Absürd
Düşünmekten çok okuyoruz gerçekten de. Peki okuduğumuz her şeyi gerçekten ne kadar düşünüyoruz?
Felsefe

sıla

@bnsilaa
·
Eski filozoflar, okumaktan çok düşünüyorlardı. Bu nedenle, somuta sıkı sıkıya bağlı kalıyorlardı. Matbaa bunu değiştirdi. Artık düşünmekten çok okunuyor. Felsefelerimiz yok, yalnızca yorumlarımız var.
Sayfa 78·Kitabı okuyor
Alıntı
Hayat hiçbir şeydir, itina ile yaşayınız...
Albert Camus, yolculuğunu trenle yapmayı düşünüyordu. son anda vazgeçti. Yayımcısı ve yakın dostu michel gallimard'ın kullandığı facel vega marka otomobile bindi. 4 ocak 1960'ta, Fransa'da villeblevin yakınlarında kaza yaptılar. Camus olay yerinde 46 yaşında hayatını kaybetti. Gallimard birkaç gün sonra öldü. Camus hayattayken, kendisine en absürd ölüm biçiminin ne olduğu sorulduğunda, araba kazasında ölmeyi örnek vermişti. Ne kadar acı tesadüfler.
Hayata Dair
Reklam
”İnsan bazen en imkansız, en çılgın düşünceye, sanki bir şeyler olacakmışçasına öyle bir inanır ki, gerçek olması için olmadık fikirler geçer aklından.” Kumarbaz - Dostoyevski
”İnsan bazen en imkansız, en çılgın düşünceye, sanki bir şeyler olacakmışçasına öyle bir inanır ki, gerçek olması için olmadık fikirler geçer aklından.” Kumarbaz - Dostoyevski
Dünya haritası, üzerinde sınır çizgileri taşır; ama insanın iç haritası, yalnızca kelimelerle çizilmiş uçurumlardan ibarettir. "Ne ölümün hüznü var ne de hayatın neşesi, 'Nasılsın' samimiyetsizliği ile 'İyiyim' sahtekarlığı arasında bir yerdeyiz." demiş şair Cahit Sıtkı Tarancı Peki, bizi bu iki kelimelik zindana kim kapattı? Montevideo’nun ya da İstanbul’un ya da bütün şehirlerin arka sokaklarında yürürken, insanların birbirinin gözünün içine bakmadan teğet geçtiğini görürsünüz. Modern zamanların büyük efendileri, hızı ve verimliliği kutsarken, insani olan ne varsa unutturdular bize. Karşılaşmalarımız artık birer kucaklaşma değil, hızlandırılmış törenlerden ibaret. Yol üstünde karşılaştığımız tanıdık, yüzüne iliştirdiği o yapay maskeyle soruyor: "Nasılsın?" diye.. Aslında cevabı bilmek istemiyor. Onun tek derdi, toplumsal sözleşmenin o küçük, önemsiz maddesini yerine getirip yoluna devam etmek. Sorusu bir köprü değil, aksine aramıza çekilmiş kalın bir duvar. Biz ise o duvarın arkasından, hiç düşünmeden fırlatıyoruz o tanıdık taşı dünyanın tam ortasına: "İyiyim." Felsefe tarihi, insanın kendi elleriyle ördüğü bu duvarların hikayeleriyle doludur. Martin Heidegger, modern insanın bu sahte varoluşuna "Das Man" der; yani "Herkesleşmek". Kendisi olamayan, kitlelerin anonim diline sığınan, herkes gibi konuşup herkes gibi susan insan... "Nasılsın" sorusu tam da bu anonim sığınağın kapısıdır. Soruyu soran da cevabı veren de aslında kendi otantik varoluşundan kaçmaktadır. Jean-Paul Sartre’ın bahsettiği o "kötü niyet" (mauvaise foi) tam olarak burada devreye girer. Kendimize karşı dürüst olmamanın, kendimizi toplumun bize biçtiği birer rol kişisi haline getirmenin kurumsallaşmış halidir bu. "İyiyim" derken, bir özne olmaktan çıkıp,
tanrının ağzından evrenin hikayesi, şeytanın günlüğü, ilahi komedya cehennem, rahel tanrıyla hesaplaşıyor. Bu bir klasör. Bunlar aynı klasöre koyduğum kitaplar. Evet ben bunları aynı klasöre koyuyorum. Bu kitaplarda geçen bazı cümleler ve onların hissiyatları zihnimde dolanıyor. Bir kelime arıyorum. Bir kelime arıyorum. Bulamıyorum. Kelimelerim kayıp. Elde olanlarla saçma sapan bir çorba yapabilirim belki de. Mutfakta malzeme olmayınca yapılan saçma yemekler misali. Tanrının ağzından evrenin hikayesi. Ne zaman okudum? Çok oldu, yıllar önceydi. Kaybolmuş bir tanrı. Bebek bir tanrı. Büyüyen bir tanrı. Kendine oyuncaklar yapan bir tanrı. Ve de daha birçok şey. Kimin aklına gelirdi ki tanrıyı bir bebek olarak yazabilmek? Hadi diyelim aklına geldi. Bunu yazmaya cesaret etmek? Tamam yazdın da! Bir de bu yazıyı bitirebilmek... Bunu yapan zihni neden merak etmedim? Bakmam gerekirdi, fotoğraflarına, hayatına, ne yaptığına ne yapmadığına. Dante'nin cehennemi :) Orgazm yaşatan bir fikir bu. Bir cehennem kurdu ve şekillendirdi. Yetmedi bizi orada yolculuğa çıkardı. İçerisindeki resimlerden de söz etmek bile istemiyorum. O cehennemde kaç kişi vardı, isimleri neydi? Ahh çoğu uçtu kafamdan. Ama Dante bizim coğrafyamızda yaşayan, bu çağda var olan biri olsaydı... Nasıl olurdu o zaman cehennemi? Kimler olurdu içinde? Tiktok fenomenleri olur muydu acaba ^^ Şaklabanlığın lüzumu yok. Herkesin kafasında oluşturduğu cehennem farklı, herkesin o cehenneme koyacağı eziyet seviyeleri farklı, herkesin o seviyelere layık olacağına karar verdiği cehennem zebanileri kolektifi ve cehennem ehli farklı. Eh çünküüüü... David Eagleman imdat! Evet çünkü: -''İnsanlarla yaptığınız günlük konuşmalardan kültür birikimimize kadar, yaşamınız boyunca kazandığınız bütün deneyimler, beyninizdeki mikroskobik
Reklam
Reklam