Kitabın kurgusunda fark ettiğim tam olarak anlayamadığım bir kısım var. Kitabın bir yerinde sonsuzdan (berkide daha önce farklı bir zamanda alınmış) altzama gönderilen bir ampül ve dhaa sonrasında kendi yüzyıllarında beliren bir ampülden bahsediyor. Harlan yanlış yere gönderdiğinde direk bu ampüle bakmak akıllarında neden gelmedi diye sorulabilir.
Bu ilk başta aklıma takılan bir soruydu ancak cevabını ilerleyen sayfalarda net bir şekilde vermiş. Dünya güneş etrafında güneşte galaksi merkezi etrafında dönüyor ve hepsi beraber bir yönde harekt ediyorlar. Dolayısı ile gönderilen tam zamanı bilmedikleri için ampülün yerini de bilmiyorlar. Benzer bir mantıkla o halde nasıl oldu da Cooper dünyaya gidebildi? Uzay boşluğuna da gönderilmiş olabilirdi? Bunun da cevabı aslında verildi eğer dünyaya varmamış olsa yolda ölseydi sonsuzluğun olması inkansız olacaktı. Yani kendi varlıkları imkansız olacaktı.
Tabii burda dünya nasıl oldu da aynı noktadan geçebildi zaman farklıyken denebilir? Açıkçası bilmiyorum berki burda asimov dünyanın galaksi etrafında dönüşünü hesaplayıp 23.17'den 19.32 arasındaki yani 400 yıllık bir döngüyü düşünerek böyle bir zaman farkı koydu ki bu hiçbir şeyi çözmez. Ya da sırf 2.dünya savaşı sonrasında gelen özgür dünya fikri onu cezbetti ancak tam olarak ben açıklayamayacağım. Fakat bunun bir kurgusal kusur olduğunu da düşünmüyorum.
Benim gelmek istediğim daha ilginç bir nokta bu ampül denen şey sonuç olarak farklı bir zamandan dı be ondan önceki bir zamana gönderildi yani geçmişteki zaman için yoktan var oldu. Dolayısı ile sadece ampül değil dilediğimiz kadar madde ya da enerji transfer edilebilir. Dolayısı ile evrende entropi dediğimiz ve aslında zaman algımızı şekillendiren doğa olgusunu tersine çevirebildik. Fakat bu imkansızdır. İlgınç olan nokta ama
Kitabın kurgusunda fark ettiğim tam olarak anlayamadığım bir kısım var. Kitabın bir yerinde sonsuzdan (berkide daha önce farklı bir zamanda alınmış) altzama gönderilen bir ampül ve dhaa sonrasında kendi yüzyıllarında beliren bir ampülden bahsediyor. Harlan yanlış yere gönderdiğinde direk bu ampüle bakmak akıllarında neden gelmedi diye sorulabilir.
Bu ilk başta aklıma takılan bir soruydu ancak cevabını ilerleyen sayfalarda net bir şekilde vermiş. Dünya güneş etrafında güneşte galaksi merkezi etrafında dönüyor ve hepsi beraber bir yönde harekt ediyorlar. Dolayısı ile gönderilen tam zamanı bilmedikleri için ampülün yerini de bilmiyorlar. Benzer bir mantıkla o halde nasıl oldu da Cooper dünyaya gidebildi? Uzay boşluğuna da gönderilmiş olabilirdi? Bunun da cevabı aslında verildi eğer dünyaya varmamış olsa yolda ölseydi sonsuzluğun olması inkansız olacaktı. Yani kendi varlıkları imkansız olacaktı.
Tabii burda dünya nasıl oldu da aynı noktadan geçebildi zaman farklıyken denebilir? Açıkçası bilmiyorum berki burda asimov dünyanın galaksi etrafında dönüşünü hesaplayıp 23.17'den 19.32 arasındaki yani 400 yıllık bir döngüyü düşünerek böyle bir zaman farkı koydu ki bu hiçbir şeyi çözmez. Ya da sırf 2.dünya savaşı sonrasında gelen özgür dünya fikri onu cezbetti ancak tam olarak ben açıklayamayacağım. Fakat bunun bir kurgusal kusur olduğunu da düşünmüyorum.
Benim gelmek istediğim daha ilginç bir nokta bu ampül denen şey sonuç olarak farklı bir zamandan dı be ondan önceki bir zamana gönderildi yani geçmişteki zaman için yoktan var oldu. Dolayısı ile sadece ampül değil dilediğimiz kadar madde ya da enerji transfer edilebilir. Dolayısı ile evrende entropi dediğimiz ve aslında zaman algımızı şekillendiren doğa olgusunu tersine çevirebildik. Fakat bu imkansızdır. İlgınç olan nokta ama
Sevgili Boethius yunan ve Helenistik dönem felsefe tarihini çok iyi bir şekilde öğrenmiş ve içselleştirmiş. Uğradığı haksızlık sonucu hiç bir yargılanma içerisine girmeden tutsak edilmiş. Bu adaletsizlik sonucu kafayı yememek uğruna felsefeden arkadaşlarımıza yaptığımızı toz pembe şeklindeki teselliyi yaptırmasını sağlamıştır. Bu kadar okumuş, aklı kullanmayı ön plana koymuş insanların bu şekilde düşünüyor olabilmesi beni şaşkınlığa uğratıyor. Onların düşüncelerinin bana çok saçma gelmesi onları yanlışlamaz aslında. onların bağlamında böyle düşünmek normaldi diyerek ılımlı bir yaklaşım sergileyelim. Ortaçağ felsefesinin genel karakteristik problematiğini ortaya koymaktadır kitap. Felsefe ve din ilişkisini bağdaştırma yani akıl ve Hristiyan düşüncesini uzlaştırmaya çalışır. Platon tekniğinde bir yazım şekli güdülmüş fakat edebi olarak şiirsel dil eklemlenmesi gerçekten hoş olmuştur. Platon'un yazımı dışında düşünceleri de oldukça hakim. İyi ideası ve her şeyin ondan pay alması her şeyin ona doğru yönelmesi düşüncesini tanrı ile özdeşleştirerek dine yedirmeye çalışılmış. Tabii yeni platonculukta Platinos' un BİR, bütün olmasına da göndermeler yaparak tanrıdan sözde gelmeyen kötülüğün aslında olmadığını göstermeye çalışır. Orta çağ ve klasik din felsefelerinin ana sorunlarından biridir tanrının iyiyse kötülük nereden geliyor mevzusu. Burada kötülüğü insanların iyiliğe giderken seçtikleri yolda kötü olan yolu seçmelerine vermiştir. Yani herkes iyi olana yönelir fakat bu iyiye giderken bazı insanlar iyi yolu seçerken bazıları güçsüz olduğu zayıf olduğu için kötülüğü seçer. En can alıcısı ve sinir olduğum noktası da adalet konusunda ki düşünceleri oldu. Yeryüzündeki adaleti sağlama durumunu kötüleyerek bunu diğer tarafa bırakmanın daha doğru olduğunu çünkü kötülere burada
(Tabii Newton bu cümleyi bir cüce olan rakibi Robert Hooke'a yazdığı bir mektupta kullanmış olduğundan, zalimce bir espri yapmak istemiş de olabilirdi.)