Burada bir parantez açmak istiyorum. Bana kalırsa, dinler ideoloji değildir. Ya da en azından şuanki terim anlamında kullanılan “ideoloji” sınıfına girmez. Totaliterizm’den kâstın herkesin, tek bir inanca, tek bir bakış açısına sahip, tek elden yönetilmesi olduğunu varsayarsak, her din bu tanımın içine giremez. Dinin, “hakikat”in kendi tekelinde ve tek gerçek olması iddasında olması onu “din” sınıfına koyar. Ama bu vatanın her yerinde herkesin aynı inanca zorlanacağı, totaliter bir düzen kurulacağı anlamına gelmez. Bunlar radikal fikirlerdir. Böyle olan dinler olabilir fakat aynı durum başka ideolojiler için de geçerlidir.
Bu durum dinin suistimal edilemeyeceği anlamına da gelmez tabi ki. Din inananları çoksa, etki için büyük bir güçtür. Tıpkı etnisite gibi. Herhangi bir konuda zayıf ve azınlık kalan herkes güç toplamak ister. Nüfus ise büyük bir güçtür. Bu yüzden çoğunluğun meşru kabul ettiği şeyler, en çok suistimal edilen zaaflarımızdır.