ah Oblomov...
kısa vadeli hazlar uğruna uzun ömrünü ziyan eden hüzünlü çiçeğim...
Öncelikle kitaba başlamadan önceki düşüncelerimden bahsedeyim;
Çok derin anlamları olan, dili ağır, işleyişi ağır, hayatı mahvolmuş ve bu yüzden her şeyden vazgeçip ''Oblomov'laşmış'' bir adamın hayatını okuyacağımı düşünüyordum.
Oysa kitap daha çok diyaloglardan oluşan bir olay örgüsü. Bu yüzden okumaya tereddüt eden varsa gözü korkmasın isterim.
Kitabımız ana karakterimiz Oblomov'un günlük hayatından başlıyor, uzunca bir süre yaşam tarzını, uşağı Zahar ile diyaloglarını, kabaca uyuşuk karakterini okuyor onu tanıyoruz.
Sonra Oblomov'un rüyası bölümü geliyor; orada çocukluğunu, ailesini, hangi şartlarda büyüyüp neden böyle birisi olduğunu öğreniyoruz.
sonraki bölümde Oblomov'un en yakın dostu Ştolts'u, onun hayatını ve karakterini, sonrasında ise kitabın büyük bölümünde yer alacak olan Olga'yı tanıyoruz. Son olarak Oblomov'un nihai yolculuğuna eşlik edecek Agafya..
okuyacaklar için çok spoiler vermemek adına hikayeyi özetlemek istemiyorum zira ben de detaylı özet gördüğüm zaman hevesim kaçıyor. artıları ve eksilerinden spoilerlı bahsedeceğim o yüzden istemeyen okumasın:)
Spoiler'lı Artıları
-kalın bir kitap olsa da okuması kolay çünkü çoğunlukla diyalog ve olay örgüsü
-Oblomov, Zahar, Ştoltz, Olga, Agafya, Anisya, Taranteyev ve Matveyeviç; karakter sayısı az ve hepsi çok güzel tanıtılmış, günlük hayatta tanışabileceğimiz karakterler gibi bir profil çiziyor.
-açıktan bir ders vermese de hepimize durup düşündürten, kendi kendimize ''ben ne kadar Oblomov'um'' testi yaptıran, ''doğru yaşıyor muyum'' diye sorgulatan bir kitap; ki ben bir kitapta en çok bunu seviyorum.. bitirdiğimde kafamda oluşan yoğunluk, düşünce yığını hoşuma gidiyor, zihnimin genişlediğini hissettiriyor. bu yönden çok