Bir pazartesi sabahı seni düşündüm.
Ağaçlara ve gökyüzüne bakarak.
İstanbul gözlerin gibi pırıl pırıldı.
Denizin dibinden geçen balıkları gördüm.
Seni düşündüm de ağlamak geldi içimden.
Sonra beni elimden ayağımdan,
Sonra beni bu kadar senden eden,
İstanbul'a Dönüp merhaba dedim.
Canım yanıyordu. Bunlar kimdi, benden ne istiyorlardı, bilmiyordum. En çok da avazım çıktığı kadar ağlamak istiyordum ama yapamadım. Her zamanki gibi en gereksiz anda akıyordu gözyaşlarım. En gerekli anda ise içime akıyordu bütün zehir. Yine öyle olmuştu. Gözümden akmayan yaş içime doldu. Kesin bir öfke olup bütün duygularımın arasından sıyrıldı. bakışlarımı gözyaşlarım değil, çatık kaşlarım gölgeledi.