Puan vermedi·200 syf.·
2026 30. kitabı
Felsefe hayatımızı iyi yönde değiştirebilir mi? Fikirler Dünyası'nın başkanı Sokrates'in iddiasında haklı çıkmak için kurban seçtiği Ben Warner'a sorduğu soru bu. Ben de şunları sorayım: Cahillik mi mutluluktur bilgili olmak mı? Mutlu eden yalanlara inanmak mı rahatsız eden gerçekleri umursamak mı? Sorgulamanın dibine vurup en kutsal sayılanı, dini, yaratıcıyı, aileyi, adaleti, kaderi, devleti, tüm sistemleri, hayatı sorgulamak mı yoksa sorguyu yüzeysel/ dozunda bırakmak, beynin örümcek ağı tutmasından rahatsız olmamak mı? Fikir dahi olsa bir şey üretmeden yaşamak mı yoksa huzursuz olmak uğruna vicdan'ın sesini dinlemek mi? Sorular, sorular, sorular... Vicdan sahibi, üstüne kabullenemeyen yapıda olanların vay haline. "Duvarı yıkmaya gücüm yetmiyorsa kendimi parçalayacak değilim. Ama önümde duvar var diye boyun eğmeyi de kabullenemem (Yeraltından Notlar - DOSTOYEVSKİ)." Galiptir bu yolda mağlup. Selam olsun kaybedeceğini bildiği halde savaştan kaçmayanlara; selam olsun en kutsala dahi isyan edenlere; selam olsun Sisifos'a; selam olsun kabullenmeyenlere, vicdan sahiplerine, her şeye rağmen insanlığını terk etmeyenlere, ilk günkü masumiyetini koruyanlara, kirlenmemişlere, masum ve saf kalplere, acı çektikçe inatla vazgeçmeyenlere... Felsefenin amacı ikna etmek değil şüphe oluşturmaktır. Kitabı okurken kâh filozofların karşısında mülakata giriyorsunuz kâh siz soru sorup filozofluğa soyunuyorsunuz. Karşınıza kimler çıkmıyor ki Sokrates, Kant, Marx, Nietzsche... Bu yönüyle Sofie'nin Dünyası'na benziyor. Bunun yanında kitabı okurken kendinizi Matrix üçlemesini, 2001: Bir Uzay Destanı, Kaynak (The Fountain - 2006), Truman Show, Black Mirror: Bandersnatch filmlerini; Black mirror dizisini ve Room 8 kısa filmini izlerken buluyorsunuz. Ayrıca Platon un Mağara Alegorisi kavramına
Duygu ve Düşünce
Portakalın Aklı OlsaLucy Eyre · Doğan Kitap · 200822 okunma
5/10
·288 syf.·
2026 1. kitabı
I have just finished the book Normal People by Sally Rooney. Overall, to me, it seemed like a normal book: an enjoyable drama, thrilling and addictive. However, there was still a question: what was I reading about? I think this happened because I had high expectations. But who set them? I think it was because it was everywhere, I mean so many people recommended this book. Even when I opened the front page, famous people's quotes were there, and it was awarded so many times. But to me, it still does not make any sense why it got so many awards. Who decided that this book is actually "good"? What is even a good or bad book? It is up to people’s preference, no? So, I think to me this was just an average drama. But what makes this book good to me are the two perfect characters, two normal people. Also, as a side note, maybe the reason I thought this was just an average book is its topic. It was literally about two normal, ordinary people, people we can see at university. There was nothing extraordinary, fancy, or miraculous. Reviewing the two main characters is a good beginning. I would like to start with Marianne. While I was reading about Marianne, the one thing I agreed with once more is that we accept the love we think we deserve; we accept the behavior we think we deserve. That is why it’s important to have self-love and self-respect. Because if you don't love yourself or respect yourself, you will accept disrespect from others as well. Deep inside, you think you deserve it and feel no need to fight it. She had literally no value towards herself. I believe there are many people like this, but for her, it was at the lowest point. Connell is a typical person who lives for the acceptance of society. He was so afraid of loneliness that he agreed to fit in anywhere he
Normal PeopleSally Rooney · Faber & Faber · 20209,8bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
8/10
·208 syf.··
2025 29. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 20 Aralık 2025 21:06
Before the Coffee Gets Cold by Toshikazu Kawaguchi revolves around a small café where customers are given the rare chance to travel back in time. However, time travel in this café comes with strict and unusual rules that must be followed. Most importantly, the traveler must return to the present before the coffee gets cold. Through a series of interconnected stories, the novel explores people’s desires to revisit past moments—often to say what was left unsaid or to find closure. While the past cannot be changed, these journeys reveal how understanding, acceptance, and emotional growth can reshape the present. Gentle, reflective, and emotionally resonant, Before the Coffee Gets Cold is less about changing time and more about the power of human connection and the meaning of fleeting moments.
Before the Coffee Gets ColdToshikazu Kawaguchi · Picador Publishing · 201910bin okunma
Puan vermedi·368 syf.··
2025 936. kitabı
With the first book with Rita Hunter's pen I met and loved it. The second book, #kışnefesi, did not mislead me either. If you like to read #tarihiaşkroman, I definitely recommend it. A soul that softens with love and mercy and sharpens with pride and pride is not ordinary. A woman with a sharp tongue, beautiful, proud and difficult to be accepted... The illegitimate brother of a duke and the aristocratic society Beatrice Cunningham, the daughter of a woman she despised, was faithfully committed to life and the comfort of this flashy life. However, he had never lost his idealistic side, which made him not regret anything that made him himself. Perhaps the only thing that broke his heart was a privilege he could not have but never gave up wanting. The love of a man who rejected her twice... He is a man who is confident, strong, attractive and of course far from acceptance.... Carter Maximilian could have said that he had opened a clean page on his way back to England, where he left two years ago. In fact, even the trouble he has been chasing since the wild lands he left behind is not worth dwelling on, it was a little roughness. Until two years ago, until he met the girl he broke his heart for the last time...
Alıntı
Kış NefesiRita Hunter · Yabancı Yayınları · 2017340 okunma
Kabul edin, misafir edin ve uğurlayın...
8/10
·400 syf.··
2025 12. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 13 Nisan 2025 01:12
Yaşadığımız süre boyunca beynimiz sürekli düşünceler üretmeye devam edecek. Bu kimi zaman olumsuz, kimi zaman olumlu olsa da önemli olan bunlara takılıp kalmamaktır. Onları bir misafir gibi kabul edip, onaylayıp, misafir gibi ağırlayıp ardından serbest bırakıp gitmelerini bilmeliyiz. Onlara direnmeyiz ya da onları yargılamaz, onlardan kaçınmaya çalışmayız. Düşünen benliğimiz arka planda çalan bir radyo gibi günün yirmi dört saatinde sürekli olumsuz hikâyeler (Felaket ve Karamsarlık Programı) yayınlamaya devam eder. Bu radyo frekansında takılı kalıp hatta sesini de sonuna kadar açarsak strese ve mutsuzluğa emin adımlarla ilerlemiş oluruz. Yazar Russ Harris bu kitabında okuyucuya geleneksel ‘sürekli mutlu olmalıyız’ inancını sorgulatarak, bunun yerine ACT ( Acceptance and Commitment Theraphy – TR: Kabul ve Kararlılık Terapisi) temelli bir yaklaşım sunuyor. Yazar bu kitabında sürekli mutlu olma isteğinin gerçekçi olmadığını ve bu durumun sağlıklı olmadığını savunuyor. Olumsuz duygular üzerimize koşar adım gelirken bunların hayatın birer parçası olduğunu ve bunlarla savaşmak yerine olduğu gibi kabul etmenin daha etkili bir yöntem olduğunu savunuyor. Kitapta kullanılan ACT yönetimi düşüncelerin bizi sardığı zamanlarda onlarla özdeşleşmeden gözlemlemeyi ve değerler doğrultusunda eyleme dökmeyi öğretiyor. Yazar kitabında bu yöntemi okuyucu üzerinde uygularken kullanmış olduğu dil ve yöntemleri ile okurken acaba beni zorlar mı diye düşünen birini bile etkilemeyi başarıyor. Bu kitabın diğer kişisel gelişim kitaplarından ayıran yönünü ele alacak olursak, gerçekçi düşünce ve değer odaklı yaşam üzerine kurulu olması okuyucuda daha derin ve kalıcı bir etki yaratan kaynak haline getiriyor. Keyifli okumalar dilerim…
Edebiyat
Mutluluk TuzağıRuss Harris · Diyojen Yayıncılık · 2022997 okunma
Puan vermedi·295 syf.··
2024 6. kitabı
Kitap, zihnimizdeki dünya ile öz yaşamımızdaki denklemin birbirini sağlamadığı anı “Gerçeğin Tokadı” veya “beklenti açığı” olarak tanımlıyor. Bu tokadı yediğimiz anda önümüzde iki yol beliriyor: Ya daha derine dalıp dibi göreceğiz ya da kabul ederek ilerleyeceğimiz yeni yolların farkına varacağız. Kitap, bu iki yolu da yaşanmış hikayeler ve ACT (Acceptance and Commitment Therapy) ekolü üzerinden derinlemesine ele alıyor. Bu kitabı okurken zihnimdeki puzzle’ın eksik bir çok parçasının birleştiğini hissettim. Mesela, Viktor Frankl’ın *İnsanın Anlam Arayışı* kitabında insanın yaşamda bulabileceği anlamı üç temel başlık altında ele alıyordu: Başarı, Sevgi ve Acıdan Anlam Çıkarmak. İşte, *Gerçeğin Tokadı* kitabını okuduğumda karşıma çıkan “Bağ Kurmak”, “Önemsemek” ve “Katkıda Bulunmak” gibi değerler, aslında sevgiden başkaca bir şey değildi. Sevgi; bir kitap, bir iş ya da bir insan olabilir. Sevdiğimiz şey her ne ise onunla aramızda derin bir bağ vardır. Onu önemseriz ve çoğu zaman ona katkıda bulunmaya çabalarız. Bu çerçevede “beklenti açığı” veya “gerçeğin tokadı” dediğimiz durum, sevdiğimiz şeylerin yoksunluğuyla yüzleşmekten başka bir şey değildir. Halil Cibran’ın şu sözleri bu durumu çok güzel özetler: “Gariptir ki, kimi zevklerin tutkusudur, acılarımızın bir kısmını oluşturan.” Bu noktada, her acı ve her mutluluk aslında bir çeşit sevgiden doğar. Herhangi bir acının derinine inip baktığında orada bir çeşit sevgi görmek belkide kabul edebilmeyi daha kolay hale getirebilir. Yine de tatminkar bir yaşam; hayatın tüm uçlarından tuttuğun, böylece acı, tatlı, mutlu, ya da hüzünlü anlar yaşadığın dengede bir yaşamın içinde gezinmek gibidir. Hiçbir yaşam formu, salt mutluluk ya da salt hüzün barındırmaz. Yaşadığımız tüm bu duygular bir çeşit sevgiden doğar. Bu yüzden
Psikoloji
Gerçeğin TokadıRuss Harris · Litera Yayınları · 2017402 okunma