Evet, dağınıklığımız Ahmet Hamdi Tanpınar'a benziyor, hep bir yıkımın kıyısında dolaşıp duruyoruz. Ama ansızın bir İsmet Özel şiiri gibi patlayıp, bütün uzuvlarımızla dünyaya meydan okuyan da biziz.
"Bütün mu'cizat-ı enbiya, Kur'anın bir nakş-ı i'cazını göstermiştir; öyle de Kur'an bütün mu'cizatıyla bir mu'cize-i Ahmediye (A.S.M.) olur ve bütün mu'cizat-ı Ahmediye (A.S.M.) dahi, Kur'anın bir mu'cizesidir ki, Kur'anın Cenab-ı Hakk'a karşı nisbetini gösterir ve o nisbetin zuhuruyla herbir kelimesi bir mu'cize olur."
Sürekli olarak zamanda zıplayan bir zihnimiz var. ya gelecekten endişe ediyor ya da geçmişten gelen pişmanlıkları dertleri önümüze taşıyor. Aslına bakarsanız bu koşullar altında insan olmak oldukça zor bir hal! İnsanın bu zorluğu bu sıkıntıyı aşabilmesinin en önemli yolu ise zihnini ”şimdi”ye, “şu an"a konsantre etmesi ,içinde bulunulan ana odaklanabilmesidir.