Peygambere "elçi" demek çok çirkindir. Nebî; cennet, cehennem ve bütün hadiseleri bizzat görerek, gelip haber verendir. İlimleri şuhûdîdir. Bizim nebîmiz, cennet ve cehennem dahil bütün ulviyyatı bizzat görmüştür. Diğer peygamberân-ı izam ise, ruhen gördüler. Bizim nebîmizin varisleri de ruhen görür.
Eğer mücerret ve müstakil olarak İslam'ın müdafaası suçsa, buna ait kanun maddesi getirilsin; biz de gerekirse başlarımızı üç ayaklı sehpanın yağlı ipine teslim edelim.
"Kalk" dedi, "sana beşâretim var. Hak senin dostundur. Hak sendedir. Hak, en nâçiz bir zerrededir. Hak heptir. İşaret sana! Hasrette kalma, firkatinde yanma! Dost Rahmân'dır, mihmân-ı cândır, sende ayândır! Bir şekle sığmaz, bir yerde durmaz, bir halde kalmaz, lâkin ne gam! Her hâletde o, her vicdânda o, inkârda o, ikrârda o!
Zira: "انا عند ظن عبدى بى"
Bana öyle buyurdu, bana öyle buyurdu, Hakdır bu sözüm!