99.
Özlemdeki en büyük ayartı, yetinmeye sapmasındadır:
o güzellik olmuştur ya-işte, onunla yetinilebilir:
daha fazla uğraşmadan, didinmeden, yaralanmadan...
Bu, bir kaçma ayartısıdır, temelde: hem de, yaşamdan
kaçma özleyen, özleminin olduğu özlediğinin
geçmişte olduğu gibi kalmasını istemekle, aslında,
özleminin yaşamı içindeki anlamını bastırmaya
yönelmiştir; çünkü, belki, özlemini hep yeniden
gerektirecek durumların baskısından yılmış;
özlenene ulaştıracak gerçeklerle başetmekten ürkmüş;
hatta, belki, özlemin artık gereksiz kalacağı
bir ilişki konumundan, korkmuştur -
ya da, salt tembellikten, "Oblomov"luğa sapmış,
yarım-yamalaklıkla da yetinmeyi kabullenmiş;
özleminin yaşamında taşıdığı
hep taşıması
gereken anlamı gözardı etmiştir.
Bu konuma gelmişse, özleyenin özlemi de,
zaten, yitmiş demektir.
Özlem, kendisiyle-içeriğiyle, nesnesiyle,
anlamıyla, yetinemez - hep, kendisinin
ötedeki -uzaktaki-içeriğine, nesnesine, anlamına
-yani, özlenene- yönelmek zorundadır.
Özlem kendinde-olduğu gibi-kalamaz-
kendinle yetinemez.
Özlem, öteyi ister, hep.
Özlem, hep, ötededir - işte :
uzak
ta