DUA Bende sıklet, sende letâfet.Allahım, afvet! Lâtiften af bekler kesâfet?..Allahım, afvet! Etten ve Kemikten kıyafet..Allahım, afvet! Şânındır fakire ziyâfet.Allahım, afvet! Âcize imdadın şerâfet..Allahım, afvet! Sen mutlaksın, bense izâfet.Allahım, afvet! Ey kudret, ey rahmet, ey ref'et.Allahım, afvet! (Mayıs 1982)
Sayfa 103·Kitabı okuyor
Freud'a ve izinden giden psikanalistlere göre çocukluk, öncelikle, hatta sadece kayıpla tanışma dönemidir. Gelişimimiz dediğimiz şey kayıptan ne anlam çıkarıyorsak odur.
Sayfa 138·Kitabı okuyor
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Tebük Seferi
Hicretin dokuzuncu senesinde Bizans imparatorunun Arabistan'a karşı bir seferde bulunmak istediği şâyi olmuş. Rasûl-i Ekrem sallallâhu aleyhi ve sellem Efendimiz de ashâbını techiz olunacak ordu için Allah Celle Celâluhu yolunda teberrüâta da'vet etmiş, herkes kudretine göre teberrüatta bulunmuş, " Hz. Ebû Bekir radıyallâhu anh de elinde ne varsa hepsini fî sebîlillah vermişti."
Alıntı
Hudeybiye Musâlahası'nda (Anlaşmasında)
Hicretin altıncı senesi Kâbe'yi ziyâret maksadıyla Peygamber Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem ashâbıyla radıyallâhu anhum ecmaîn berâber Medine'den çıkmıştı. Mekke'ye yaklaştıkları sırada mukâvemetle müşkilat çıkarılacağı anlaşılması üzerine Peygamber Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem ashâbıyla istişâre eyledi. Hz. Ebû Bekir radıyallâhu anh şu mütalâayı dermiyân etti: - Ya Rasûlallah bizim maksadımız harp ve darp değildir. Kâbe'yi ziyarettir. Onun için yolumuzda durmakta mânâ yoktur." dedi. Rasûl-i Ekrem Efendimiz sallallâhu aleyhi vesellem de bu fikri kabûl ile Hudeybiye musâlahası akd olundu. Bu muâhede Müslümanlardan ziyâde müşriklerin lehinde gibi görünüyordu. Hz. Ömer radıyallâhu anh bundan son derece muzdarip olmuş, Hz. Ebû Bekir'e gitmiş anlatmış, Hz. Ebû Bekir de O'na: "Hz. Muhammed bir Peygamberdir. Ne yaparsa Allah Celle Celâluhu'nun emriyle yapar, Allah Celle Celâluhu onun her zaman Nâsırı ve Muînidir." demiştir. Bilâhare Hz. Ömer radıyallâhu anh de bu muâhedenin hakikaten bir feth-i mübin olduğunu anlamıştı.
Alıntı
"Fâniyim, fâni olanı istemem. Âcizim, âciz olanı istemem. Ruhumu Rahman'a teslim eyledim, gayr istemem. İsterim, fakat bir yâr-ı bâki isterim. Zerreyim, fakat bir Şems-i Sermed isterim. Hiç-ender-hiçim, fakat bu mevcudatı birden isterim."
Acaba mutluluk nedir? İşte bunu bilen yok... Belki de yalnızca bu dünyanın gürültü patırtısından uzak olan deliler mutlu sayılabilir.
Kaknüs Yayınları, 4.Baskı·Kitabı okuyor
Alıntı