Neden bu kitabın puanı diğer kitaplara göre düşükmüş anladım.
Puan vermedi·360 syf.··
2026 25. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 11:29
Ama NEDEN... UNUTULMUŞ KUŞLAR GÖĞÜ - 3 #kitapyorumu Yine ben... Bu seriye birden fazla gönderi yaptım ve daha da yapacak gibiyim çünkü RANS ve EVERA'ya aşığım. Zaten konuyu bir önceki posta uzun uzun anlattım o yüzden UYARIYORUM bu bir SPOİLER içeren eleştiri yorumudur! Öncelikle bu seriyi ne kadar sevdiğimi anlatmama gerek olmadığını belirtmek isterim çünkü zaten ilk iki kitaba 10 tam puan vermemden ve hiç beni rahatsız eden bir konuya değinmememden anlamış olmalısınız. (Çünkü benim KEŞKE bu olmasaydı demeden yazdığım kitap incelemesi yok denecek kadar az.) Yani eğer gerçekten on vermişsem her şeyiyle beni kendine hayran bırakmıştır demektir. O yüzdendir ki o muhteşem iki kitaptan sonra bu kitabın sonu beni hayal kırıklığına uğrattı. Sadece sonu da değil aslında... Durun baştan anlatayım siz de haksız mıyım beni aydınlattın. Öncelikle kitabın başlarını çok sevdim. Daha önceki postta dediğim gibi, kitabın Sallida'yla başlaması beni üzdü çünkü ben Rans ve Evera’yı özlemiştim ve sonlarının öyle biteceğini düşünmek beni çok üzmüştü. Ona rağmen bir an da ortaya çıkan Sallida ve ona eşlik eden Kran! Offf muhteşemdi. Aralarındaki uyum ateş ediyordu. Ki Kran'da bir şey olduğunu bilmemize rağmen ikilinin enerjisi, elektriği en iyi yazarların bile yakalaması zor bir başarıydı. Biz buradan 3 kitaplık yeni bir; "Düşmandan Aşka" beklerken yazar bir ters köşe yaparak onlara o kadar hazin bir son yazdı ki şok oldum. Böyle bir uyum nasıl harcanır inanamıyorum. Hadi tamam diyip yola devam ettik Evera uyandı, onun gibi başka çocuklar olduğunu öğrendi, Sallida'yı buldu. Sallida annesi için Evera çocuklar için yola düştü. Offf dedim her şey yeni başlıyor çok heyecanlı! Yine en tepeye çıkıp yere çakılmışız gibi bir an da her şey BAŞA döndü. Ben burada o kadar şaşırdım ki anlatamam.
Unutulmuş Kuşlar Göğü 3K. Kübra Berk · Artemis Yayınları · 202619 okunma
Puan vermedi
#OkuduğumKitapBeniBitirdi Utanç odası Masumiyet/--Utanç Odası İtiraf / Chrysiida Dimoulidou ️Dikkat ️ Bu kitabı psikolojik altyapısı sağlam ve ruhsal durumu güçlü olmayanlar okumasın... Bu kitabı yazmak ne kadar cesaret isterse, okumakta o kadar cesaret ister....... Kitapları bir milyondan fazla satan yazar Chrysiida Dimoulidou gerçekten cesaret gerektiren bir iş yapmış. Utanç Odası, Yunanistan'ın Mora Yarımadası'nda, Messinya'daki küçük bir köyde; din kisvesine bürünmüş zalim bir babanın ve zayıf, çaresiz, Zır cahil bir annenin gölgesinde yaşam mücadelesi veren üç kız kardeşin hikâyesini anlatıyor. İki kitaptan oluşan bu serinin ilk kitabında olaylar tam anlamıyla sonuca ulaşmayan açık uçlu sorular gibiydi. Kitabın sonuna geldiğimde, sanki pimi çekilmiş bir el bombası kucağıma bırakılmış gibi hissettim. İkinci kitap ise çok daha sarsıcı ve çarpıcı bir itirafların olduğu her soru cevabını buluyor. Okuduktan sonra dehşete kapılmamak gerçekten mümkün değil. İnsan olmanın anlamını sorgulatan, aklın sınırlarını zorlayan ve tarif edilmesi güç bir iğrençliği gözler önüne seriyor. Dünyada ve ülkemizde var olmasına rağmen çoğu zaman konuşulmayan ensest gerçeği, büyük bir cesaretle, tüm çirkinliği ve rahatsız edici yönleriyle anlatılıyor. İtirafların birbiri ardına geldiği her bölüm, yüreğimi paramparça ederken inandığım tüm değerleri yok etti. Tüm insani değerlerin ayaklar altına alındığı bu hikâyeyi, kayalıklara doğru sürüklenen bir geminin ne zaman fırtınaya yakalanıp alabora olacağını bekler gibi, büyük bir tedirginlik ve endişeyle okudum. Özellikle mahkeme bölümlerini okurken göz yaşlarım isyan etti. Uzun süre etkisinden çıkamayacağım kitaplardan biri oldu. Bir aileye yaşatılan utanç, baskı, şiddet, tecavüz, taciz, tehdit, acı, suç, katil, psikolojik istismar ve
Utanç Odası 2Chrysiida Dimoulidou · Pena Yayınları · 201681 okunma
Reklam
Puan vermedi·400 syf.·
2026 37. kitabı
Başlarını büyük keyifle ve ilgiyle okudum. Ortaları ve sonları, aksiyon türünde klasik Hollywood filmi tadındaydı. Başlarda merakla okuduğum kitap, sonlarda ilgimi kaybettiğim ve nihayet bitti dediğim kitaba dönüştü. Dipnotlarda güzel bilgiler var. O notlardan çok şey öğreniliyor. Mesela MİT müsteşarı Fuat Doğu, Fethullah Gülen'in ilişkili olduğu Komünizmle Mücadele Derneğinin kuruluşunda rol oynayan Ruzi Nazar'la yakın dostlarmış. Ve Fuat Doğu, Komünizmle Mücadele Derneğinin kuruluşunda aktif rol almış. Veya Sabri Yirmibeşoğlu'nun halkı galeyana getirmek için kontrgerillanın bazı şeyler yaptığını itiraf ettiğini öğreniyoruz. Çatlı, Yazıcıoğlu ve ülkücülerin iç karışıklıkta nasıl kullanıldığını okuyoruz... Bu ve benzeri bilgiler açısından kitap iyi ki okudum dedirtti. Olumsuz intiba bırakan şeylerden biri; öğrenci ve öğretmenlerin de diğer kesimler gibi, siyasetle ilgilendiği cümlelerin çok olması. Toplumu, ülkeyi felakete sürükleyen yaklaşımlardan olduğunu düşünüyorum, özellikle öğrenci ve öğretmenlerin siyaset yapmasını. Siyasi slogan ya da pankart, öğrenci ve öğretmenle nasıl bağdaştırılabilir? Ordu gibi eğitim camiası da uzak olsun ideolojiden ama mümkün değil. Din gibi siyaset de insanı sömüren kavramlardan diye düşünüyorum. Kitapta sol cenahın masumiyeti, sağ kesimin şiddet yanlısı olduğu vurgulanırken, tarafsızlığı koruyamamış olduğu söylenebilir. Tıpkı Yedi Güzel Adam dizinde Dersim olayıyla Cumhuriyet'e saldırılması gibi. Sol görüştekiler hiç mi silaha sarılmadı hiç mi şiddet uygulamadı hiç mi hırsızlık ahlaksızlık yapmadı? Hayır diyenler, modern masallar dinlemeye devam etsin. Ne sağ ne sol, iki kesim de boyunu aşan ölçüde pisliğe batmış. En güzeli apolitiklik ve çöplükten uzak durmak diye düşünüyorum. Bölen, parçalayan, çürüten vs vs siyaset değil mi?
Yağmur ÇiseliyorOsman Balcıgil · Destek Yayınları · 20241,103 okunma
7/10
·928 syf.··
2026 18. kitabı
Beyaz Leke 2 - Aslı Arslan #okudumbitti #kitapyorumu Öncelikle eline sağlık yazarım, bizi Avukat Eftalya Atalar ve Pilot Tugay Demir Çeviker ile tanıştırdığın için. İkinci kitap oldukça uzundu ve çok fazla olay vardı. Bir kısımda sıkıldığımı itiraf edeyim ama bir kısımda da kitap elimden düşmedi. Karakterlerin derinliği, hikayeleri ve olayın işleyişi çok güzeldi. TAMAMEN SPOİLER İÇERİR Tugay'ın özgür halleri gerçekten çok güzeldi. Çevresinin ona karşı empati yapmaması sinirimi bozdu, adam yeni hapisten çıktı hiç anlayışlı değillerdi. Eftalya ile bakışarak anlaşmaları çok iyiydi, ayrıca Eftalya'nın Gamze ile olan dostluğu da çok güzeldi. Tugay'ın terk edildiği kısım, dram olarak çook iyiydi. Eftalya'nın sebebini pek mantıklı bulmadım, Tugay'a söylese zaten her şeyi hallediyor ama İngiltere sahneleri harikaydı. Kitapta ana konu hain olmasına rağmen araştırma açısından önem verilmediğini düşünüyorum. Tugay çok zeki biri ama haine biraz dikkat etse bulabilirdi. Verilen ipuçları ve güvendiği kişileri çıkardığında zaten geriye tek bir isim kalıyordu. Defne'nin hikayesi kitap ortasında çok havada kalmıştı ama sonunda bir yere bağlanması iyi oldu. Giray'a üzüldüm ama savaş öncesi terk etmesi (geri dönse bile Tugay'a bunu yaşatması) beni ondan biraz soğuttu. Sinan... Belli etmese de çok acı çekti. Marco ile olan saygılı halleri, suya girmesi ve finalde olan olayla birlikte gerçekten çok derin bir karakterdi. Yer yer elbette mantık hataları vardı, bence bu kadar uzatılacak bir konu yoktu. Özellikle Tugay'ın şehri yakması ve gerçekten plansız hareket etmesi yanlıştı. Ülkeye demokrasi getirilme fikrini sonradan benimsemeseler ne yapacaklardı? Yola ilk çıktılarında hiçbir amaçları olmadığını gördük. Ses çıkarmaları bir amaca bağlanmalıydı ama bu amaç yolun ortasında
Beyaz Leke - 2Aslı Arslan · İndigo Kitap · 20252,833 okunma
10/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 21:40
Dürüst olmak gerekirse kitabın daha okumaya başladığım ilk sayfasından itibaren alıntıların içinde kayboldum. Bazı yerlerde bir kitap okuyor gibi hissetmekten çok alıntılar ağacı içeren bir hikaye okuyor gibi hissettim ve bu hikaye nereye bağlanacak merakla beklemeye başladım. Yüksek beklentilerle başlamadığım, hatta çok da isteksiz başladığımı itiraf etmem gereken bir kitap için az önce söylediklerim ciddi iltifatlar bence. Ve bu iltifatları daha fazla uzatabilirim. Gerçekten özel ve insanın içine işleyen - en azından benim içime işleyen - özel bir hikayeydi. Biraz aşk biraz acı, biraz mutluluk biraz hüzün ve en önemlisi de gerçekten hayatın - kendi hayatımın da - içinden parçalar bulduğum bir hikaye oldu. Beklemediğim, hayal etmediğim ve hiç tahmin etmediğim kadar sevdim. Nacizane fikrimdir.
Melanie Klein, Melanie Klein!Cem Tunçer · Budala Kitap · 2026707 okunma
Anaïs Nin'den Henry ve June
9/10
·288 syf.··
2026 36. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 19:00
Yazarın okuduğum ilk kitabı ama şunu söyleyebilirim ki Anais Nin okumak, narin bir kadının kendi ruhunu çıplak elleriyle ameliyat etmesini izlemek gibi... Bu güncesinde her şeyi cesurca yazmış, büyük bir bilinçle, dürüstlükle ve kesinlikle alışılmışın dışında. Henry ve June, dışarıdan bir aşk üçgeni gibi görünse de aslında Anaïs’in kendini keşfetme savaşı. ​Kitapta beni en çok sarsan, onun şu samimi itirafı oldu: ​"Çocukken babamın sevgisini kazanma uğruna az kaldı ölüyordum; yine aynı nedenle, sevdiklerime işkence çektirmek, zulmetmek, üstüme düşmelerini sağlamak için kendimi ruhsal olarak öldürdüm. Bu idrak beni kamçıladı. Şimdi kendime yardım etmek için mücadele ediyorum." ​Sırf sevilmek için hem kendine hem de sevdiklerine nasıl acı çektirdiğini dürüstçe itiraf ederek o kördüğümü çözmeye karar veriyor. Acıların ve tutkuların ortasındaki bu kadın, fiziksel olarak hâlâ çıtkırıldım, kırılgan bir kız çocuğu gibi görünüyor ve bundan biraz da şikayetçi. Fakat o narinliğin arkasında asıl ilgi çeken şey, onun çok cesur bir kadına dönüşmesi. Toplumun, aşkın ve ahlakın sınırlarını zorluyor ve asla geri adım atmıyor. Kendini bulma çabası zaman zaman insanı rahatsız etse de, kendi gerçeğiyle bu kadar dürüstçe yüzleşmesi insanı kendine hayran bırakıyor. Henry ve June bazen ne kadar rahatsız edici olsa da okunması gereken kitaplardan diyorum.
1000Kitap
Henry ve JuneAnais Nin · Ithaki Yayınları · 2024118 okunma
Reklam
Reklam