Fatıma

Zât-ı Hakk’da mahrem-i irfân olan anlar bizi, İlm-i sırda bahr-ı bî-pâyân olan anlar bizi. Bu fenâ gülzârına bülbül olanlar anlamaz, Vech-i bâkî hüsnüne hayrân olan anlar bizi. Dünyâ vü ukbâyı ta’mir eylemekten geçmişiz, Her taraftan yıkılıp vîrân olan anlar bizi. Biz şol abdalız bıraktık eğnimizden şâlımız, Varlığından soyunup üryân olan anlar bizi. Zâhidâ ayık dururken anlamazsın sen bizi, Cür’ayı sâfî içüp mestân olan anlar bizi. Ârifin her bir sözünü duymaya insân gerek, Bu cihânda sanmanız hayvân olan anlar bizi. Kahr u lûtfü şey’i vâhid bilmeyen çeker azab, Ol azabdan kurtulup sultân olan anlar bizi. Ey Niyâzî katremiz deryâya saldık biz bugün, Katre nice anlasın ummân olan anlar bizi. Halkı koyup lâ mekân ilinde menzil tutalı, Mısrıyâ şol canlara canân olan anlar bizi. Niyâzî-i Mısrî
Şiir
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Aydınlık
Gergin uykulardan, kör gecelerden Bir sabah gelecek kardan aydınlık. Sonra düğüm düğüm bilmecelerden Bir sabah gelecek kardan aydınlık. Gökten yağmur yağmur yağacak renkler Daha hoş kokacak otlar, çiçekler Ardından bitmeyen mutlu gerçekler Bir sabah gelecek kardan aydınlık. Vurulup ömrünün ilkbaharında Kanından çiçekler açar yarında Cümle şehitlerin omuzlarında Bir sabah gelecek kardan aydınlık. Işıklar dal-budak, her kolu İslâm Gönüller, yürekler dopdolu İslâm Tek ölçüsü İslâm, tek yolu İslâm Bir sabah gelecek kardan aydınlık. İzmir’in sağından, Van’ın solundan Erzurum, Edirne, Hatay yolundan Kapı kapı tekmil Anadolu’mdan Bir sabah gelecek kardan aydınlık. Abdurrahim Karakoç
Şiir
Rahmetle...
karanlık basmadan ovalarıma kainatın duru illetsiz aydınlıkları katılaşırken çocuk ruhlarında karanlık basmadan kararmadan taşıtlar et kemik taşıtı tam da mayalanmış yüreğimin hamuru ve ne yakıp kavuran yaklaştırmayan kalıplara hiçbir daraban olmadan ziynetli topraklara da yanardağ akıntısı yer cazibesine mermut akan lav katiyeti heybetiyle akıp dağ'la terbiyeli bir insan eli olan elinle şekillenmeye hazırken NEREDE BULABİLSEM SENİ yetişip dizüstü düşebilsem eteklerine karanlık basmadan dünyayı kapatan karanlık elimizde kılınç ben ince işler ustası musa kardeşim ya ki heybem değişince kubbeli evim girdabım - tövbem kapımın önünde akan ırmak en zengin denizcisi incilerin - uzak şarklara yollanan elçilerin
Şiir
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Biriniz namazda tahiyyâtı bitirdiği zaman, dört şeyden Allah’a sığınarak şöyle desin: 'Allâhümme innî eûzü bike min azâbi cehennem ve min azâbi’l-kabr ve min fitneti’l-mahyâ ve’l-memât ve min şerri fitneti’l-mesîhi’d-deccâl' (meali) Allah'ım, cehennem azâbından ve kabir azâbından, hayat ve ölüm fitnesinden, deccâlin fitnesine uğramaktan sana sığınırım.” (Müslim, Mesâcid 128-134; Ebû Dâvûd, Salât 149, 179; Nesâî, Sehv 64)
Din
Şevval Orucu
Ramazan’dan sonra şevval ayında altı gün oruç tutmak müstehaptır. Bir hadis-i şerifte Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz, “Kim Ramazan orucunu tutar ve ona Şevval ayından altı gün ilave ederse, sanki yılın bütününde oruç tutmuş gibi olur” buyurmuştur. (Müslim, Sıyam, 204; Tirmizi, Savm, 53; Ebu Davud, Savm, 58-59) Bu oruç peş peşe tutulabileceği gibi ara verilerek de tutulabilir. (İbn Abidin, Reddu’l-muhtar, Riyad, 2003; III, 421)
Din