Ben inşaat mühendisiyim ve bize okutulan Newton fiziğinde Tanrısal hiçbir boyut yoktu. Newton'ın hayatını araştırdım, onun bu fizik kanunları karşısında imanı artıyor, bu heybet karşısında bir acziyet içerisine giriyor, Yaratıcı'ya bir hayranlık duyuyor. Albert Einstein da diyor ki: "Tabiat, bir cep saatine benzer. Biz bu cep saatini dışarıdan dinliyor ve içinde şöyle bir mekanizma var diyerek tahminler yürüyoruz, sonra da bunu modelliyoruz. Ben bunu yaptım, Aristo da bunu yaptı. İnsanlık Aristo fiziğiyle Newton'a kadar iki bin sene geçirdi.
Artık Leonardo, Newton, Edison, Einstein gibi kendi halinde labarotuvarlarında çalışan bilim adamları figürleri yoktur. Bu figürlere benzemeyen, onlardan çok farklı olan B. Gates, S.Jobs, E. Musk, A. Lewandowski ve R. Kurzweil gibi sermayeyle doğrudan ilişkili olan ve yüksek paralar kazanan kişiler, bu dönemin bilimcileridir.
İslam'in ilk şartı Allah'a imanın beyan edilmesini içerir. Atom çağında dinin gelecegine süpheyle bakanlara, yeni çağın müjdeleyicilerinden olan en otoriter insan Albert Einstein'in Allah'a inandığını hatırlatabiliriz. Einstein, fizik ve evrene ilişkin olan ve insan hayat için büyük önemi haiz bilgilerin Alah'a inanmakla tezat oluşturduğunu düşünmemişti... iste onun bu husustaki ifadelerinden biri: "Her dinin özünde hiçbir zaman büsbütün anlaşılamayan, gerçekten var olan ve en yüiksek hikmet ve parıltılı bir güzellikle arz-ı endam eden bir irfan ve his vardir, Bizlerin zayif yetileri onu ancak en ilkel şekliyle kavrayabiliyor. Bu açıdan ben koyu bir dindarim. Hayatın sonsuzluguna iliskin gizem, varlıkların hayret verici yapılarına iliskin bilgi ve hisler ve ayrıca tabiatta kendini apaçık ortaya koyan aklın küçük bir kısmını anlamaya çalışmak için yapilan mütevazı girişimle tatmin oluyorum." Yani din, tarihin başlangıcına, ateizm de atom çağına mahsus seyler degil. Din ve ateizm, tüm devirlerde birbirine denk sekilde var olmuşlardı.
Einstein'a: Siz çok zekisiniz" diyorlar, Einstein da cevap veriyor: "Ben çok zeki değilim, benim çok zeki olduğumu zannedenler yanılıyorlar, bende bitmek tükenmek bilmeyen bir merak duygusu, azim vardır" diyor. Peki, diyorlar bu azim her şeye kâfi midir? Evet, diyor."
Einstein’ın da dediği gibi: Merakın var olmak için kendi nedenleri vardır. Sonsuzluğun, hayatın, gerçekliğin hayret verici yapısının gizemleri düşünüldüğünde şaşkına dönmemek elde değil. Bu gizemi her gün biraz olsun kavramaya çalışmak yeterlidir. O kutsal merakı asla kaybetmemeli.