Osman’a Veda Kendime Merhaba
10/10
·129 syf.··
2026 40. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 12:03
Selam 1000K bu benim ilk incelemem okuyup yorum yaparsanız çok mutlu olurum... Aylin Balboa’nın kalemiyle ilk kez bu kitapta tanıştım ve okuduktan sonra yazarın diğer kitaplarına da mutlaka bir şans vereceğime eminim. Öncelikle kitap sıradan bir aşk acısını ele almıyordu. Yazarın da çok isabetli bir şekilde belirttiği gibi: "Ayrılık acısı harbiden garip olay. Aşk acısı demek doğru olmaz buna, aşk sadece bir parçası. Ayrılık ondan çok daha fazlası. İçine bazen dünyalar sığıyor, hiç ilgisi olmayan konular bile bununla ilgiliymiş gibi geliyor insana." İşte bu kitap giden bir adamın arkasından yakılan bir ağıt değil de o gidişin yarattığı boşlukta yankılananlardı. Okurken sanki yazar tam karşınızda oturmuş, bir yandan kahvesini yudumlarken bir yandan da hayatın absürtlüklerine saydırıyor gibi hissediyorsunuz. Altını çizeceğiniz o kadar çok yer var ki, en azından ben neredeyse her sayfayı alıntıladım :), kitap adeta sizinle dertleşiyor. Balboa, "Gerçekler çoğunlukla acı, her zaman özgürleştiricidir" felsefesine tutunarak kendini kandırmaktan vazgeçiyor. Zihnini şahsi bir müze gibi gezip anıların tozunu alıyor ama o anılarda boğulmamayı öğreniyor ve bize de öğretiyor. Ve bence kitabın en çarpıcı yanı insanın kendi kendisiyle olan ilişkisini onarma sürecini sade ve akıcı bir dille bize aktarması. Netice itibarıyla bu bir veda kitabı. İnsanın sınırlarını, zaaflarını ve en önemlisi kendi içindeki o sarsılmaz gücü keşfettiği bir iyileşme manifestosu. Osman'la ya da bir başkasıyla, hayat bir şekilde bizi sınıyor, planlarımızı başımıza yıkıyor. Ama günün sonunda önemli olan, tüm o harabenin içinden çıkıp kendinle baş başa kalabilmek. "Ben bu yolun sonunda kendime çıktığım için çok mutluyum." Astalavista Osman :) Bu Hikâye Senden Uzun Osman Aylin Balboa
İnceleme
Bu Hikâye Senden Uzun OsmanAylin Balboa · İletişim Yayıncılık · 202213,7bin okunma
Gökçen
7/10
·528 syf.··
2026 1. kitabı
Loresima’nın dört kitaplık devasa "Gökçen" evrenini bitirdiğimde hissettiğim şey tam bir duygu karmaşasıydı diyebilirim. Bir yanda kahkahalarla güldüğüm, gözyaşlarımı tutamadığım sahneler varken; diğer yanda "Yeter artık, aynı konuyu kaçıncı kez okuyoruz!" diyerek kitabı duvara fırlatma isteğim birbirine karıştı. Hikaye, çocuklukları aynı askeri lojmanda geçen, sürekli didişen maviş doktorumuz Gökçen ve Barut Timi'nin sert komutanı Murathan Karakurt etrafında şekilleniyor. Yıllar sonra Gökçen'in tayiniyle yolları tekrar kesişince o tatlı atışmaları, Murathan’ın Gökçen'i aslında yıllardır unutamadığını fark etmesi ve ikilinin bir araya gelme çabası ilk başta gerçekten çok keyifliydi. Özellikle operasyonlar, Barut Timi'nin ölümle burun buruna gelmesi ve hastane koridorlarındaki gerilim hissi insanı inanılmaz içine çekiyor. Zaten serinin açık ara en iyi yanı ana karakterlerin aşkından ziyade Barut Timi'nin ta kendisiydi! O askerlerin birbirine bağlılığı, vatan uğruna fedakarlıkları o kadar iyi yazılmış ki onlarla gülüp ağlamamak elde değil. Hatta yan karakterlerden Aybüke ve Süleyman'ın derinliği ve aşkı, yer yer ana karakterleri bile gölgede bıraktı. Ancak olaylar ilerledikçe, özellikle üçüncü ve dördüncü kitapta o saf heyecan yerini maalesef sakız gibi uzatılmış bir dramaya bıraktı. Hikaye taş çatlasa iki kitapta efsanevi bir şekilde bitebilecekken dört kitaba yayılınca aynı ayrılıp barışmalar ve tekrarlanan tripler okuma hevesimi fena halde baltaladı. Bununla da kalmadı, başlarda Murathan’ın o tatlı korumacı tavrı sonradan "Onu giyme, oraya gitme" tarzı toksik ve maço bir diktatörlüğe dönüştü. Gökçen gibi güçlü, ayakları yere basan bir doktorun bu egoist tavırlara boyun eğmesi ve ilişkinin vıcık vıcık bir hale gelmesi beni epey yordu. Üstelik yazarın o amatör Wattpad
GökçenLoresima · Ephesus Yayınları · 20237,6bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
7/10
·152 syf.·
2026 23. kitabı
Neil Gaiman'dan okuduğum ikinci eser. Hızlı okunabilen, betimlemelere sıkça başvurulmamış bir öykü. Masalsı biçiminden ötürü bu denli değinilmemiş olmalı. Buna rağmen çocuklara direkt olarak hitap etmiyor; genç-yetişkin kategorisine uygunluğu ortada. Kitabın size ulaştıracağı korku ve gerilimin düzeyi, bana kalırsa sizin bu türde okumalar yapıp yapmadığınızla alakalı değişecektir. Çünkü hayal gücünüze bağlı olarak fazla karanlık (ve yer yer gotik) veya macera odaklı okumanız olası. Buna göre kitabın renkleri kendini gösteriyor. Aslında içinde (kara kalem) yer alan çizimler bu gerilim etmenini artıran güzel bir ek olsa da kimileri için karakterleri ve öyküye ait çizgileri ele verdiğinden aynı hoşnutlukla karşılanmayabilir. Şahsen olumlu etkisini gördüm ve bendeki psikolojik gerilim etmenini artırdı. Çocuk yaştaki Koralin'in, korkusundan arınması için onun üstüne gitmesini, bir cesaret örneği göstermesini anlatıyor kitap. Bu bağlamda, yazarın da ilham aldığını belirttiği üzere Alice'in (Harikalar Diyarı) yolculuğuna benzer bir "karşıya geçiş" teması (akla aynı zamanda Narnia'yı da getiriyor) mevcut. Bununla beraber, her çocuğun hayatına öyle ya da böyle (bahsedilen korkularının dışında) etki eden diğer en önemli unsur olarak ebeveynler kullanılmış. Özellikle canavar tasvirinde baskın olacağından ötürü (sürpriz kaçırmaması için belirtmiyorum ama) anne karakteri bu rolü üstleniyor. Biz de diğer tarafta olan biten fantastik bu sürece Koralin ile atılıyoruz. Burada bize yer yer yardımcı olan karakterler var. Onlarla beraber anlatım hem bayağılıktan sıyrılıp çeşitlilik kazanıyor hem de farklı yorumları beraberinde getirebilecek gelişmelere gebe oluyor. Yetişkinler için hatırlatıcı çocuksu düşünceleri ile aşırıya kaçmayan korku-gerilim yaklaşımlarıyla ve alt metinde yatıp
Edebiyat
KoralinNeil Gaiman · İthaki Yayınları · 20192,621 okunma
10/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2026 171. kitabı
"KAPI" "Hayal edebildiğiniz her şey gerçektir." Pablo Picasso'nun bu çarpıcı sözü, ilk duyulduğunda kulağa bir şairin abartısı gibi gelebilir oysa, insanlık tarihinin en derin gerçeklerinden birini özetliyor: Hayal gücü, gerçekliğin öncüsüdür. Düşünelim: Uçan bir makine hayal edilmeden önce gökyüzünde yalnızca kuşlar vardı. Ay'a ayak basmak hayal edilmeden önce insanlık yeryüzüne zincirlenmişti. Kablosuz iletişim, tıp alanındaki mucizeler, sanat eserleri, devrimci fikirler... Hepsi önce bir zihinde canlandı, sonra gerçek oldu. Hayal etmek, bir çocuğun bulutlara şekiller vermesi gibi masum bir eğlenceden çok daha fazlasıdır. Hayal gücü, insanın sınırlarını zorlayan, olanı olduğu gibi kabul etmeyip "ya şöyle olsaydı" diye soran cesur bir eylemdir. Gerçekliği dönüştüren her adım, önce zihinde atılmıştır. İlk bakışta sade bir derviş hikâyesi gibi görünse de, satır aralarında insanın kendi iç dünyasına yaptığı uzun ve meşakkatli yolculuğu anlatan manevi bir arayış romanı. Kitabın tanıtımında yer alan “İki hayatı da deneyen bir derviş, derviş olduğunun da farkında değil” ifadesi, aslında romanın temel meselesini özetliyor: İnsan, hakikati ararken çoğu zaman sahip olduğu değerin farkında değildir. Bazı eserler olaylarıyla, bazıları karakterleriyle etkiler insanı. Bazıları ise biz, okurların kalbine sessizce dokunur ve uzun süre zihnimizde yaşamaya devam eder. Kitabın merkezinde yer alan karakterler, alışılmış kahramanlardan oldukça farklı. O ne kusursuz bir bilge ne de olağanüstü özelliklere sahip biri. Tam aksine, eksikleriyle, tereddütleriyle ve insani yönleriyle karşımıza çıkıyor. Karakterin yaşadığı sorgulamalarda kendimizden izler bulabiliyoruz. Karakterlerin düştüğü çıkmazlar, verdiği mücadeleler ve içsel çatışmaları, aslında insan olmanın ortak deneyimlerini temsil
Edebiyat
KapıUmut Değirmen · Otağ Yayınları · 20251 okunma
Puan vermedi·248 syf.··
2026 23. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 11:28
Rus edebiyatı ile ilgili kafamdaki o şablona oturtamadığım bi kitap oldu. Edebi bi kılıf uydurmadan hoşuma gitmediğini söylemem lazım. Rus edebiyatı denince zihnimde uyanan o derin varoluşsal sancıları, karakterlerin ruhsal derinliklerini ya da toplumsal eleştirileri bu kitapta bulamadım. Karşımda Dostoyevski’nin o insanı çarpan psikolojik tahlilleri veya Tolstoy’un destansı anlatımı yoktu. Aksine, daldan dala atlayan, sanki bi köy kahvesinde abartılı hikayeler anlatan bir ihtiyarı dinliyormuşum gibi hissettiren, kopuk bir kurgu vardı. ​Kitaptaki o meşhur "delilik" ve bilgelik övgüsü de bana hiç geçmedi. Karakterlerin mantıksız hareketleri, ani parlamaları veya sebepsiz vahşetleri edebi bi derinlik sunmaktan ziyade, sabrımı zorladı diyebilirim, kurgunun dağınıklığı yüzünden bi noktadan sonra hikayenin beni içine çekmesini beklemeyi bırakıp, sadece kitabın bitmesini beklerken buldum kendimi. ​Leskov’un Rus taşrasını sansürsüzce aktarma çabasına saygı duymakla birlikte, iyi bir sosyolojik gözlemin her zaman keyifli bi edebi yolculuk sunmadığını bu kitapla daha iyi anladım. Benim için bitirilmesi zor, bittiğinde ise akılda kalıcı bir iz bırakmayan, sadece okunmuş olmak için okunan bi kitap olarak kalacak.
Eski Zaman DelileriNikolay Leskov · Alfa Yayınları · 202467 okunma
9/10
·431 syf.··
Beğendi
·
2026 54. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 10:47
Yine çpk beğendiğim bir yazardan okudugum cok ıyi bır rom com kitabıydı. Bir puanı kızın gerçekleri görmemek için kendine ürettiği bahaneler in kırdım. Onun dışında gerçekten çok güzeldi. Kesinlikle okuyun gerçek hayattan gerçek olaylarla donanmış kitap şahaneydi.
En İçten DileklerimleAbby Jimenez · Epsilon Yayınevi · 2024412 okunma