FENOMENOLOJİ: HÂDİSE İLMİ...
Husserl’in tilmizi Heidegger, “fenomen” kavramı hakkında şu tahlili yapar: **“Fenomen kavramının dayandığı Yunanca phainomenon ifadesi, "kendini gösterme" anlamına gelen phainestai fiilinden türetilmiştir. Dolayısiyle phainomenon şu demektir: Kendini gösteren, tezahür eden, ayan olan… Öte yandan phainesthai kelimesi, phaino’nun (gün yüzüne çıkarma, ışığa getirme) orta sesli hâli olup, "pha" köküne aiddir (phos kelimesinde olduğu gibi; ışık, aydınlık, yâni içinde bir şeyin kendini belli edebileceği, kendinde görünür kılabileceği şey). O hâlde fenomen kelimesinin anlamı bakımından şunu tesbit edebiliriz: Kendini-kendinde-gösteren, âyân olan. Dolayısiyle phainomena (fenomenler), gün ışığında bulunan veya ışığa çıkarılanların bütünü anlamına gelmektedir ki, Yunanlılar bunu genellikle basitçe "ta onta" (var olan) ile özdeşleştirmişlerdir. Öte yandan var olanlar, onlara erişim yollarına bağlı olarak kendilerini kendilerinde farklı tarzlarda gösterebilmektedirler. Hattâ var olanların, kendilerini kendilerinde olmadıkları gibi gösterme imkânı dahi vardır. Bu gibi durumlarda var olanlar kendilerini "başka bir şey gibi" gösterirler ki, bu türlü kendini göstermelere zevahir deriz. Ve dolayısiyle Yunanca phainomenon tabiri; başka bir şey gibi görünme, "zevahir", "zevahirî" gibi anlamlara da sahib olabilmektedir. Meselâ phainomenon agathon sözü, iyi gibi gözüküp de gerçekte kendini gösterdiği kadar iyi olmayan anlamına gelir. Fenomen kavramını daha iyi anlamak için, phainomenon kelimesinin ardındaki iki anlamın (yâni bir yandan "ayan olan" olarak fenomen ile diğer yandan "zevahir" (dış yüz) olarak fenomenin) bünyevî olarak nasıl bir rabıta içinde bulunduklarını görmek gerekmektedir. Bir şey, sahib olduğu anlamı dolayısiyle kendini gösterme temayülüne sahibse (yâni bir fenomen
Selim Gürselgil, (I. Dönem, Sayı 3, Temmuz 1996, Hasan Avcıoğlu imzasıyla), Fenomenolojik Bakımdan Roman Okuma ve Yazma Tekniği, -Fenomenoloji: Hâdise İlmi-
Akademya Yazıları
Ah, ne iyi olurdu Agathon, demiş, iki insan birbiri­ne dokununca, bilgi, dolu olandan boş olana akabilseydi! Tıpkı iki çanaktaki suyun bir yün ipliği ile çok doludan az doluya aktığı gibi. Gerçekten bilgi böyle bir şeyse, bu sedirde senin yanına uzanmak benim için paha biçilmez bir nimet olur. Senden bana güzel bilgiler akar, eminim. Benim bilgim aslında bir şey değil, dumanlı bir bilgidir, rüya gibi bir şey. Seninki öyle mi ya, pırıl pırıl, bereketli bir bilgi! Daha gençken etrafa saçtığın bu bilgiyi evvelsi gün de otuz binden fazla Yunanlının gözleri önüne serdin.
Sayfa 9·Kitabı okudu
Edebiyat
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
“Bir insan komşusunun ne söylediğine, ne yaptığına ya da ne istediğine değil, sadece kendi yaptıklarına bakarsa, kendi eyleminin her bakımdan adil, kutsal ve iyi olmasını sağlamak için çok fazla özgürlük kazanır. Agathon'un da belirttiği gibi, gerçekten de böyle dolaşmamalıyız ama amaçsızca ve küstahça konuşmadan, doğrudan hedefe koşmalıyız.”
Sayfa 33
Alıntı
Sokrates otururken: Ah, ne iyi olurdu Agathon, demiş, iki insan birbirine dokununca, bilgi, dolu olandan boş olana akabilseydi! Tıpkı iki çanaktaki suyun bir yün ipliği ile çok doludan az doluya aktığı gibi.
Sayfa 8 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
1000Kitap
680 yılına kadar, Papa Agathon döneminde ve Pogonat soyadı İmparator Konstantin III'ün hükümdarlığı sırasında, kanayan bir kuzu figürüyle süslenmiş ve altında kan damlayan bir kap bulunan bir uygulama vardı. Ancak daha sonra Konstantinopolis Altıncı Meclisi'nin 82. kanunuyla, bu sembolün yerine çarmıha gerilmiş bir adam figürü kullanılması emredildi. Bununla birlikte, kuzu sembolü kilisede kısmen korundu. Hala sunağın üzerine yerleştirilen, mermer veya ahşaptan yapılmış, özenle işlenmiş küçük bir kutu olan ekmek parçası ve sunakların ön kısmında görülebilir.
Agathon:
… benim düşünceme göre ilkin sevginin kendisi her şeyden güzel, her şeyden iyidir, sonra da başkaları için daha başka güzelliklerin, iyiliklerin kaynağıdır.
Sayfa 37 - İş Bankası Kültür Yayınları 29. Basım·Kitabı okudu
Alıntı