Bu gece hücrende sana sunduğum kendim değil,
-o çok kolay olurdu- sana kendini sunuyorum, her zerrenle sevilen seni.
Sayfa 93·Kitabı okuyor
Ebu Umame eş-Şa'bânî'den (radıyallahu anh) rivayetle: Ebu Salebe el-Huşeni'ye sordum: Ya Ebu Salebe, «Siz kendinize bakın..» (Maide 5/115) ayeti hakkında ne dersin? Dedi ki: Vallahi bu soruyu iyi bilen birine sordun çünkü ben de Resulullah (sav)'e aynısını sormuştum o da şöyle buyurmuştu: «Ma'ruf'a sarılın, münkerden kaçının! Ne zaman ki insanların cimriliğe uyduğunu, hevalarını takip ettiklerini, dünyanın tesirinde yaşadıklarını ve her fikir sahibinin yalnız kendi fikrini beğendiğini görürsen o zaman kendine bak. İnsanlarla uğraşmayı bırak. Sizlerin arkasından gelecek günler, sabır günleridir. Sabır elinde kor tutmak gibidir. O günlerde amel eden kimseye, karşılık olarak aynı ameli işleyen 50 adama verilen ecir kadar ecir verilir.» Ben daha da çok öğrenmek istedim ve Resulullah sav)'e sordum: "Ya Rasulallah! onlardan 50 kişinin ecri gibi mi?" Buyurdu ki: «Sizden 50 kişiye verilen ecir gibi.»
Sayfa 3058 - Ebu Davud, Melahim, 4341; Tirmizi, Tefsiru'l Kur'an, 3058
Reklam
Sunuş
Bizi Kelam-ı Kadim'ine bu kadar cūz'i de olsa hizmete muvaffak kılan Allah'a hamd; o kelamı bize aktaran sevgili Peygamber'imize ve âl ve ashabına salat ve selam ederiz. Bu yolda değerli çalışmaları ile bu hizmetimizi kolaylaştıran İslam alimlerine tarziyelerimizi yollarız. Sevgili okuyucular Kur'an-ı Kerim'e bu seviyede bir çalışma, küçük bir kayıkla denize açılmaya benzer. Bu kişi kayıkla da olsa denizden bir şeyler istifade edecektir. Ancak vasıtası küçük ve imkanı az olduğu için kendini deniz gibi bir riske de atmıştır. Onun için bu kimsenin kıyıdan uzaklaşmaması lazımdır. İşte tıpkı bunun gibi böyle bir meal okuyarak istifade etmeğe çalışan da imkanının kıt olduğunu bilerek bundan derin manalar ve hükümler çıkarmağa çalışmamalıdır. İşin henüz ilk adımında olduğunun şuurunda olmalıdır. Eğer Kur'an denizinin derinliklerine açılmak istese, hedefine göre zamanla vasıtasını güçlendirmeli ve kendini ona göre hazırlamalıdır; yani altyapısını daha sağlamlaştırmalı ve imkanını genişletmelidir. Fakat bu ilk çalışmasını da küçümsememelidir. Çünkü hemen hemen bu tabii ve normal yoldur. Bu dalda en sağlam başvuru eserini veren İmam Rağıb el - İsfahani, el - Müfradat fi Ğaribi'l-Kur'an kitabının önsözünde şöyle demektedir: Allah Teala nasıl peygamberliği bizim Peygamberimizle sona erdirmiş; bütün şeraitleri onun şeriati ile bir bakıma nesh etmiş ve bir bakıma tamamlamışsa, kitabı da bütün kitapları içine almıştır. Bir mucizesi olarak hacmi küçük olan bu kitabın içine birçok manalar sığdırmıştır. Öyle ki insan aklı bunu kavramaktan, dünyevi imkanlar bunu teminden aciz kalmıştır. Onun nurlarını ancak sağlam gözler görür ve onun güzel meyvelerini ancak temiz eller toplar ve şifasına ancak arı nefisler nail olur. Nasıl içinde köpek ve suret bulunan eve melekler girmezse, içinde
Kitap Alıntısı
Ehl-i Sünnet'e göre, insanın yediği her şey —ister helal ister haram olsunonun rızkıdır. Mu'tezile ise “haram rızık değildir” demiştir. Bu ihtilaf, rızık kavramının tanımından kaynaklanır. Ehl-i Sünnet'e göre rızık, “canlının kendisiyle beslendiği şey”dir; Mutezile'ye göre ise “mülkiyet”tir. Ancak bu anlayış bâtıldır; çünkü Allah'ın “Yeryüzünde yürüyen hiçbir canlı yoktur ki rızkı Allah'a ait olmasın” (Hud 11/6) ayeti, rızkı mülkiyetle sınırlamayı imkânsız kılar. Zira hayvanlar için mülkiyet söz konusu değildir. Ayrıca bir insan ömrü boyunca haram da yiyebilir; bu durumda, “Allah'ın rızkını yemedi” demek mümkün değildir. Sâbuni, şu muhtemel itiraza da cevap verir: “Madem haram da Allah'ın rızkıdır, öyleyse onu yiyen niçin cezalandırılır?” Cevap olarak der ki: Allah rızkı mutlak olarak vaad etmiş, ancak onu helal yoldan aramayı emretmiştir. Kul, hırs ve heva ile haram yoldan onu talep ederse, Allah rızkını o yoldan da ona ulaştırır; fakat kul, kötü seçimi ve ilahi emre muhalefeti sebebiyle cezayı hak eder. Bu durum, öldürme fiiline benzer: Öldürülenin ölümü Allah'ın yaratmasıyladır, ama katil, fiili kendi iradesiyle gerçekleştirdiği için mesul olur.”
Sayfa 126·Kitabı okudu
1000Kitap
AŞK VE ARKADAŞLIK Aşk yaban gülü gibidir, Dostluk çoban püskülü gibidir. Gül çiçeği açtığında kutsal karanlıktır, Ama hangisi daha sürekli çiçek açar? Yaban gülü baharda tatlıdır, Yaz çiçekleri havayı koklar; Yine de bekle kış tekrar gelene kadar. Ve yaban gülüne kim panayır diyecek? O zaman şimdi gül çiçeği küçümseme. Ve kutsalın parlaklığıyla donat. Öyle ki, Aralık alnını kararttığında, Çiçeğini hala yeşil bıraksın. A. E. HOUSMAN EMILY BRONTE
Kitap Alıntısı
“Bu örnek Eski Ahitten bir örnek; Davud, Samuel'e gelerek Filistinli isyancı Calur'a karşı savaşımak istediğini söyler. Samuel, onu yüreklendirmek için kendi silahlarını ona verir. Bu silahları kuşanır kuşanmaz o silahlarla benliğini ve gücünü bulamayacağını ve düşmanla kendi sapanı ve bıçağıyla dövüşeceğini söyler. Sonuçta şunu söyleyeceğim: Başkalarının silahı ya insanların üstünden dökülür, ya insana ağırlık verir ya da dar gelir.”
Sayfa 54·Kitabı okudu
Reklam
Reklam