Ah, nasıl ve ne kadar nefret ediyorum… Bütün bu hayattan, bu hayatı memnuniyetle kabul eden ve severek yaşayan, bütün bu gelenek görenek adı verdikleri şeylere sersemce bağlı olan bu adamlardan ne kadar nefret ediyorum.
İnsanların eşit ve kardeşçe yaşamasını hedefleyen isyan* yenilgiyle sonuçlanınca, genç Bektaş kaçıp Kırşehir'in Sulucakarahöyük bölgesine yerleşmiş. Zaman içinde bilgeliği dört yandan duyulmuş. Yerleştiği yerin adı şimdilerde Hacıbektaş. Kurduğu dergahta, ettiği her iki laftan birinin bilim olduğu söylenir. Sana tavsiyem, kaleme aldığı Makalat'ı okuman. Sorduğun soruya, yani aslan ve ceylana gelince, der ki pirimiz Hacı Bektaş Veli:' Bu aşk denilen şey Allah vergisidir. Ondan ilerisi yoktur. Her şey aşk ile ilerler. Gönüllerimiz aşk ile temizlenir.' İşte böyle. Gönlü aşk ile dolu olanların bulunduğu yerlerde, ceylan ve aslan bile barış içinde yaşar.
*Babai Ayaklanmasının amacı, Türkmenlere sırt çevirip İranlılarla yakınlaşmayı seçen Selçuklu yönetimine tepki göstermekti. Ülkede bürokrasinin en önemli makamları İranlılara verilmişti, Türkmenler, istenmeyen vatandaş muamelesi görüyordu.·Kitabı okuyor
"Sevgi nedir?
Dünyada bana sevgi kadar anlaşılmaz gelen hiçbir şey yoktur; ne insan, ne şeytan ne de başka birşey çünkü sevgi herşeyden daha çok işler ruha. Yüreği böylesine kaplayan, böylesine bağlayan hiçbir şey yoktur..."
“ İbn Sina, aşkı, insanın karşı cinsten birinin yüz çizgilerini, el kol devinimlerini ve davranışlarını durup durup düşünmekten doğan sürekli bir hüzün düşüncesi olarak tanımlıyordu. Bir hastalık olarak doğmuyordu, ama doyurulmazsa bir saplantıya dönüşüyordu. “