Ey yâr, bu acı demlerde
Sen koru benim aklımı...
Karardım kaldım damlarda.
Aydınlat benim yolumu...
Nefesin esen rüzgârda.
Saçların savrulan karda,
Yerde, gökte, bulutlarda,
Ararım nazlı gülümü...
Karanlık göklerde aysın,
Kurak ovalarda çaysın,
Bir tek inandığım şeysin,
Uzattım sana elimi...
Düşmanlar gülüp sevinsin.
Dostlar arkasını dönsün...
Benim güvendiğim sensin, Kırmazsın benim gönlümü...
Bir gün şu damlardan çıksam,
Gelip önüne diz çöksem...
Ağlayıp içimi döksem ...
Anlatsam sana halimi..
Uzun ömrünün sonunda,bir gün aynanın karşısında,makyajını yaparken, hiç acı çekmeden kalbi duruvermiş. Evdeki yardımcı kız haber verdi,gittim, onu rujunu sürmüş,sevdiği mor sabahlığını giymiş,yerde yatarken buldum.Sarıldım anneme.Sımsıkı sarıldım.
“bildiğimi sandığım şeyler tek tek varlığını yitiriyor. bir zamanlar uğruna mücadele ettiğim fikirlerim, savunduğum doğrularım, içimde taşıdığım o cesaret yüklü, korkusuz adam şimdi ürkek.”
(…)
“önceden yarımları severdim. yarını bekleyen hikâyeler umut verirdi. beklemek ve hayaller kurmak geleceğe dairdi. tıpkı yarına ertelenmiş aşk gibi…aslında yarım bir aşk acı verir ve bu acıdan zevk almasını bilen için iyi bir şeydir. oysa ben artık acıya doydum. şimdi anlıyorum ki yarımlar yürek ağrısı. yarınlar sonu meçhul karanlık bir yol. ve benim yaşadığımı hissettiren tek duygum öfkem. düşmanım veya dostum…her ikisine de razıyım. beni anlıyor musunuz doktor? aklımı öfkeye sattım ben…”
Burda çicekler açmıyor,
Kuşlar süzülüp uçmuyor,
Yıldızlar ışık saçmıyor,
Geçmiyor günler, geçmiyor.
Avluda volta vururum;
Kâh düşünür, otururum,
Türlü hayaller görürüm;
Geçmiyor günler, geçmiyor.
Gönülde eski sevdalar,
Gözümde dereler, bağlar,
Aynada hayalim ağlar,
Geçmiyor günler, geçmiyor.
Dışarda mevsim baharmış,
Gezip dolaşanlar varmış,
Günler su gibi akarmış...
Geçmiyor günler, geçmiyor.
Yanımda yatan yabancı
Her söz zehir gibi acı,
Bütün dertlerin en gücü;
Geçmiyor günler, geçmiyor.