Hiç kimse kendinden fazlasını göremez. Herkes başkasında, kendisi olabildiği kadarını görür, çünkü onu ancak kendi zekası ölçüsünde kavrayabilir ve anlayabilir.
Yalnızlığın dezavantajlarından birisi vardır ki, bilincine varılması, ötekiler kadar kolay olmaz; bu da sürekli evde kalmak yüzünden, bedenimizin dış etkilere karşı çok duyarlılaşması ve en küçük bir hava akımının bile onu hasta etmesidir; bu yüzden, sürekli köşeye çekilmişlik ve yalnızlık yüzünden, ruhsal durumumuz öyle duyarlı olur ki, en önemsiz olaylar, sözcükler ve hatta salt tavırlar yüzünden huzursuz olur ya da hastalanır ya da inciniriz; oysa sürekli kalabalığın içinde kalan biri, bunları dikkate almaz bile.
Dışarıdan bir şeyler kazanabilmek için içeriden bir şeyler yitirmek, yani şan şöhret, mevki, şatafat, ün, san kazanmak için huzurunu, boş zamanını ve bağımsızlığını bütünüyle ya da önemli ölçüde feda etmek büyük bir budalalıktır.