İnsan bilgisiz, bilgi düşüncesiz, düşünce dilsiz tecelli etmez. Dilden düşünceye, düşünceden bilgiye, bilgiden insana gideriz, İnsana ulaşmak için "dil"den yola çıkmak bir mecburiyettir. Dil her şeyi anlatabilmek veya her şeyi anlayabilmek için bize üç kelime veriyor: Ben, Sen, O.
İnsanın her şeyden önce "Ben" demesi imkânsızdır. Çünkü insanın kelimeleri kullanacak kesinliğe ulaşmadan önce, kelimeleri kullanabileceği bir ortamı kavraması gereklidir. Memedeki çocuk, hem kendinin hem annesinin varlığı konusundaki kesinliğe varmadan aralarındaki ilişkiye bağlı olduğunu anlar. Yani ortaya "Ben" çıkmadan önce bir "Sen-Ben" bütünü vardır. "Sen" ve "Ben" birbirinden ayrılırken, önce farkedilen "Sen"dir. Çünkü herhangi bir belirtinin dışa vurulabilmesi için bir algılayan olması gereklidir. Gösterme, insanın yaptığı ilk anlamlı harekettir. Gösterme ancak "Sen'e doğru, "Sen" için yapılabilir. Çocuk ister kendisiyle ilgili bir belirtiyi, ister "Sen" ve "Ben" dışında bir "Şey"i göstersin bunu ancak "Sen"i hesaba katarak yapar. Çünkü insan olarak bir algılayan ol- duğunu anlamadan hiçbir şeyi, kendimizi bile kesinleştiremiyoruz. Önce "Sen-Ben"i biliyorum. Sonra "Sen"den "Ben"i ayırıyorum. "Sen", "Ben"den uzaklaştıktan sonra "O" tanınabiliyor. Demek ki sıralama "Sen", "Ben", "O" biçiminde olursa doğru sıralama olur. "Ben", "Sen"den uzaklaştıkça "Ben", "Sen"i ve "O"yu aynı uzaklıktan görmeye başlar.
Burada kesin bir yol ayırımı vardır. "Ben-Sen-O" ortaya çıktıktan sonra "Ben-O" yönünde giden, "Bilim'e, "Ben-Sen" yönünde giden, "Bilgi'ye ulaşır.