10/10
·184 syf.··
2026 32. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 09:15
Bir mısrasına kitap yazılır mı? Ahmet Arif söz konusuysa yazılır. Hatta bazen bir tek dizesi, birçok romandan daha fazla şey anlatır insana. Son günlerde Cem Karaca’nın sesinden “Ay Karanlık”ı defalarca dinledim. Hiç sıkılmadan, her seferinde başka bir yerinden etkilenerek. Sonra fark ettim ki aslında beni kendine çeken şarkı değilmiş; şarkının ardındaki şiirmiş. Meğer uzun zamandır Ahmet Arif’in dünyasına doğru yürüyormuşum. Ahmet Arif’i okurken insan zaman duygusunu kaybediyor. Bir yandan binlerce yıllık bir ağıdın içinden konuşuyor gibi geliyor, bir yandan da bugün yanımızda oturup bizimle aynı dertleri paylaşabilecek kadar yakın. Şiirlerinde hem büyük bir sevda hem de büyük bir öfke var. Özellikle kendisini “az gelişmiş değil, sömürülmek için kasıtlı olarak geride bırakılmış bir ülkenin çocuğu” olarak tanımladığı röportajını okuduktan sonra bu öfkenin kaynağını daha iyi anladım. Onun şiirlerinde yalnızca bireysel acılar değil, bir coğrafyanın yaraları da yankılanıyor. Beni en çok etkileyen yönlerinden biri ise kullandığı dil oldu. Ahmet Arif, unutulmaya yüz tutmuş sözcükleri şiirlerinin içine öyle ustalıkla yerleştiriyor ki yabancı gelen bir sözcük, anlamı öğrenildiğinde dizenin bütün yükünü omuzlarında taşıyor. Şairin de söylediği gibi, aynı şeyi daha sade anlatmak mümkün olabilir; fakat o zaman şiir, şiir olmaktan çıkar. Derinliğini, yoğunluğunu ve çarpıcılığını kaybeder. Örneğin “Bir ben bileceğim oysa / ne âfât sevdim” derken kullandığı “âfât” sözcüğü yalnızca bir güzellik anlatmaz. İçinde felaketi, çaresizliği, karşı konulamaz bir çekimi de taşır. gibi. “Seni özledim” demiyor. “Özlemden zincirler eskittim” diyor. Hasreti somutlaştırıyor, demire dönüştürüyor, sonra onu bile aşındırıyor.İşte Ahmet Arif’in şiiri tam da burada güç kazanır; bir kelimeyle sayfalarca
Şiir
Hasretinden Prangalar EskittimAhmed Arif · Metis Yayınları · 201748,1bin okunma
Dil imtihanı ve çözümleri...
8/10
·176 syf.··
2026 3. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 28 Ocak 2026 15:00
İmam Gazâlî’nin “Dil Afetleri” (Lisânü’l-Âfât) bölümü, İhyâ-u Ulûmi’d-Dîn’in önemli kısımlarından biridir. Türkçede genellikle “Dilin Afetleri” adıyla yayımlanan bu bölüm, Müslümanların dil konusunda dikkat etmeleri gereken hususları yaklaşık yirmi başlık altında ele almakta ve insanı sözün sorumluluğu konusunda ciddi şekilde uyarmaktadır. Kitabı okumadan önce, İmam Gazâlî’nin ilmî derinliği ve tasavvufî tahlil gücü sebebiyle oldukça yüksek bir beklenti içerisindeydim. Ancak eseri okuduktan sonra, içeriğin daha çok genel okuyucu kitlesine hitap ettiğini, temel ahlâkî uyarılar çerçevesinde kaleme alındığını gördüm. Bu yönüyle kitap, ilmî tartışmalardan ziyade ahlâkî bilinç oluşturmayı hedefleyen bir nasihat metni hüviyetindedir. Elbette eser kendi döneminin şartları içerisinde son derece kıymetlidir. Gazâlî’nin ayet ve hadis merkezli yaklaşımı, dönemin toplumsal yapısı ve ahlâkî problemleri dikkate alındığında oldukça yerindedir. Ancak günümüz insanının psikolojik yapısı, iletişim biçimleri ve sosyal medya gibi yeni dil alanları düşünüldüğünde, eserin bazı yönlerden güncellenmeye ve çağın meseleleriyle yeniden yorumlanmaya ihtiyaç duyduğu kanaatine vardım. Bununla birlikte İmam Gazâlî, ümmetin büyük âlimlerinden biridir ve ilim geleneğimizde müstesna bir yere sahiptir. Eser, özellikle temel dinî hassasiyet kazanmak isteyen, dil terbiyesi konusunda bilinçlenmek isteyen okuyucular için hâlâ önemli bir rehber niteliği taşımaktadır. Bu sebeple kitabın daha çok genel okuyucu kitlesine ve ahlâkî hassasiyetini artırmak isteyenlere hitap ettiğini söylemek mümkündür. Kitabın bir bütün olarak ele alınması yani Dilin Afetleri(Dil Belası) bölümünün ihyanın bütünlüğünden okunması daha faydalı olacağı bununla birlikte günümüzün insani yaklaşımlarına geniş perspektif bir çözüm
1000Kitap
Dilin Afetleriİmam Gazali · Sufi Kitap · 202517bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
ALATLI VS. MEZOPOTAMYA'NIN HÜZNÜ
10/10
·640 syf.··
Beğendi
·
2025 90. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 28 Ağustos 2025 00:00
‘‘Oğul sadıklığın bu muydu? Valla(h) yedirdin kurda beni beni beni havar zalim ...’’ Eserin isim babası olan bu pasaj; bir türküden, bir Van türküsünden devşirilmiş. Aslında ‘’havar, havar’’; Türkçe’si aşağı yukarı ‘’imdat, İmdat" olan bir emanla nihayete eren bir ağıt… Erdal Erzincanlı’dan bi dinlemenizi tavsiye ederim. Coğrafyanın kaderinin batı notaları üzerindeki istimlakı gibi... Do, re, mi seslerinin bir bağlamaya sığmaz imdadı. Tüyleri diken diken eden bir yakarış mıdır nedir? Bir el uzatıp halleşmeden edemiyorsunuz. Alatlı bu yakarışa ‘’Mezopotamya’nın hüznü.’’ diyor. Alev Alatlı’nın muazzam Türkü kültürü, serinin henüz birinci kitabında kendini gösteriyor aslında. Bir de buna enfes yayıncı dehasını eklenince, görün ne afat bir şey çıkıyor ortaya. Şöyle ki; birinci kitapta Sedes’in, Rodoplu’nun masasında gördüğü henüz tamamlanmamış roman notları vardı; İşte üçüncü kitabın taslağını, arka planını bu roman oluşturuyor. Bir de flashback gibi bi görünüp bi kaybolan, duvardaki Şiran’a ait portre. Ve en kıymetlisi; analizin başındaki, romanda geçen ağıttan, o pasaj; ‘‘Oğul sadıklığın bu muydu? Valla(h) Yedirdin kurda beni.’’ Birinci kitapta, Rodoplu’nun masasında romanının taslak kağıtlarından ibaret olan, esasen okurun üzerine pek de basmadığı, ara ara konunun ortasına bu romanla birlikte laps diye giren Suat, Şiran, Çiçek, anne, baba, Nilgün, kadıncık gibi karakterler, üçüncü kitabın ana karakterleri oluveriyor. Meğer Rodop’lu eski bir aşk hikâyesini (eskimez ya!) daha ilk tanışta anlatmaya kalkmışta okura, okur; aydın, sol militarizm, ideoloji, kültür despotizmi, haymatlos filan derken onca kaosun içinde bu hazin hikâyeyi dinleyememiş. Şimdi dön birinci kitaba. Alatlı’nın muazzam yazın dehası... Birinci kitapta aydın despotizmi anlatılırken okura, üçüncü
Valla, Kurda Yedirdin BeniAlev Alatlı · Kapı Yayınları · 2024197 okunma
Öfkenin ve inceliklerin şairi Ahmed Arif
10/10
·184 syf.··
2025 7. kitabı
·
37 günde okudu
·
Okunma: 19 Mart 2025 17:00
"Bir ben bileceğim oysa Ne afat sevdim." demiş Ahmet Arif. Ama öyle güzel anlatmış ki sevgisini, özlemini,ökesini... Öyle ki Adnan Binyazar onun için "Seçtiği sözcüklerle resim çizmez, her sözcüğü bir resimdir." demiştir. Öyle kelimeler seçmiş ki şiirimizde daha kolay kolay rastlanmayan sözcükler bunlar. Kendisine bu sorulunca da " Sizin deyiminizle Türk şiirinde rastlanmayan etkin sözcükleri ben evde,sokakta,iş yerinde konuşurken de kullanırım. Benim şiirim ile konuşmam arasındaki özdeşlik hemen hemen hiçbir şairde yoktur. Kısacası halkımın canlı, elvan ve gürül gürül dilinden hiç kopmadım ki şiirimde kopayım, yozlaşıp yabancılığa boğulayım." İşte bu yüzden bizden biri Ahmet Arif. Halkı, halkın ağzıyla anlatmış. Şiirleriyle resmetmiş kendi duygularını, bizim duygularımızı. O sanat toplum için olmalı diyen, devrimci, yiğit, öfkenin ve inceliklerin şairi.
Şiir
Hasretinden Prangalar EskittimAhmed Arif · Metis Yayınları · 201748,1bin okunma
Hasretinden Prangalar Eskittim
9/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2024 1. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 06 Ocak 2024 00:00
Ahmet Arif'in şiirlerini çok kez okudum, kendi sesinden YouTube'da defalarca dinledim. Ancak okumadığım şiirler, kendisine dair yazılar/kesitler için almıştım kitabı. İyi ki de almışım. Kapağındaki görselden, son sayfasına kadar güzeldi. Kitaptan alıntı olarak şiirden öte, Ahmet Arif'e ve Ahmet Arif'in diline dair konuşma yada röportajlardan birkaç kesit paylaşacağım. Yoksa şiirlerini onu tanıyan bilir, bulur. En uzun alıntımı buraya bırakayım. Sf 169 VEYSEL ÖNGÖREN: Dilimizde etkili olan ama şiirimizde kolay rastlanmayan sözcükleriniz var. Bu tazeliği nasıl yakaladınız? AHMED ARİF: Bu sorunuzu kısaca "halkımın dilini sevmek, o'nun türküleri, ağıtları, masallarıyla beslenmekle" deyip yanıtlamak var. Ama o sözcüklerden bazı örnekler vermek, böylece konuyu daha açık ve anlaşılır hale getirmek de gerekli belki. "Bir ben bileceğim oysa ne âfât sevdim." Buradaki âfât sözcüğünü halkım "korkunç, kahredici, karşı konulmasının oluru olanağı yok bir belâ ya da salgın" gibi sözcük, deyim ve kavramları yetersiz bulduğu yerde kullanır. Ben de örneğin "Çok sevdim... Yürekten sevdim" diyebilirdim. Sanırım buna kimsenin bir diyeceği de olmazdı. Ancak o zaman sıradan bir mısra kurulmuş olur ve ortaya şiir yükü bakımından yoğunluk, derinlik ve çarpıcılıktan yoksun, tatsız bir deyiş çıkardı.
Edebiyat - Şiir - Düşünce
Hasretinden Prangalar EskittimAhmed Arif · Metis Yayınları · 201748,1bin okunma
#kendinisev
Puan vermedi·241 syf.··
2023 4. kitabı
//KİTAP TAVSİYEM 'Pusula' /Alıntılar ++O SENSİN! ++Hayatının pusulası sensin... ++Farkına var,güç sende... ++Negatif düşüncelerinden uyanıp,sana zarar vermesini engelleyebilirsin... ++Hayat senin için,kendin ve hayatın için kabul ettiğin negatif veya pozitif duygulardan ibarettir... ++Şu an yaşamış olduğum durumu kendin yarattığını kabul etmek de farkındalıktır... ++Farkindalıktaki en.önemli şey,iç sesini dinleyebilmek,anlayabil mektir... ++Ne zaman ki düşüncelerin,hislerin berrak ve net olur,işte o zaman düşündüklerin senin hayatının gerçekliğine dönüşür... ++Bir insan kendini ne kadar iyi tanır ise kendinin de o kadar iyi farkında olabilir... ++Bu dünyada aslında sahip olduğumuz tek şey,hayatımız ve zaman... ++Zengin olmak için yaşama,mutlu olmak için yaşa... ++Ben kendime yüzde yüz inanıyorum... ++Ben bakış açımı değiştiriyorum... ++Düşerken seni kurtarabilecek tek varlık,sensin... ++Kendini kabullen ve sev... //KİTAP HAKKINDA Merhaba kitapsever arkadaşlar Çok şükür İzmir'e yağmur yağdı,barajlarımızı dolduracak kadar bari devam etmesini,afat'a dönüşmemesini diliyorum.Dışarıda kalanlara,soğukta çalışanlara Rabbim yardım etsin.İyiyi çağıralım iyi,güzeli isteyelim güzel olsun.Tıpkı bu günkü kitabımız 'Pusula' gibi... Pusula kitabımız da içimizdeki farkındalığa ulaşma yolumuzda köprü olmuş okura.Yaşadığın hayat,yaşamak istediğin hayat mı? diye sorarak başlıyor kitabına Gonca Hanım.Ben de size sorayım o vakit, Yaşadığınız hayat,yaşamak istediğiniz hayat mı? Siz,bu sorunun cevabını kendinize itiraf ederken ben biraz kitaptan bahsetmeye çalışayım müsadenizle... Trajik bir yaşam öyküsüne sahip olan yazarımız,küsüp kabuğuna saklandığı yıllara inat,tabiri caiz ise 'anka kuşu' gibi küllerinden doğarak bambaşka bir hayata sahip olmuş.Dikenler de batmış bu yollarda
Güçlü Olmak
Pusula - Farkına Var Güç Sende!Gonca Yener Thomas · Librum Kitap · 024 okunma