imdi chiyo, ustadan aldığı konu üzerinde birkaç haiku denemesi yaptı. usta bu denemelerin hepsini, kavramsal olduklarını ve gerçek duygu taşımadıklarını söyleyerek, geri çevirdi. kadın şair ne diyeceğini, kendini nasıl anlatacağını bilemedi. bir gece işine
öyle derin dalmıştı ki, günün ağarmakta olduğunu ve kâğıt perdelerin hafif bir ışıkla aydınlandığını göremiyordu. işte tam da o sırada zihninde şu haiku oluşuverdi:
hototogisu, guguk kuşudur,
hototogisu tote, öter ece boyunca,
akenikeri! sonra gün doğar!
bu haikuyu gösterince usta, bunun bugüne kadar guguk kuşu üzerine yazılmış en güzel haiku olduğunu söyleyerek hemen kabul etti. bunun nedeni, bu haiku'nun gerçekten de yazarın guguk kuşunu işitince varlığında hissettiği oz iç duygusunu anlatmış olması ve içinde etki yaratmak için yapay ya da düşünce ürünü
hiçbir tasarı taşımamasıydı. bir başka deyişle, içinde ozanın açısından kendi başarısına amaçlanmış hiçbir ego bulunmuyordu.
belki de en ilginç karakteristik japon özelliği "doğanın küçük şeylerini" fark etmek ve onlara şefkatle, duyarılılıkla ilgi göstermektir. büyük idealler ya da çok soyut düşüncelerle uğraşmak yerine, krizantemler ya da kahkaha çiçekleri yetiştirip, mevsimi gelince zevkle onların güzel çiçekler açtığını görmeyi yeğler onlar.
köyün işine yaramayan insanların özel hayatı yoktur. herkes o alana çamurlu ayaklarıyla girer. evlenip çocuk doğurmak ya da ava çıkıp gelir sağlamak… bir şekilde köye katkıda bulunmayan insanlar marjinaldir. o yüzden de köylüler gelip onun her şeyine karışır.