Adam, İstanbul'dan Edirne'ye gitmek istiyorum diyor. Ama Sirkeci garına gideceği yerde Haydarpaşa'ya doğru yol almış. Diyorsunuz ki ona: Kardeşim, gerçekten Edirne'ye gitmek istiyorsan Boğaz'ın karşı yakasında bulunman gerekir. Adam: Hayır, diyor, ben buradan kalkan trenle Edirne'ye gideceğim. Sonra peronlardan birinde bulunan bir trene biniyor. Bakıyorsunuz o tren üzerinde Ankara'ya gideceği yazılı. Yine ikaz ediyorsunuz: Bu tren Ankara'ya gidiyor, Edirne'ye gitmek istiyorsan bu trenden in. Hayır, diyor adam ısrarla, ben işte bu trenle Edirne'ye gideceğim.
Sonra aklınıza geliyor ve biletine bir bakayım diyorsunuz. Adam biletini uzatıyor. Hayret! Edirne'ye gitmek isteyen adam Ankara için bilet almış. Siz yine sükunetinizi muhafaza ederek ve görev sorumluluğu içinde: Bak kardeşim, diyorsunuz, bu biletle ve bu trenle ancak Ankara'ya gidilir, Edirne'ye değil.
Adam sizin çok can sıktığınızı, çok anlayışsız ve inatçı olduğunuzu ifade etmek üzere ters bir bakışla bakıyor yüzünüze. Ne kadar kalın kafalısınız diyor. Edirne'ye gitmek istediğimi ve bu fikrimden asla caymayacağımı bilmiyor musunuz? Ankara'ya kalkan tren hareket ediyor, adam mütebessim, el sallıyor:
Edirne'den bir kartpostal göndereceğim, diye bağırıyor size.