II. Abdülhamid zamanında matbuat sıkı bir sansür rejimi altında tutulduğu için devrin edebiyatçıları ve yazar çizer takımı —aynı bugünleri hatırlatır bir ağırbaşlılık ve "Ağır ol molla desinler" ciddiyeti ile— "tahdiş-i ezhânı mücip bir fitneye" (zihin karıştırıcı bir kışkırtmaya) vesile olmamak için kuşlardan, kelebeklerden, sevdanın binbir çilesinden ve çiçekler aleminin harikulade zenginliğinden dem vururlardı ki bu döneme edebiyat tarihimizde kısaca "Servet-i Fünun" devri adı verilmiştir. Bakıyorum da bugünlerde yeni bir Servet-i Fünun heyecanı bütün mizah odaklarını büyülemiş bulunuyor. Oysaki ortada ne "burun, yıldız, Midhat" gibi kelimelerden huylandığı zannedilen bir Abdülhamid saltanatı ne de "Kaşın üstünde göz var yazdın" gerekçesiyle basının ümüğünü sıkan bir sansür rejimi var; o halde bu manidar suskunluğu ne ile izah edeceğiz?
Sayfa 208 - Doğrusu Bu Kadar Ciddiyet Bize Hiç Yakışmıyor | Ötüken Yay.