Hayatımı ve bakış açımı değiştiren cümlelere sahip bu kitap. Öyle bir zamanda çıktı ki bu kitap ve bu cümleler hiçbir şeyin tesadüf olmadığı, her şeyin bir şeylere bağlandığını kanıtlar nitelikteydi benim için. Düşünmemi fazlaca sağladı, anlamamı sağladını net bir şey söyleyemem; gidilmesi ve düşünülmesi gereken o kadar çok şey var ki… Yalnızca şunu söyleyebilirim. Kitabı okumadan önceki ben ve kitabı okuduktan sonraki ben arasında birçok şey değişti. Bazen bilinen şeyler hatırlatılması gerekiyor insana. Çünkü o bilinen dahi öyle nice şeyler barındırıyor ki içinde, düşünmeden derinine inmeden gerçekten samimi bir şekilde onu idrak etmeden anlayamıyorsun. Her cümle ışık oldu benim hayatıma. Başucumdaysa eksik etmediğim şu satırlar var artık:
“ “Ey insan, nasıl tüm âlem her an yeniden yaratılıyorsa sen de her sabah güneş gibi yeniden doğ. Bismillah de, yeni bir başlangıç yap. ‘Bitti, öldü, kapandı.’ dediğin yerde yeni bir kapı daha açılacak. Kapıyı ara. Işığı ara. Asla umudunu kesme. Sonsuz yaratılış döngüsü içinde yoluna devam et. Durma, yürü!’
Rilke bir şiirinde diyor ki: Bırak her şey gelsin başına/ Güzellik de dehşet de/ Sen yoluna devam et/ Ve bil ki hiçbir duygu nihai değildir.
İyi kötü, güzel çirkin, aydınlık karanlık, refah mahrumiyet, genişlik darlık… Bunların hepsi başına gelecek. Sakın birine takılıp kalma. Tıpkı evrenin yatışmaz yapısının her an akıp gitmesi gibi bil ki şu anda içinde bulunduğun hâl de geçecek. Hiçbiri sonsuza dek devam etmeyecek. Kendini buna hazırlaman, evrenin yaratılış ritmiyle uyumlu hareket etmen demektir. Ecdat bunu şiir diliyle şöyle ifade etmiştir: Gamına gamlanıp olma mahzun/ Demine demlenip olma mağrur/ Ne dem bâki ne gam bâki, ya Hû… Gam, dert, tasa, keder de geçicidir; dem, keyif, zevk de geçicidir. Bil ki bunların