Din bilgisi olmayan birinin yaptığı tercümeyi okuyan da Allahü teâlânın dediği sanarak, kendi kafasından anlatmak istediğini öğrenir.Köylüye ait bir kanunu, hükümet, doğruca köylüye göndermez. Çünkü köylü okuyabilse bile, anlayamaz. Bu kanun önce, vâlilere gönderilir. Vâliler, iyi anlayıp, izâhını ekliyerek, kaymakamlara, bunlar da daha açıklayarak, muhtarlara anlatır. Muhtar da ancak köylüye anlatır, söyler.
"Riskler alınmalıdır, çünkü hayatımızın en büyük riski hiç risk almamaktır. Hiç risk almayan kişi, belki acı ve üzüntülerden koruyabilir ama büyüyemez, sevemez, değişemez, hissedemez, öğrenemez. Garanti arayışlarıyla zincirlenmiş bir köle olarak yaşarken, bedelini özgürlüğünü kaybederek öder. Sadece risk göze alabilen kişi hürdür."
Kederin bile bayatladığı ve acısını dindiren duygusal yoğunluğu yitirdiği o yavaş, farklılaşmış hayat peşinden geldiğinde; günler birbiri ardına sıkıcı, beklentisiz bir aynılık ile geçtiğinde; işte o vakit ümitsizlik hissedilir; işte o vakit ruhun müspet açlığı hissedilip, kefaretimizin tabiatına dayanıklılık katan, varoluşumuzun keşfedilmemiş bir sırrı gözümüzü ve kulağımızı zorlamaya başlar.
Modern insan günlük hayatında bilim ve teknoloji içinde inanılmaz havalı bir yaşam sürse de kafasının içinde taşıdığı beyin, çalışma prensipleri açısından yüzlerce yıl önceki atasından çok farklı değildir.