleri konuları, bedenlerin cismanî olarak diriltileceğini kabul etmemek, Allah'ın cüzî şeyleri bilemeyeceğine inanmak ve âlemin kadîm ve ezeli olduğunu söylemek şeklinde belirledi. Nihayetinde vardığı sonuç şu oldu: Hakikatin bütünü hakkında bilgi verebilecek tek unsur vahiy ve onu ileten peygamberdir. Bununla birlikte İmam Gazzâlî felsefeyi bütünüyle dışlamamıştır. Ona göre filozoflar siyasetle ilgili görüşlerini geçmişteki ilahi kitaplardan ve peygamberlere ait hikmetlerden; ahláka dair fikirlerini, özellikle nefsin özellikleri ve huylarını belirlemeye, bunların türlerini, çeşitlerini, tedavisini ve bunlarla nasıl mücadele
Sayfa 16 - Ketebe Yayınları
Felsefe
Gazzâlî'nin Nazarında Kelâm
Gazzâlî'nin nazarında farz-ı kifaye kabul edilen kelâm, herkese gerekmese de haktan sapanlara karşı koymak, kalpleri şüphelerden arındırmak için her beldede bu ilimle meşgul olanların bulunması ve bu maksatla öğretilmesi yeterlidir. Ona göre kelâm ilmi, Ehl-i sünnet inancını bidatçilerin tahrifinden koruma maksadını gerçekleştirmeye yeterli ise de kendisine aradığı gerçeği sunmada yetersiz kalmıştır. Çünkü muhaliflerinin öncüllerini kullanmaları, kelâmcıları etkili kılmadığı gibi uyguladıkları metotlar da zorunlu bilgiden başka bilgiyi kabul etmeyenlere fayda sağlamamaktadır.
Sayfa 15 - Ketebe Yayınları
Felsefe
Bir Öğretmen Olarak: Gazze
Defalarca yıkıcı savaşlar yaşayan Gazzeli çocukların olgunlukları ve felaketler karşısındaki sabırlı duruşları, hem çocuğa bakışımızdaki hem de çocuk yetiştirmedeki hatalarımızı gösterdi. Elini suya sabuna dokundurtmadan, tüm ihtiyaçlarını fazlasıyla karşılayarak, hayatın zorluklarıyla ve tehlikeleriyle yüzleştirmeden, hiçbir sorumluluk yüklemeden çocuk büyütmek ve bununla övünmek, dünyadaki varlık gayemiz olan imtihan olgusundan habersizliğimizin en açık göstergesi. Sıkıntı çekmeden büyüyenler mücadeleyi, sabrı ve tevekkülü öğrenemezler. Bir dâva eri olamazlar. Çünkü rahatlık insanoğlunu çürüten en baş düşmandır. Meydan okumalar ve imtihanlar ise bünyeyi güçlendirir; bireyleri, toplumları ve medeniyetleri üretken kılar. Gazze, rejimler ile halklar arasındaki farklılıkları, halkların da kendi içindeki çeşitliliklerini gözler önüne serdi. Kimin vicdan sahibi, kimin çıkarcı olduğunu ortaya dökerek safları berraklaştırdı. Dünya sokakları vicdanlılığın, insaniliğin ve ahlakiliğin belli bir dine, ırka veya millete mahsus olmadığına ve yine hiçbir kesimin Filistin dâvasını tekeline alamayacağına ayna tuttu. ABD’de ellerinde Free Palestine pankartlarıyla yürüyen, Kongre binasını basıp “Bu savaş bizim savaşımız değil” diyerek acil ateşkes isteyen Amerikan Yahudilerinin varlığı, hiçbir milleti ve halkı tek bir bütün saymamak gerektiğini öğretti. Her Yahudi’nin Siyonist olmadığını, her Siyonistin de Yahudi olmadığını, önemli bir Hristiyan ve Müslüman Siyonist kitlenin bulunduğunu ve İsrail’in tam da bu kesimlerden güç aldığını ortaya döktü. 17 yıldır dünyadan tecrit edilen, en küçük şehrimiz Yalova’nın yarısı kadar yüzölçümüne sahip Gazze, İsrail’in yenilmezlik mitini/putunu yıktı ve zaaflarını bir bir ortaya döktü. Gazze öğretmeni, işgalci ölüm saçsa da direniş fikrinin ve
Filistin
Nefislerin Mahiyeti: Feleklerin Nefisleri!
Faal akla gelinceye dek akıllardan yalnızca bir nefis çıkmasının sebebi, göksel cisimlerin tekliğidir. Zira göksel cisimler oluş ve bozuluşa konu olmadığından onlarda suret değişimleri gerçekleşmez. Onların değişime uğramayan bir cismi ve bu cismi idare eden bir nefsi vardır. İbn Sina'ya göre feleklerin nefisleri akli varlık olduğundan iyiliği (hayr) aklederek cisimlerini hareket ettirirler. Ayrıca bu nefisler, cisim sahibi olduğundan tahayyül gücüne sahiptirler. Tahayyül gücüne sahip olmalarının anlamı, tikelleri ve tikel durumları tasavvur ve irade etmeleridir. Bu sebeple feleklerin kendi ayrık akıllarından alıp aklettiği makuller, onların harekete dönük arzusunun ilkesi iken tahayyülleri de ay altı alemdeki (yani içinde yaşadığımız dünyadaki) oluşu ve bozuluşların yani tikel hareketlerin ilkesidir.
Sayfa 29 - İsam Yayınları
Felsefe