“Bir mevsim-i baharına denk geldik ki alemin,
Bülbül hamuş, havz tehi, gülistan harab...”
Keçecizâde İzzet Molla
(Dünyanın öyle bir mevsimine denk geldik ki, adına bahar diyorlar ama ne hikmetse,
Bülbül susmuş, havuzda su çekilmiş ve gül bahçesi de çiğnenmiş...)
Bu kitabı okuyana kadar birçok duygunun ve toplumda yaygın olan kabul görmüş gerçeklerin kendi iradenizle şekillendirdiğinizi düşünebilirsiniz. Ancak bu kitaptan sonra algılarımızın nasıl da manipüle edildiğini ve inandığımız doğruların büyük otoriteler tarafından zamanla nasıl şekillendirildiğini hayretle okuyacaksınız. Eşcinselliğin temellerinin nasıl atıldığı, sigara tüketiminin nasıl arttırıldığı, psikolojik ilaçların topluma kabul ettirilme süreci, siyasilerin ve din adamlarının manipülasyon konusunda nasıl kullanıldığı gibi birçok konuya değinilmiş.
Aslında kitap bir de şu gerçeği tokat gibi yüzümüze vuruyor: Eğer kendinizi kanıtlamış bir bilim insanıysanız tamamen uydurma olan bir çalışmayı hiç sorgulanmadan istediğiniz yerde yayımlatıp kitleleri peşinizden sürükleyebilirsiniz. Bunun en çarpıcı örneği de Kinsey Raporu üzerinden anlatılmış. Bir raporun dünyadaki tüm dengeleri nasıl değiştirdiğini okudukça şok üstüne şok yaşayacaksınız. Zamanla bu raporun bilimsellikten uzak bir şekilde oluşturulduğu kanıtlansa da artık her şey için çok geçtir. Çünkü kitleler peşinden sürüklenmiş ve toplum tamamıyla manipüle edilmiştir. Bu da bize gösteriyor ki yalan haber ve raporlar zamanında tespit edildiğinde anlamlıdır. Aksi takdirde her şey için çok geç kalınmıştır.
Hayat sanki sadece gözlerimin eriştiği yerlerden, içinde yaşadığım zamandan ibaretti. Sanki dünyada, beni işime götüren tozlu ve çamurlu yoldan, kerpiç duvarlardan ve ne söylediklerini yarım saat sonra bile hatırlamaya imkan olmayan birkaç iyi kalpli arkadaştan başka bir şey mevcut değildi.