Hayatının bir döneminde durmak, her şeyden vazgeçmek demek değildi. Yapılan haksızlıklara kafa atmaktı sadece belki. Kendine olan saygını, sana saygısı olmayanlara karşı tuttuğun kalkanındı. Yeniden ve fakat bu kez kendini dinleyip yapmak istediğin şeyi hayata geçirmek için bir fırsattı bu vazgeçiş. Daha sakin, sıcak, sevginin, nezaketin, huzurun, hoşgörünün olduğu bir alan yaratmaktı. Zor muydu çok? Tutunabilir miydi böylesine umarsız bir hayatın içinde? Sadece kendin olmak yeterdi belki de.
“İki tarafın da birbirine rahatsızlık vermeden özgürce hareket edebilmesi için ideal yolun nezaketten geçtiğini mi düşünmüştü?” diye düşündü bir ara. Tam da o istediği insanlarla çevrilmişti, aradığı buydu.
Kitabı okumaya başladığımda, giriş sayfasına şu notları aldım:
Sıcak, samimi, dingin, tanıdık hisler veriyor. Huzurlu ve sakin. Sevgi, hoşgörü ve nezaket ön planda. Kendi içine dönmek ile iyi hissetmek arasındaki bağ.
Kariyerini bırakıp, eşinden boşanıyor Youngju. Hayalinin peşinden giderek bir kitabevi açıyor. İçinde kahve kokuları ve arka planda usulca çalan gitar sesi eşliğinde. Bu kitabevinden yolu geçen herkes, zamanla hayatı ve nasıl yaşamaları gerektiğini öğreniyor.
Diyeceğim o ki; tam benlik bir kitaptı. O aradığımız sakin ve huzurlu duyguları harekete geçirecek bir kitap.