...Kendi dışındaki dünyaya hoşgörüsü var. Bu hoşgörüler acaba öngörülerden mi geliyor diye hep düşünüyorum. Yani öbürlerinin bir şey olmadığını da olamayacağını da bilmenin verdiği kendinden hoşnutluğun adı hoşgörü mü? Korkusu olanın, emniyetsiz olanın hoşgörüsü olabilir mi?
Sayfa 44 - İletişim Yayınları·Kitabı okuyor
İncelemelerim esnasında Allah'a inanmayan insanların iki kısım olduğunu gördüm: Birinci kısım, önyargılı insanlardır. Onlara Allah'ın varlığına dair ne kadar delil gösterilse de inanmazlar. Onlar bu delillere "Acaba bu söylenenler doğru olabilir mi?" şeklinde değil de "Bunları nasıl çürütürüm?" düşüncesiyle yaklaşırlar. Kendilerine takdim edilen delilleri ölçme, tartma, düşünme yönüne gitmezler. Bazen de delillere cevap veremediklerinde muhataplarına hücum ederler. Ådeta inanmamak için direnirler. İkinci kısım ise inandıkları şeyin yanlış olduğunu, hakikatin farklı olduğunu gördüklerinde inançlarını sorgulayıp değiştirebilecek olgunlukta olanlardır. Örneğin, İngiliz felsefeci Antony Flew uzun bir zaman inançsız yaşamış. Fakat 2004 yılında Allah'ın varlığını kabul etmiştir. Üstelik bunu, "Yanılmışım Tanrı Varmış" adlı kitabıyla bütün kamuoyuna da bildirmiştir. Dolayısıyla bu tarz kişiler için "Hakikati arayan, hakikate talip, önyargılı olmayan kişiler." diyebiliriz.
Sayfa 12 - Süeda Yayınları·Kitabı okuyor
1000Kitap
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Yoksa Handan şuhmeşrep bir kadın mı? Böyle herkesi, kimisini dimağıyla, kimisini ruhu ve ihtisasatıyla tutabilecek nihayetsiz oltaları olan kadınlardan mı? Acaba gayri samimi bir mahluk mu?
Edebiyat
Pantürkistler kendi tarihleri hususunda hiçbir muga-lata veya mübalağaya kapılmış değillerdir. Buna ihtiyaç-ları olmadığı da malumdur. Ya geçende kutlanan "İran'ın kuruluşunun 2500'üncü yıl dönümü" nedir? Acaba ortada gerçekten 2500 yıllık bir devlet var mı? İranlı müttefik-lerimizi gücendirmek pahasına olsa da böyle bir devletin bulunmadığını söylemeye mecburuz. Medyalıları İranlı saysak bile Medyalılarla Perslerin kısa süren hâkimiyet-lerini İskender istilâsı yok edip İran uzun süre Make-donyalıların esareti altında kalmamış mıydı? Makedonya hâkimiyetine son veren Partların Fars olmadığı muhakkak olmamakla beraber bunları da İran kadrosuna alsak ve Sasanlılarla birlikte hesap etsek dört beş asır süren bu devreyi Araplar sona erdirip ondan sonra İran haritadan silinmemiş miydi? Asırlardan sonra kurulan ve İran'ın ancak bir parçasına hâkim olabilen Sa-manlılar, Saffarhlar, Büveyhiler de nihayet İran'ı bütü-nüyle Türklere bırakmamışlar mıydı? Arada asırlarca süren Makedonya, Arap ve Türk hâkimiyetleri bulunan bir ülkeyi 2500 yıllık Fars devleti saymak herhalde tarihe "seni saymıyorum" demekle birdir. Hele adının "Muhammed Rıza" olduğu bütün dünya tarafından bilinen şimdiki İran şahının "Aryamihr" yani (Arya güneşi) adıyla anılması İslâmiyet'ten önceki İran tarih ve kültürüne çekilen özleyişin ifadesinden fazla bir mânâ ifade etmez. Bizim tarihimizde buna benzer mübalağalar yoktur. Mustafa Kemal Paşa, "Atatürk" adını soyadı olarak al-mıştır. Şunu da unutmamalı ki o Sakarya ve Dumlupınar meydan savaşlarını kazanmış bir kumandan, mahvoldu sanılan bir milleti kalkındıran devlet adamıydı. Tehlike anlarında ülkesini bırakıp gitmiş ve unvanı durup durur-ken almış değildi.
Sayfa 57 - 58 Ötüken, Ocak 1970·Kitabı okuyor
"Onu annesinin kollarında bir bebek olarak hayal ettim. Acaba kadın bebeğinin bir gün deli, pis, kokan, kaldırımda büzüşüp oturmuş, küfürler mırıldanan bir adam olacağını düşünmüş müydü?"
Sayfa 59
Alıntı
Anlayacağınız ben şanslı olanlardandım, bana iyi geceler öpücüğü veren annem ve de bir babam vardı; ikisi de bana düşkündü. Ayrıca bana zenginliği ve fakirliği anlatan, iyi kaderi aşılayan ve hep diğer insanları düşünmem için yalvaran; büyüyüp iyi değerlere sahip bir insan, dünyaya faydalı bir birey olayım diye benimle ilgilenmeleri, beni eğitmeleri için özel öğretmenler ve bakıcılar kiralayan üvey bir kız kardeşim, Jenny de vardı. Şanslılardandım. Tarlalarda, fabrikalarda ve bacalarda çalışmak zorunda olan çocuklar gibi değildim. Yalnız, bazen şu diğer çocukların arkadaşları var mı acaba diye merak ederdim. Eğer varsa, o zaman, benim hayatım çok daha rahatken tabii ki haddimi bilip onlarınkini kıskanmasam bile onlara ait bir şeye göz koyardım: arkadaşlarına.
Sayfa 12 - Epsilon·Kitabı okuyor
Alıntı