Uzun bir süre sonra İnce Memed ile kitap okumaya dönmek doğru bir seçim olmuş. Çok öncesinde alınan serinin ilk kitabı bugün üzüntüyle bitti. Spoiler içerecek ama dönüp baktığımda hatırlamak için yazıyorum.
Zalimler zalimi bir Abdi Ağa ve onun zulmünün altında ezilen Çukurovalıların hikayesi. Tüm bu zulümlere dayanamayan İnce Memed sevdiği Hatice’sinin sırf ağanın yiğeni diye başkasıyla evlenmesine göz yumamazdı. Haticesini alıp kaçmasıyla başlayan serüven Memed’in Abdi ağa nın yiğenini vurup dağa kaçmasıyla başlıyor. Çocuğu da Hatice öldürdü deyip kızı hapse attırıyorlar. Memed de dağda eşkıyaların yanına katılıyor. Orda da yanlışlıklara karşı duruyor. O kadar akıcı o kadar kendini kitabın içinde buluyorsun ki tüm olaylara yakından şahit oluyorsun. Memed artık eski toy Memed değil yaşadıkları onu olgunlaştırıyor. Haticesini jandarmaların elinden kaçırıp mağaraya saklanıyorlar. Hatice gebe . Bir oğulları oluyor. Memed saldırılara karşı öleceğini düşünüp adını Memed koyun ben teslim olmaya gidiyorum diyor. Ancak jandarma onlara acıyarak almıyor. Derken dağlarda çatışma sırasında Hatice vurulup ölüyor. Tüm Çukurova onların artık destekçisidir. Haticenin cenazesini hallediyorlar. Hapis arkadaşı Iraz ana Memed e ver bu çocuğu alıp gideyim büyüteyim yoksa anası gibi ölüp gidecek diyor. Memed mecbur kabul ediyor. Ama intikamını almak için Abdi ağanın karşısına çıkıp işini bitiriyor.
Af gelse de gidip teslim olmuyor.
Haticeye çok üzüldüm çukurovalılar onlar için ev tarla bile hazırlamışken birlikte mutlu olamadılar. 2. Kitabı da merak ediyorum bakalım Orda neler olacak.
İncelemem kelimeler cümleler biraz kopuk dağınık olabilir. Uzun süre kitap okumamanın etkisi diyelim affola.
Herkese tavsiye edilir ,iyi okumalar …
Esir Şehrin 2. Kitabıdır. Adından da anlaşılacağı üzere Kamil Bey in hapishanede yaşadıkları anlatılıyor.
Kitapta aynı zamanda milli mücadele döneminde yaşananlarda iki tarafın düşünceleri de belirtilerek anlatılıyor. Mustafa Kemal den bahsederken Sarı Paşa diye bahsediyorlar. İstanbul daki Zengin ve saray çevresi işgalci devletlerle iyi ilişkiler kurmaya çalışmakta. Ortada çok paralar dönmekte.
Kamil Bey vesilesiyle aydın kesimin yani okumuş, yurt dışı görmüş, kültürlü kesiminden halktan ne kadar uzak olduğunu ve hiç tanımadığını görüyoruz. Belki de yazar Kamil Bey aracılığıyla kendi aydınlığı eleştirmekte. Bu sebeple betimlerini ve düşğncelerini gerçeği çok yansıtmakta. Kastedilen Aydın ne kadar donanımlı olsa da iş başa düşünce iş bulup çalışmaktan memurluk hariç bir meskek yapmaktan aciz.
İlk yarısında Kamil Bey yanlışlıkla arkadaşının bulunduğu hapishaneye değil de halkın bulunduğu koğuşa düşüyor. Burda koğuş ağası var Osman Ağa herşeyi o yönetiyor. Zekai Hoca desen iyi görünüp de sinsi sinsi arkadan iş çeviren çıkarcı bi insan. Kamil Bey e psikolojik şiddet uyguluyorlar. Bu bölümde hapishane dilini, insanın cahilliğini, fakirliği, güçsüzlüğü ve batıl inançları görüyoruz. Kamil Bey 7 yıl bunlara nasıl dayanacağını düşünür. Sigarasız kalır sigara çalabileceğini düşünür. Düşündüğü anda bunun yanlış olduğu bilinciyle kıvranır. Parasız kalmıştır çünkü koğuş ağası kumar oynarken Kamil Bey den para alır. Sonra bu paranın üstüne çöker. Yakın arkadaşı olarak gördüğü Zekai hoca da Kamil Bey e destek çıkmaz. Dayanamaz Kamil Bey buna Osman Ağayı osmanlı tokatıyla adam akıllı döver. Böylelikle 1. Kısım biter.
Kitabın 2. Kısmında olması gereken koğuştadır. Milli mücadeleyi destekleyen mahkumlar arasındadır. Hem düşğnce olarak hem de bilgi birikimi olarak aynı niteliğe sahip
Kemal Tahir'in Çorum Üçlemesi'nin ilk kitabı olan Yediçınar Yaylası'nda Osmanlı'nın gerileme döneminde, siyasi arka planla, taşradaki çürümüşlüğü okuyoruz.
Kitap Tanzimat Fermanının ilan edildiği dönemde Çorum'da Çakır Kahyalardan Halil Efendi ve onun oğlu Ömer'in hikayesiyle başlar. Bu bölümde Kemal Tahir Çorum köylüsünün gözünden Fermanı ve Osmanlı'nın çöküşünü aktarır bize. Ana temada ise çürümüş, yozlaşmış ve çıkarları için mücadele eden derebeylik sistemi vardır.
İkinci bölümde ise 1908 yılına, II. Meşrutiyet arifesine geliriz. Burada Avukat Cevdet ve Seyfettin beyin gözünden siyasi arka planı okuyoruz. Ana tema ise Halil'in oğlu Ömer artık ağa olmuş karıları ve oğlu Kenan ile birlikte yaşamaktadır.
Ömer, ahırında kalması için Kürt Abuzer'i ve onun karısı Emey'i yanına alır. Oğlu Kenan ise Emey'e göz koyar ve olaylar gelişir.
Kemal Tahir yine kendine has üslubu ve Türkçesiyle harika bir roman ortaya çıkarmış, okurken çok keyif aldım; sayfaları merakla çevirdim.
Kemal Tahir bize köylü üzerinden derebeylik sisteminin merkezden nasıl bağımsız şekilde hareket ettiğini ilginç karakterlerle aktarmış, şimdi serinin ikinci kitabı Köyün Kamburu var.
zamanında taraf gazetesinde ahmet altan ve türevlerinin yazdıklarına destek vererek balyoz-ergenekon davalarını destekleyen/savunan,
-en iyi ihtimalle- ayakkabı numarası ile eşit iq'su ile Mustafa Kemal Atatürk'e, onun devrimlerine, dönemine laf sokmaya çalışan,
türk bayrağı, cumhuriyet gibi ülkenin kurucu değerlerine o sivri(!) zekasıyla göndermelerde bulunan,
hümanizm, eşitlik başlıkları altında bölücülük yapıp t.c. sınırları içerisindeki farklı etnik unsurları savunup da emperyalizmin tokadının ağa babasını yiyen türkleri ve bu tokadın şiddetini yok etmeye çalışan Mustafa Kemal'i ve onun verdiği mücadelesini bile isteye yok sayan,
türkiyenin temel sorunlarını kemalizm ve milliyetçilik olarak gören,
robert kolejde eğitim görüp devamında londrada eğitimini devam ettirdikten sonra türkiyeye geri dönüp istanbulun beşiktaş ilçesinde ikamet etmeye devam eden,
türkiyeye döndükten sonra zamanının çoğunu (istanbul) beşiktaş, (çanakkale) lapseki, bozcaada gibi -kendi düşüncesinin deyimiyle- komprador, burjuva uşaklarının hakim olduğu yerlerde geçirip rakı içen,
bu yerlerdeki t.c. vatandaşlarına o kendi kıt aklıyla laf sokan bu roni marguiles adlı çok hücrelinin kitabını tam adres adlı sitenin 3 kitap 175 tl kampanyasından alıp okudum; tamadres.com/alfa-yayin-grub... , tamadres.com/sen-kalk-da-ben... , i.hizliresim.com/ppe1rgo.jpeg ..
kitabın kötü olacağını tahmin ediyordum kötülüğünün derecesini uygun fiyatla kitabı temin ederek test etmek istedim..
sonuç, kitap: leş gibi..
bu kitaba(?) verdiğim paraya da acımıyorum bu arada..
neden?
bu kitabı üç kitap 175 liraya aldım..
yani; 175/3 = 58 tl..
bi' tane tırı vırı çıra 30 tl:
Selam
Size @aysssbsst kaleminden çıkan, Ulysses Yayınları etiketiyle okurla buluşan #ateştendüğüm2 kitabı ile geldim.
İlk kitabın yakıcı ve insanı derinden sarsan düğümünden sonra ikinci kitapta bizi çok daha yoğun, çok daha tehlikeli duygular karşılıyor. Sırlar, yalanlar, intikam arzusu ve kabul edilmeyen hatta kabul edilmek istenmeyen hisler satırların arasına öyle bir işlenmiş ki okurken kendinizi dikenlerin arasında kaybolmuş gibi hissediyorsunuz. Ve o noktada siz de benim gibi “Biraz daha #yaseminkokusu alabilir miyim?” demeye başlıyorsunuz.
Gelelim kitabımıza...
Bu kitapta Elif'in fedakârlıklarına, kaybolan umutlarına ve küllerinden yeniden doğmaya çalışan mücadelesine tanık oluyoruz. Elif vurulduktan sonra Baran'ın büyük ihaleden çekilmesi de dikkat çeken detaylardan biri. Ancak Elif'in abisinden kalan son emanet ve nişan gecesi kaybolan o gizemli bileklik hâlâ ortada yok.
Elif, hiç tahmin etmediği bir adamın elinde görür. Başlarda yakın hissettiği bu kişinin, onu yalanların tam ortasına çektiğini fark ediyor. Üstelik konakta hâlâ istenmeyen biri; düşmanın kızı olarak görülmeye devam ediyor.
Diğer tarafta ise o fırtınalı gecede kollarına düşen "peri kızı" Elif'in peşini asla bırakmayan bir Baran var. Bir sesin ve bir kokunun peşinden giderken gerçeklere ulaşmanın düşündüklerinden daha zor olduğunu fark ediyor. Çünkü yolları intikam dikenleriyle çevrili... Fakat tüm bunlara rağmen Elif'e karşı bakışları ve duyguları da yavaş yavaş değişmeye başlıyor.
Elif'in çok sevdiği iki kişiye verdiği söz amcası tarafından engellenince Baran herkesi karşısına alıp onu yeniden dershaneye yazdırıyor. Tabii bu durum özellikle Rojbin ve Berfin cephesinde kıyameti koparıyor. (Ah Berfin... Her sabah, her akşam elinde börek tepsisiyle "Baran sever" diyerek konağa gelmekten
Türk Sineması tadında satırlarında kaybolduğum bir kitap oldu "Son Hasat"
Ailesi yüzünden şizofren olmuş genç bir kız Hilal. Yaşadıklarının etkisinden çıkması mümkün olmayınca hastalığı ile mücadele ederek geçen bir ömür.
Ve Alparslan. Babası zengin, tütün tarlalarına hükmeden Halil Ağa'nın oğlu. Alparslan gönlünü bir ameleye kaptırır. Ama babası razı olmaz buna. Oğlunu dinlemeyip Hilal'e sevmediği bir kız ile evlendirir. Sonrasında ise Hilal hastalığı ile mücadele eder, Alparslan ise kendini kaybeder.
Akhisarlı zeytinyağı tüccarı ile Akhisar'ın bir başka güç sahibi alesinin evlatları arasında geçen bir roman. Sürükleyici, heyecanlı ve etkileyici kurgusu ile muhteşem bir kitap.
Son HasatBahadır Yenişehirlioğlu · Timaş Yayınları · 202157 okunma