Semih

Semih
And you know life's too hard to figure out alone... Alan Parsons
Zéro two
Puan vermedi·360 syf.·
2025 9. kitabı
Yarın, ve Yarın, ve Yarın kitabından beklediğim atmosferi bu kitapta buldum. Yazar kitabı kaleme alırken birçok kaynaktan esinlenmiş; LoL, mario gibi bilgisayar oyunlarından, harry potter, labirent, açlık oyunları gibi kitaplar veya bu kitapların filmlerinden esintiler görebiliyoruz. Konu olarak doğrudan bir ilgisi olmasa da dolaylı olarak okuma sürem boyunca yoğun bir şekilde Alacakaranlık kitap serisini okuyormuşum gibi hissettim. Evet okudum, onu da okudum, liseli bir ergenken okumuş olamaz mıyım, ne var yani? Karakterler 18-23 yaş civarlarında ancak olayların ciddiyeti dünyayı kurtarma seviyesinde. Bu durumu da biraz animelere benzettim açıkcası. Kesin oralardan da bir esinlenme var ama doğrudan aklıma gelen bir örnek yok. Tam tersi de mümkün, kitabın anime serisi çıksa izlenir bence konu gayet güzel. Konu demişken, teknoloji almış başını gitmiş, insanlar kablosuz gözlükler gibi bazı ekipmanlarla sanal ortamlara bağlanıp hayatlarını orada geçirmeyi tercih ediyorlar. Her yıl düzenli sanal savaş oyunu turnuvaları gerçekleştiriyorlar ve büyük ödüller için takımca bir mücadele ortaya koyuyorlar. Bu turnuvalara katılmak çok zor, rekabetçi şekilde puanınızı yükseltip dünya çapında üst sıralarda yer almanız ve katılım için davetiye beklemeniz gerekiyor. Ana karakterimiz 18 yaşında bir kız çocuğu, annesi babası olmadan bir arkadaşı ile birlikte küçük bir evde yaşıyor. Hayatını idame ettirebilmek için garsonluk ve "gerçek hayatta" avcılık yapıyor. Ama nasıl bir avcılık? Polis tarafından başına ödül koyulmuş suçluları yakalıyor! Geri kalan vaktinde de yarı zamanlı hacker, sanal alemde bazı ufak tefek şımarıklıklar yapıyor. Kitap boyunca bu karakterin başından geçen olayları okuyoruz; aşk, aksiyon, macera, gerilim. Konu güzel, fikirler güzel, okuması çok uzun sürmüyor biraz kafa dağıtmak için
Dizi/Film
Warcross - Bir Sanal Gerçeklik OyunuMarie Lu · Yabancı Yayınları · 20178,3bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Ölümün, şimdiki zamanla geleceğiniz arasında dikkatlice çizdiğiniz tüm çizgileri kesip atma gibi bir huyu vardı.
Yaşamak biraz da cesaret ister
8/10
·181 syf.·
2025 8. kitabı
Bakalım neymiş şu Hayat dediğimiz şey diye kitabı elimize alıp kuantuma giriş ile karşılanmak insanı biraz dumura uğratıyor doğrusu. Yazar adeta "Engin tecrübelerimden faydalanmak için önce bu zorlu görevi tamamlamanız gerek!" demiş. Biraz zorlanarak da olsa devam etmeme değdi ancak ilk defa Engin Geçtan okuyacak birisi için biraz yıpratıcı bir girizgah gibi geldi bana. Bu yazardan okuduğum ikinci kitap, İnsan Olmak sanki ilk defa Engin Geçtan okuyacak birisi için daha iyi gibi. İçerik için bkz.: #137164291 Yazarın diğer kitaplarını henüz okumadığım için genel anlamda yorum yapmam şimdilik mümkün değil. Kuantum fiziği dediğin nedir ki gulüm? Zaten o konuları çoktan yaladık yuttuk diye devam ettikten sonra, kitap akışı boyunca yine dalga dalga gelen bazı teknik bilgiler arasında(psikoloji, felsefe, tarih...vs.) kulaç atıp boğulmadan çıkmak gerekti. Derinlik açısından da kolay bir kitap olduğunu asla düşünmüyorum ama kesinlikle tatmin edici. İnsanın okudukça yalnız olmadığını anlaması bazen de yüzeysel de olsa kafa yorduğu düşünce ve davranışlarda biraz daha derinleşme şansı bulması, yapılan okumayı daha anlamlı kılıyor. Bu kitap da size bu lezzeti sağlıyor. Kitap kapsamlı bir deneme yazısı olduğu için hayat başlığı yerinde olmuş zira çok farklı konulara değinilmiş. Yazar biraz kendi yaşadıklarından örneklerle, biraz adeta bu toplumun ciğerini biliyorum tespitleriyle, biraz teknik, biraz sohbet havasında birçok konuya değinmiş. Bazen geçmişe gidiyoruz bazen de şu anın önemiyle ilgili hatırlatmalara kulak veriyoruz, bazen çocukluk, bazen ebeveynlik, bazen yaşlılık içinde buluyoruz kendimizi. Haddime değil ama bu kadar çok konu olunca bana zaman zaman kopukluklar ve kitabın genel bütünlüğü anlamında bir toparlanamamışlık hissettirdi. Belki de
Psikoloji
HayatEngin Geçtan · Metis Yayınları · 20236,1bin okunma
çokça
Greta Garbo'nun "Şöhret boşuna gelmez" sözü kendi zamanı için geçerli olmuş olabilir, ama günümüzün pazarlamacı dünyasında boşuna geldiği de oluyor.
Kendi tarihlerini kabul edemeyen insanlar gibi, tarihiyle yüzleşip onu ortaklaşa kabul edememiş toplumların da huzura ulaşmaları mümkün olamıyor.