Kimisi uzun, kimisi kısa çizgilerle karışmış alnı, zihin yorgunluklarını değil, açık havada geçen bir hayatı; bahtsızlığı önlemek için gösterilmiş çabaları değil, o bahtsızlığın sürekli ağırlığını gösteriyordu.
Hayat, onun gözünde, yerine getirilmesi gereken birtakım görevlerden ibaretti; rastladığım bütün soğuk kadınlarda bunu görmüşümdür; hepsi de görevi bir din haline getirmişlerdi.
Sevgiyle dolup taşan yüreğimi açtım ona; sevilmeye susamış bir savunmanın
belâgatıyla ve bir üvey annenin kalbini yerinden oynatacak sözlerle onu duygulandırmaya çalıştım. Ama o rol yaptığımı söyledi.