acı her şeyi kendine benzetiyor abi
yakalayıp hayata tutunan bir yerinden
ciğerinden örneğin; başından, kalbinden...
varlığını fark etmediğimiz bir şeyin yokluğu
bir gün yaralıyor derinden.
Hançer kalbine saplandı, kasları kazıyarak çekirdeğinin parçalarını çıkardı, sonra hızla onları kopardı. Keskin uç kaçınılmaz olarak etrafındaki eti yırttı, ama Mu Yanli buna aldırış etmedi. Kanı, yumuşak bir şekilde parlayan parçalarla birlikte yakındaki bir görevlinin tuttuğu gümüş tepsiye attı. Bir şifacı öne çıkarak kanamayı durdurdu ve kalbinin kasılmalarını bastırdı, böylece Mo Ran'ın cezasını çekip hayatta kalmasını sağladı. Terazi, ruhani çekirdeğinin oyulması gerektiğine karar vermişti, bu yüzden Tianyin Pavyonu onun hayatını koruyacaktı. En azından, ölümü ceza platformunda gerçekleşmeyecekti. Baygın mı yoksa ölümün eşiğinde mi olduğu konusunda herhangi bir şüpheye yer vermemek için onu bilinçli tuttular. Böylece Mo Ran, kalbi kesilip açılırken, bıçak ruhunun parçalarını ararken ve eti tekrar tekrar bir araya gelirken izledi. Tribünde, Xue Meng kederden aklını kaçırmıştı. Yüzünü ellerine gömmüş, gözyaşları yağmur gibi akarken haykırıyordu. "Ge..."
-Kim o?
-Bizim buraların meczubudur o.
-Ben dedim işte abi bak, köyün delisiymiş diye…
-Deli değil…
-Meczupla deli aynı değildir. Hoş ikiside aklını yitirmiştir denir ama;
aklını terk edenlere deli denir de gönlünü bulanlara meczup. Âşıklara deli diyenin aklı yoktur.
"Kişi yaptığı taktirde günah kazanacağı taasubçuluk; kişinin kavminin en şerlisini başka kavmin en hayırlısından daha hayırlı görmesidir."
- Zeynelâbidîn Abi b.Hüseyin
(...) Dün ilk defa, “Salih Mirzabeyoğlu’na Özgürlük” kampanyası çerçevesinde Bolu’ya giden arkadaşların müşahhas bir deliline ulaştıkları fenomen… Salih Mirzabeyoğlu‘nun bizzat yazdıkları ve görgü şahitlerinin yanında yaşadıkları delil kabul edilmiyor ya, o yüzden “ilk defa müşahhas delil” diyorum…Gönüldaşların kendi anlatımıyla, virgülüne dokunmadan, “Telegram”ın nasıl komplike ve neden anlatması zor bir işkence olduğunu gözler önüne seriyor… Adalet Bakanlığı alsın bunu, alsın bunu, bunu alsın, okusun:
"Bolu Kuruçay mevkiinde Kuruçay Kur’ân Kursu… Bolu F Tipi Cezaevi’nin hemen yakınında bir yer. Abdurrahman Hoca bu Kur’ân Kursu’nun hocası. Civarda şimdilerde yeni yapılmış olan Kuruçay Camii olmadığı için ezan okunan bir yer yok. Bu hoca da Kur’ân Kursuna eklemiş bir hoparlör ve namaz vakitlerinde ezan okuyor. Kumandan Mirzabeyoğlu’nun Bolu F Tipine getirildiği tarihlerden bir gün. Abdurrahman Hoca farkında bile değil Mirzabeyoğlu‘nun hemen diplerinde olan Bolu F Tipi Cezaevine getirildiğinin. Eski alışkanlığıyla, yâni her vaktin ezanını Kur’an Kursundan okumaya devam ediyor.
Bir gün kurs, Bolu polisi tarafından basılıyor ve alınıp sorgulanmaya götürülüyor Bolu emniyetine. Sorgulamada kendine: “Sen o okuduğun ezanla Mirzabeyoğlu ile mi haberleşiyorsun?” tipi değişik değişik sorular. Bir kaç günlük sorgulamadan ve bir daha ezan okumayıp Mirzabeyoğlu ile haberleşmemesi için yapılan tehditlerden sonra serbest bırakılıyor Abdurrahman Hoca. Ve artık Kuruçay Camii’nin inşaatı tamamlanana kadar Bolu F Tipi Cezaevi ve Bolu Kuruçay mevkii ezan sesine hasret…"
__Dün kurbanlarımızı Bolu F Tipi önünde kestik. Küçükbaşların kolay olmasından dolayı Bolu F Tipi önünde, büyükbaşların kesiminin ise biraz zor olmasından dolayı Kuruçay Kur’an Kursunda kurulan kurban kesim