Descartes’ın yeryüzüne indirdiği “skeptik lanet” bu Bilim ile birlikte çope atılıyor. Tümüyle değersiz olmamakla birlikte müşterek insan kavramını ideolojilere göreleyerek/bölerek mevcut birliği sarsılmaz bir “ego”nun hizmetine sunmuştur. Gerçek ve de bütüncül bir iyilik anlayışı arayışında olanlar “Cogito”ya yüklü değeri parlatıp durmak yerine “zorunlu ilkeleri” irdelemeleri gerekir. Okuduğu iki felsefe kitabıyla filozof kesilen biri olarak değil, bir felsefe öğrencisi olarak söylüyorum bunları. Kaldı ki bunlar akademi ya da genel olarak bütün bir müfredatın önermekten çekindiği bir meseledir. Bu eserle beraber (Herder’in Tarih Felsefesi de buna emsal gösterilebilir) benim için şu kesinleşmiştir: Şüphe ya da Kartezyen dualizm, doğa durumuyla özdeşliğin bir işaretidir. Doğa durumunda akılla ilişkilenmemiş, yasayla dizginleşmemiş duygular vardır. Bu henüz “insanileşmemiş” duygu durumu kaosa meydan verir. Şüphenin buradaki işlevi ise, akıl ile duygu arasında çatışmaya mahal vermekten başka bir şey değildir. Örnek: Hem su hem de alkol sıvıdır. Ama ilki yararlı iken ikincisi ise zararlıdır. Canın saf hâliyle su içmek istiyor ama sen köken olarak ikisi de sıvı olduğundan hareketle alkolü içmeyi tercih ediyorsun. Şeylerin kökenine inmek elbette değerlidir ama bu süreçte “gereksiz” şüpheye sapmak da ihtimaller dahilinde. İşte burada iyiliğin ya da faydanın zorunluluğunu kâti olarak bildirmek, emretmek gerekir. Ama şüphe, insanilaşme eğilimini sürekli sınadığından ne tam vahşileştiyor ne de tam olarak insanileştiyor, bu da “ödev” ya da “görev bilincinin” yoksunluğundan ötürü kişinin vahşi durumda olduğunu gösterir.
“Yeni Bilim” işte böyle bir bilinci aşılıyor. Aslında aşılamaktan çok, Descates’in açtığı onca yarıktan göz kırparak bütün bir insanlığa, onların Tanrı önünde
Polisiye potansiyeli çok düşük. Merak ve hayret unsurundan çok uzak, mantık ilişkisi neredeyse hiç olmayan bir kitap. Popülarite böyle bir şey galiba. “Nasıl olsa satıyor.”
Kar KokusuAhmet Ümit · Everest Yayınları · 20189,4bin okunma
Tikelden tümele bir eleştiri tarzı izleyeceğim. Daha önce çok olmamakla birlikte polisiye öykü ve roman okuma deneyimim oldu. Sherlock Holmes, Or. Pmk. “Benim Adım Kırmızı”. Yanı sıra, bana kalırsa “Suç ve Ceza” ve “Karamazov Kardeşler”, hatta ve hatta Aziz Nesin’in kaleme aldığı “Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz” adlı yapıt da politik-psikoloji ile birlikte özellikle bu kategoride de değerlendirilmeli. Bunları okuduktan sonra takdir ederseniz ki zaman kazanmakla birlikte –çünkü kategorik okumaya kült eserlerle başlamıştım, yani böylece terazinin bir gözüne diğer gözün görmekte zorlanacağı olay örgülerini koymuştum– bu kategoride ele alınan öykülerin “merak” ve “takip” unsuru açısından oldukça gelişkin olması okuyucu tarafından elzem olduğuna, olması gerektiğine kanaat getirdim. Bu anlamda mukayese usulü olduça güçlü fakat kısmen de olsa riskli bir yöntemle sınırlanan bir okuyucu olarak Jane Casey’i okumak polisiyede bir hayal kırıklığı, bir soğukluk hissettirdi. Elbette okunmalıdır; olayları bir araya getirme tarzı titizlikle izlenmiş. Karakterlerin yoğunluğuna rağmen bu olayları takip edebildim ama çeviriyle ilgili bir problem yoksa eğer okuyucuyu takip ve akıl yürütmesinde sözde çuvallatma üzerine düşünülen yöntem özensizce yerleştirilmiş görünüyor. Bu anlamda buna “kötü ama bir değer” kabulüyle yaklaşmak yanlış olmaz. Kaldı ki kitabın daha kapağından başlayan bu roman dandik bir dizi fragmanının izlenimini uyandırdırıyordu zaten. Düşünülmüş ama çok geride kalmış kurnazca bir yöntem. (Klasik kapitalist yayıncı anlayışı, ne yaparsın!) Genel olarak demin yukarıda dile getirdiğim isimlerin altında, çok altında ezildiğini söyleyebilirim.
Yanı sıra Hegelyen bir Tarih Felsefesinin dersleri niteliğindedir. Şanslı ve çok heyecanlı bir felsefe 3. sınıf öğrencisi olarak; Prof. Dr. Doğan GÖÇMEN’in müstesna ve engin eğitselliğiyle beraber işlediğimiz Hegel dersinde büyük ve incelikli bir tarih okuması yaparak muazzam tinsel bir hazzın keşfi ve şerefine nail oldum. İki makalenin yanı sıra mevcut yazma sanatımda anlamam ve yazmam için çeşitli türden düşünce tarzlarını sergileyerek on beş civarı not kaleme aldım. Çözümlemek istiyorsanız mükemmelliyetçiliği kenarda bekletmelisiniz, çünkü en iyi değil de sadece iyi yapmaya dair bilinç sizi daha özgür kılacağı için yaşadığınız hayatın bizzat kendi olayı ve onun yan olayları arasındaki ilişkiselliği yakalamak kaçınılmaz sistematik bir yöntemdir. Nasıl ki 1 ve 0 arasındaki fark yakınsa 1 ile 9 arasındaki fark da o kadar yakındır. Doğrudur, gayriiradi herkes felsefe yapar fakat bilinçli felsefe yapmanın göz ardı edilemez bir gücü, bir “yükselmesi” vardır. Bu sebeple okuma sırasında kalem ve kâğıdınız hemen yanınızda bulunsun ki tüm kesin yargıları irdeleyip birbirileri arasındaki ilişkiyi çözümleyip bizatihi yaşamınızda pratiğe dökebilesiniz. Çevirmen ve Babil Kitap'a bu muazzam bilgilere erişmeyi kolaylaştırdığı için sonsuz teşekkürler.
İyi geliyor. Yazım dili çok orjinal. Tematik anlamda tam bir buluş. Öyküleme usulleri basit görünümlü fakat satır aralarında bir diş gıcırtısı. Tasvir konusunda şiirselliğin gerektiği ânlar örtük ama hani düz de anlatılabilirmiş, onu anlatıyor. Böyle yeraltına doğru çiziktiren bir kalem