Duygu yoğunluklu bir eser, fazlasıyla özlem ve yalnızlık içeriyor. Karşısındaki yüksek bir yere çıkarıyor şairimiz, hatta hayatın anlamını ona yüklüyor. Ve bu noktada Onun olmadığı bir anda kendisi acı ve özlem içinde kalıyor. Karşısındakini gerçek üstü bir konuma koyma arzusu bir tür hayata tutunma şekli olsa gerek. Şöyle düşünebiliriz sanırım iki katlı bina inşa edip tepesinden çevreye bakmak. O yıkılırsa manzara heba olur. Ve öyle de oluyor. Kendisinin onlarca kez intihar girişiminin amacı da ölmek istemekten öte ilgiyi üstünde toplama isteği olsa gerek. Ya da var oluşunu hissedemediği anlarda ben varım diyeceği bir yöntem. Acı da olsa..
Kendisi görebildiğim kadarıyla müzisyen müzik ve şiir ilişkisini seviyor. Farklı dizelerde sıklıkla kullandığı öğelerden biri olmuş. Sarı renk yine şiirlerinde öne çıkıyor. Tanrı tanımazlığı ve dini eleştirileri zaman zaman emek sömürüsüne karşı çıkış dikkatimi çeken kısımlar arasında oldu.
Düz yazılarında- mektuplarında zaman zaman yağmurlu sokaklardan geçirse de beni yine burada sevgiliye olan aşırı özlem. Ya da aşırılık bir yerden sonra tekrara dönüştü ve aynı yemekten yediğim üçüncü tabak hissi ve doygunluk tadın yitimine neden oldu.
Bir orman yangınıydı dudakların
Sen sevildiğin için güzelsin bu kadar
Ben sevilmediğimden böyle çirkinim
Yüzümde beş bıçak yarası var
Bir de sen vur
Hangi perdeyi aralasak gece
Kahrolası zamanın ortasında
Ölüler susmasını bilmeli
Seven zalimdir biliyorsun
Dizeleri ise en çok beğendiğim dizleri arasında yer aldı. Kitaplı, şiirli günler dilerim.