Gülhan Akın

Gayet aklıbaşında görünüyor, insanlarla konuşuyordu; herşeyi ötekilerin yaptığı gibi yapıyordu, ama içinde iğrenç bir boşluk vardı, artık hiçbir kaygı duymuyordu, hiçbir arzu; varoluşu zorunlu bir yüktü ona. -- -- Öylesine yaşayıp gitti. (Werke und Briefe(
Sayfa 49
Reklam
Özlem, kendinden dirhem bırakmadan, katılmak -istemek-tir, bir şeye: hep, herşeyiyle; herşey hep, o olsun, istemek... Özlem, hep, herşeyi, ister - birşeyde herşeyi; birisinde, herkesi...
Sayfa 44
Özlem, "Yeniden - gelecek misin bana - hep?" sorusuna artık yanıt bulamama konumudur- "Ne zaman hiç gitmeyeceksin?" sorusunun ise daha hiç sorulamadığı konum...
Sayfa 43
Puan vermedi·134 syf.·
2026 4. kitabı
Tavşan Besleyene Kılavuz ve Özlem Çekene Kılavuz olmak üzere iki bölümden oluşuyor kitap. İlk bölüm, ikinci bölüme göre daha kısa ve daha hafif, insana tebessüm de ettirmiyor değil. “Tavşan besleyenin durumu da zordur,” diyerek bölümü kapatayım. İkinci bölümde ise özlemin türlü anlatımlarıyla karşılaşıyoruz; bazan hüzünle neşenin iç içe geçtiği, bazan sevgiyle kıskançlığın yan yana durduğu, bazan uzaklıkla yakınlığın bir olduğu, bazan de mümkünatsızlığın içinde koyu gri bir renge bürünen halleriyle… “Özledim” kelimesinin içine sığan tüm o duygu yoğunluğunu, baskıyı, sevinci, endişeyi ve taşıdığı onca anlamı bir kez daha hatırlıyoruz. Oruç Abi’nin kitaplarında en sevdiğim şey, yazının bir yerinde durup “Ey okur” diye seslenmesi. Doğrudan yüzünüze dönüp size seslendiği, okuruyla göz göze geldiği o anlar ona has, onunla bütünleşik. Gide’in “Benim için bir kitap okumak, yazarıyla baş başa on beş gün ortadan kaybolmak demektir” sözü vardır ya; işte o baş başalığın en sahici hali gibi geliyor bana. Uzun zamandır Aruoba okumamıştım. Bu kitabı ise 2021’de okumuşum; özlenmiş. Kitabın bitişi ise Attar'ın Mantık Al-Tayr kitabından. "Hulasa burada söz kısaldı, söylemeye imkan yok. Kılavuz da kalmadı, yolcu da, hatta yol da!"
UzakOruç Aruoba · Metis Yayıncılık · 20203,922 okunma
Puan vermedi·360 syf.·
2026 3. kitabı
Her sayfası dolu dolu bir kitap. Statü ve statü endişesine dair kısa ama isabetli tanımlamalarla başlıyor, ardından metni iki ana bölümde ilerletiyor: Statü Endişesinin Nedenleri ve Çözümler. Yazar, statü kaygısını bireysel bir zayıflık gibi ele almıyor, aksine modern toplumun görünmez ama güçlü bir baskı mekanizması olarak değerlendiriyor. Kitap boyunca felsefe, psikoloji ve kültürel gözlemler iç içe geçiyor. Okur, yalnızca “neden böyle hissediyorum?” sorusuna değil, “bu hissi kim, nasıl üretiyor?” sorusuna da cevap buluyor. Özellikle başarı, onay ve saygınlık kavramlarının nasıl içselleştirildiğini göstermesi, okuru kişisel bir yüzleşmeye de davet ediyor. Çözüm bölümünde kolay reçeteler yok. Statü endişesinden tamamen kurtulmayı vaat etmiyor; onunla daha bilinçli, daha mesafeli bir ilişki kurmayı öneriyor. Bu yönüyle kitap, teselli vermekten çok farkındalık kazandıran ve okuru kendi değer ölçütlerini yeniden düşünmeye davet eden bir yapıda diyebiliriz.
Statü EndişesiAlain de Botton · Everest Yayınları · 20251,212 okunma