rojinavc

rojinavc
@_naifdusunceler
Terk ettiğin şehirler, yarım kalmış şiirler Sustukların büyür içinde... instagram.com/_lahza.v?igsh=M...
Türkçe Öğretmeni
Lisans
Diyarbakır
33 okur puanı
Eylül 2023 tarihinde katıldı
"Gülüşüne yağmur damlası çarpsa, şiir olur. Bunu bir ben bilirim, bir de gökyüzü.."
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Uğranılan haksızlıklara ve hakaretlere koyun gibi tahammül etmemek insanlığın başlangıcıdır evlat..
Kitap Alıntısı
Puan vermedi·214 syf.·
2025 35. kitabı
İstanbul’da yetişmiş bir paşazadenin dünya harbinde kolunu kaybetmesi ve doğduğu şehrin işgale uğraması neticesinde askeri Mehmet Ali’nin köyüne yerleşmesiyle başlasa da aslında Kurtuluş Savaşı’nın arka yüzüne yani Anadolu ve halkının o dönem yaşadığı durumları bizlere anlatmaktadır. Adeta o dönemin yansıması olmuştur. Romanda Anadolu’nun yüzlerce yıldır kaderine nasıl terk edildiğini görebiliriz. Yokluk içerisinde dünyadan bihaber yaşayan, eğitilmemiş ve bir kenarda unutulmuş Anadolu halkının içinde bulunduğu her türlü kötü koşullara rağmen vatan için bedel ödemektedir. Yazar, romanda yer verdiği sözlerle hem aydınlara olan bakış açısını hemde bu durumu çok açık bir şekilde ifade etmiştir. “Anadolu halkının bir ruhu vardı; nüfuz edemedin. Bir kafası vardı; aydınlatamadın. Bir vücudu vardı; besleyemedin. Üstünde yaşadığı bir toprak vardı; işletemedin. Onu, hayvani duyguların, cehaletin, yoksulluğun ve kıtlığın elinde bıraktın. O, katı toprakla kuru göğün arasında bir yabanî ot gibi bitti. Şimdi elinde orak, buraya hasada gelmişsin! Ne ektin ki, ne biçeceksin?. Aslında roman ilk başta cahil kalmış köylülerin eleştirildiği şeklinde bir intiba oluşturmaktadır. Hatta bu nedenle yazar eleştirmenler tarafından sert bir şekilde eleştiriye maruz kalmıştır. Ancak romanın bütünü düşünüldüğünde bir paşa çocuğunun köydekileri garipsemesi ve kötülemesi üzerine başlayan düşünceler daha sonra İstanbul’da yaşayan aydınların eleştirisine dönüşür. Kısacası yazarın bu yapıtında Anadolu halkının cahil bırakılmasının eleştirisini görürüz ancak şunu da soylemem gerekirse aslında bu bakış açısı yeni kurulmuş olan Türkiye Cumhuriyeti’nin de temel felsefesini yansıtır. İstanbul işgal altındayken yokluk içerisinde yine tüm fedakarlığını yaparak Avrupalı düşmanlarını yenen Anadolu halkı,
Edebiyat
YabanYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 202154,6bin okunma
Artık kenti hissetmiyordum, sokağı da, ne sokağın adını ne de kendi adımı hissediyordum, tek hissettiğim burada bir yabancı olduğum, bir bilinmezin içinde kendimi özgür bırakmış olduğum, içimde hiçbir amaç, hiçbir duyum ve hiçbir ilişki olmadığı, buna karşın çevremdeki bu karanlık hayatın, damarlarımda akan kan kadar mutlak olduğuydu.