Puan vermedi
//KİTAP TAVSİYEM "KUZGUN YEMİNİ" //ALINTILAR #Karanlık her zaman korkutucu değildir, bazen de öğreticidir... #En büyük korku bilinmeyen değil, insanın henüz tam keşfedemediği kendi zihnidir;çünkü adalet de zulüm de önce orada başlar... #Bazı karanlıklar anlatılmadıkça büyür... #Bazı hikayeler yazılmak değil, susmamak için doğar... #Bilinmezlik kapının ardında kara bir kuyu gibi bekliyordu... #Zaman yalnızca akmıyor, insanın üstüne çörekleniyordu... #Düşünceler bazen insana bir tabanca gibi doğrulabilirdi... #Gölge karanlığı değil aydınlığı getirecek... #Bazen dönmek iyidir, nereye olursa olsun... #Doğrular acıtır... Dönüşen birinin ardından koşan herkes, bir noktada aynı karanlığa girer.. #Bazı sorular soruldukları anda anlamını yitirirdi.. #Hiçbirşey söylememek en doğru cümleydi... #Bazı mesajlar anlaşılmak için değil, uyanmak için yazılırdı... #Bir insanın içinde bu kadar karanlık olabileceğini... Sevginin bazen insanı kurtarmadığını... Geç farketmişti... #Bazı sorular insanı hayatta tutmaz;sadece daha çok acıtırdı... #Yüreğinin ortasından kırılmıştı, nasıl onarılacağını bilmiyordu... #İnsan her zaman gerçeğin iyileştirdiğine inanır... #Bir insanın sevdiği birini kaybetmesinden daha önemli ne olabilirdi? Yanılmış olmak... #Bazı anlar vardır, yaşanmasa hayat devam eder, yaşandığında ise insanın içinden bir şey kopar... #Hiçbir şey aydınlığa erişmemişti, aksine herşey karanlığa gömüldü... #Bazen doğru olan şey, insanın en büyük yanlışıydı... #Bazı pişmanlıklar ses istemezdi., sessizce insanın içine çöker orada kalırdı... #Gölgeler ölümsüzdür... #Tehlike geçmişte kalmazdı, şekil değiştirirdi... //KİTAP HAKKINDA
Kuzgun YeminiKamuran Elagöz · Edebiyatist Yayınevi · 202616 okunma
Puan vermedi·32 syf.··
2026 71. kitabı
Merhabalar değerli kitapseverler, bugün sizlere Başak Çalışkan Kabiloğlu’nun kaleminden çıkan Özgür’ün Salıncağı adlı kitabı tanıtmak istiyorum. Özgür, bir sabah köyde uyanıyor ve kızarmış ekmeğin nefis kokusu eşliğinde anneannesiyle güzel bir kahvaltı yapıyor. Bu sırada Özgür’ün köpeği Kartof, pencerenin önünde yalandığı için ona da bir parça tereyağlı ekmek veriyorlar. Kahvaltıdan sonra sürprizlerle dolu olan anneanne, torunu Özgür ile ormana gitmek için depodan kırmızı bisikleti çıkarıyor. Özgür, Kartof’un da gelmesi için anneannesinden izin isteyeceği sırada Kartof çoktan yola koyuluyor. Yola koyuldukları sırada anneanne tekrar depoya gidiyor ve elinde bir sepetle geri dönüyor. Dere kenarına geldiklerinde anneanne, bisikletin arkasındaki sepetin içinden bir ip ve tahta çıkarıp Özgür’e, “Bunlarla sana salıncak yapacağım,” diyor. Salıncak yapılacağını duyan Özgür sevinçten yerinde duramıyor. Anneanne ve torun, salıncak yapmak için uygun bir ağaç arayışına giriyorlar. Ancak erik, kestane, çınar gibi çeşitli ağaçlar salıncak yapılması için izin vermiyor. Sonra neler mi oldu? Sonrası kitapta. Anneanne ve Özgür salıncak yapmak için uygun bir ağaç bulabilecekler mi? Bu sorunun cevabı ise kitabın içinde saklı. Kitapta yazarımız; hayal gücü, sabır, çevreye duyarlılık, emek ve doğayla dost olmak gibi birçok değerli temayı ele almış. Haydi minikler, sizleri bu tatlı kitabı okumaya davet ediyorum. Yazarımızın kalemine sağlık, okuyucusu bol olsun.
Özgür'ün SalıncağıBaşak Çalışkan Kabiloğlu · Bilim ve Sanat Yayınları · 20241 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Boş kitap sıralamasında 1. Kitabımız
Puan vermedi
Bir de hayata bir pezevengin gözünden bakalım diye okumaya başlayacağınız okudukça ben ne okuyorum aw diyeceğiniz(yalnız sarıyor) ama okudukça kendinizi türlü entrika ve monaconun ihtişamlı yaşamı ve hayat kadınları arasında bulacağınız bir kitap kendisi. Buna ayıracağınız vakti bi hızlı ve öfkeli filmi izleseniz çok daha karlı çıkarsınız çünkü hemen hemen benzer işler ve geriye kalan zamanla efenime söyliyim size kalır. Ağğ kendisi yaklaşık 500 sayfa , eğer ağaç olsaydım ve bu kitap için harcanacağımı bilseydim buna yanardım yani öyle söyliyim neden paylaştın diye soracak olursanız; böyle boktan kitaplarda var bilginiz olsun , alacağınız kitabı bence okumaya başlamadan önce bi inceleyip ve tartmalıyız diye düşünüyorum, öyle yani
İnceleme
Bir Pezevengin NotlarıGiorgio Faletti · Pegasus · 2017331 okunma
Puan vermedi·372 syf.··
2026 120. kitabı
Bugün sizlere sevdiğim bir yazarın ikinci kitabıyla geldim. Serap Tiryaki ’nin Camlı Teras serisinin ikinci kitabı Ağaç İncir Kuşu, okuyucuyu ilk sayfalardan itibaren nostaljik ve sırlar örümceğiyle kaplı bir atmosferin içine çekiyor. İlk kitabın bıraktığı o derin boşluktan beslenen bu yeni macera, sadece çözülmesi gereken bir gizemi değil, karakterlerin içsel kırılmalarını da ustalıkla işliyor. Hikaye, Sofia’nın ansızın ortadan kayboluşu ve uçurumun kenarında bulunan fularıyla başlayan büyük bir belirsizlikle açılıyor. Bu kaybın ağırlığıyla kabuğuna çekilen Ali’nin derin hüznü ile adaletin peşini bırakmayan Kürşad Komiser’in mücadelesi kurgunun temelini oluşturuyor. Kürşad’ın yurt dışı yolculuğunun ardından yeniden İstanbul’a dönmesiyle, yıllardır titizlikle saklanan sırlar nihayet gün yüzüne çıkmaya başlıyor. Yazar, polisiye ritmini korurken arka plana 1960’lardan 2000’lere uzanan, Yeşilçam tadında naif bir aşk hikayesini de ilmek ilmek işliyor. Kitabın asıl gücü, İstanbul’dan Paris’e uzanan bu su gibi akıp giden polisiye örgüsünün ötesinde, kalbe dokunan duygusal katmanında saklı. Son ana kadar eksilmeyen gizemi ve bıraktığı vurucu etkisiyle Ağaç İncir Kuşu, hem iyi bir polisiye hem de yüreğe dokunan bir edebi yolculuk arayanlar için harika bir seçenek. İyilikle ve kitapla kalın.
Ağaç İncir KuşuSerap Tiryaki · Mavi Nefes Yayınları · 202538 okunma
Puan vermedi·93 syf.··
2026 9. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 17:08
Yaşar Kemal’in Hüyükteki Nar Ağacı romanı, ilk bakışta iş arayan birkaç köylünün hikâyesi gibi görünür. Ancak aslında insanın değişen dünya karşısındaki çaresizliğini, eski hayatın yavaş yavaş yok oluşunu ve modernleşmenin bedelini anlatan oldukça hüzünlü bir eserdir. Romanda Çukurova’da yıllardır ırgatlık yaparak yaşayan beş arkadaşın hikâyesini okuruz. Traktörlerin ve makinelerin yaygınlaşmasıyla birlikte insanların emeğine duyulan ihtiyaç azalmıştır. Daha önce yüzlerce kişinin yaptığı işi artık birkaç makine yapmaktadır. Bu yüzden kahramanlar köy köy, çiftlik çiftlik dolaşarak iş ararlar. Fakat gittikleri her yerde aynı gerçekle karşılaşırlar: Dünya değişmiştir ve onlar bu yeni dünyada kendilerine yer bulmakta zorlanmaktadır. Yolculuk ilerledikçe mesele sadece iş bulmak olmaktan çıkar. Kahramanlar aslında farkında olmadan kaybettikleri dünyayı aramaktadırlar. Eskiden insanların birbirine daha yakın olduğu, emeğin değer gördüğü, toprağın ve insanın daha farklı anlamlar taşıdığı bir düzen artık geride kalmıştır. Yaşar Kemal bu değişimi ne romantik bir nostaljiyle ne de kör bir ilerleme övgüsüyle anlatır. O, modernleşmenin getirdiği kazanımların yanında insandan neleri alıp götürdüğünü göstermeye çalışır. Traktör tarlayı daha hızlı sürmektedir ama bir insanın ekmeğini de elinden almaktadır. Verim artmaktadır fakat insanların birbirine olan bağı zayıflamaktadır. Roman boyunca kahramanlar umutla yollarına devam ederler. Belki bir yerde iş vardır, belki bir kapı açılır diye düşünürler. Ancak her yeni durak onları biraz daha hayal kırıklığına uğratır. Bu yolculuk aslında dışarıya yapılan bir yolculuktan çok iç dünyaya yapılan bir yolculuğa dönüşür. İnsan, hayatını anlamlı kılan şeyleri kaybettiğinde ne yapar? Kendini nasıl tanımlar? Çalışamadığında, üretemediğinde ve
Hüyükteki Nar AğacıYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 20186,2bin okunma
8/10
·208 syf.··
2026 35. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 06 Mayıs 2026 14:09
Kiraz Ağacı ile Aramızdaki Mesafe – Paola Peretti Kiraz Ağacı ile Aramızdaki Mesafe, ilk bakışta çocuklar için yazılmış gibi görünse de aslında her yaştan okura dokunabilecek bir hikâye. Kitabı okurken beni en çok etkileyen şey, ana karakter Mafalda’nın yaşadıkları karşısındaki cesareti ve hayata tutunma çabası oldu. Mafalda, görme yetisini yavaş yavaş kaybedeceğini öğrenen bir çocuk. Bu konu tek başına oldukça ağır olabilecekken yazar hikâyeyi umutla, sıcaklıkla ve samimiyetle anlatmayı başarmış. Bu yüzden kitap insanı üzse de karamsarlığa sürüklemiyor. Tam tersine, hayatın küçük güzelliklerine daha dikkatli bakma isteği uyandırıyor. Kitap boyunca Mafalda’nın kiraz ağacına olan sevgisi ve onunla kurduğu bağ beni çok etkiledi. Kiraz ağacı sadece bir ağaç değil; onun korkularının, umutlarının ve hayallerinin sembolü gibi duruyor. Özellikle ağacın tepesine çıkma hedefi, hikâyeye çok anlamlı bir derinlik katıyor. Yazarın dili oldukça sade ve akıcı. Buna rağmen duyguları güçlü bir şekilde aktarabiliyor. Bazı bölümlerde gözlerim doldu çünkü anlatılan şey sadece görme yetisini kaybetmek değil; değişen bir hayata uyum sağlamaya çalışmak, korkularla yüzleşmek ve umudu koruyabilmekti. Kitabın en sevdiğim taraflarından biri de karakterlerin gerçekçi olmasıydı. Mafalda’nın korkuları, öfkesi ve zaman zaman yaşadığı hayal kırıklıkları çok doğal hissettiriyor. Bu yüzden onun yaşadıklarına üzülüyor ama aynı zamanda gücüne de hayran kalıyorsunuz. Kiraz Ağacı ile Aramızdaki Mesafe, bana sahip olduğumuz şeylerin değerini çoğu zaman onları kaybetme ihtimali ortaya çıktığında fark ettiğimizi düşündürdü. Ama bunun yanında, insanın en zor koşullarda bile umut bulabileceğini de hatırlatan bir kitaptı. Bittiğinde içimde hüzün vardı ama bu ağır bir hüzün değildi. Daha çok hayata,
Kiraz Ağacı ile Aramızdaki MesafePaola Peretti ·  Genç Timaş Yayınları · 202015,7bin okunma