1975 yılında Wimbledon'ı kazanan Amerikalı zenci tenisci Arthur Ashein hikâyesi, bu konuda en güzel örneklerdendir. Kan nakli sırasında kaptığı virüs yüzünden ölümcül bir hastalığa yakalanır kahramanımız. Haber kısa sürede tüm dünyaya yayılır. Hayranları kalem kâğıda sarılıp mektup yazarlar kendisine. "Neden sen?" diye başlar bir hayranı. "Dünyada 5 milyar insan var, neden seni buldu bu hastalık. Allah onca insan arasından neden seni seçti ki?" diye devam eder. Bu isyankâr hayran hiç beklemediği bir cevap alır ölüm döşeğindeki tenisçiden: "Dünyada 50 milyon çocuk tenis oynamaya başlar, 50 bini yarışmalara katılır. 50'si Wimbledon'a yükselir.
2'si finale kalır ve 1'i kazanır. Ben Wimbledon'i kazandığımda, şampiyonluk kupasını kaldırdığımda 'Neden ben? diye sormadım Allah'a. Şimdi hastane köşesinde sancı çekerken 'Neden ben? diye nasıl sorarım?"
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Onu diğer Şii alimlerden ayıran herhangi bir şey yok. Yani o İran'da bir devrim yaptı, sünnilerle yakınlaşmayı temin etti falan... bunlar tamamen Propaganda. humeyni tarih içerisinde asırlardan beri gelip geçmiş Şiilerden bir Şii, alimlerinden bir âlimdir. onun ehli sünnete bakışı ile diğerlerinin bakışı arasında bir fark yoktur. böyle bir fark beklemek anormaldir, beklememek lazım.
Hz. Hasan'ın en yakınları bile Muaviye ile yapılan bu andlaşmayı hoş görmemişler, ona hak etmediği şekilde kabalık yapmışlardır. Kimileri; "Ey Mü'minlerin utancı", "Ey mü'minlerin yüzünü karalayan" gibi ifadelerle hakaret ederken, kimileri de Medine'ye geldikten sonra "iktidarı terkettin, ve onu tulekâdan bir adama teslim edip, Medine'ye geldin öyle mi?", "Selam sana ey Mü'minlerin zilletilisi" gibi sözlerle Hz. Hasan'ı üzmüşler, ancak o, yaptığı işin doğruluğuna inanarak sataşanlara, ayıplayıp kınayanlara; ayıplanmanın ateşten daha hayırlı olduğunu söyleyerek ve çeşitli vesilelerle yaptığı konuşmalarda sadece kan dökülmesini önlemek ve toplum içinde birlik beraberlik ve sulhu sağlamak için hilafeti devrettiğini anlatmıştır.