Kitap divan şiirleri ile dolu olduğu gibi, yazarın bir çok haklı ve dopdolu bilgilerinden oluşuyor. Her bir metnin içerisinde şairlerimizin kelamlarından örnekleri yer alıyor.
Dikkatimi çeken bir Fuzûli şiirini incelemek istedim;
Sözdür güher-i hızâne-i dil
İzhâr-ı sıfât u zâta kabil
{Söz ki gönül hazinesindeki cevherdir; insanın kişilik ve mikdarını bildirir.}
Doğu milletleri söz'e "can" derlermiş.
O kadar ince ve üzerine düşünelisi bir durum ki... Aslında bir insanın duruşu yetiyormuş, can'ı yetiyormuş onu anlamaya. Söz neyse can o, can neyse söz o demekmiş. Birinin kıymeti sözünde gizliymiş. Hepimiz de şuan buna göre ilişkilerimizi kurmuyor muyuz? İnsanları görünüşüne göre yanına katanlar varsa da daha çok kelamına, davranışına göre muhataplık etmez miyiz? İşte Fuzûli üstadımız da o öz şiirine bunu nakşetmiş.
"Bizce herkes kendini sık sık sorgulamalı"
Edebiyatı divan edebiyatını nasıl olması gerektiğini beyitlerle hikâyelerle anlatan muhteşem bir kitap tavsiye ediyorum
ağlamaktan korkma gözüm!bir gözyaşı, gül mevsiminde güle karşı akarsa aşk olur adı; sevgiyi damıtır en derin yerinden. suçlardan sonra tenha gecelerde akarsa tevbedir tadı; gönülleri arıtır en kara kirinden. madem ki gözyaşı bir kutlu demdir, elbette bir erdemdir.bir gözyaşı, bir cevherdir ateşten kaynayan ve alev gibi yanan. özü sudur ama avuçta bir yalım, gönülde bir yangın olur. bir ateş düşünün, dumanı âh ile çıkar da külleri göz yaşına karışır ya…hayat bir mum alegorisidir hani, mumun başındaki yanış gözde yaş olur da gözyaşı alevle barışır ya…alev can ipliğini yakınca, acıdır ki, bedenini eritir de mumun, su ile alev birbiriyle yarışır ya… aşıka göre cennet olur cinnet ve kendi gözyaşında boğulur akıbet...gözyaşıdır ki yıkayarak yakar, yakarak yıkar. arıtır ve eritir; temizler ve gizler…fazilettir, diyettir…bu yüzden denilir ki gözyaşı yiğitler kârıdır ve civanmertler vakarıdır.tohumu eken bilir, göz yaşın döken bilir, gül kadrin diken değil, çileyi çeken bilir, ve ey gözyaşım,bulutuna sadık yağmurlar gibi gel, ve kadim bir dostu uğurlar gibi git… bir atımlık mesafede yalnızlığın kurşunlanan coşkusuyla gel, geleceği savaşa mecbur annelerin korkusuyla git…geceyi içine döken tomurcukların yeşiliyle gel; goncayı açılsın diye bekleyen bülbülün diliyle git…bülbüller konan dallarda yaprak gibi gel, ve derinlerde bendini yıkan bir ırmak gibi git. yalınkalem savaşlara meftun acılarla gel, pişmanlık dolu yüreklerden sancılarla git…ve ağlamaktan korkma gözüm!..
divane güzeller // iskender pala
İskender Pala, 8 Haziran 1958 tarihinde Uşak‘ta Kayaağılı köyünde doğmuştur. Uşak Cumhuriyet ilkokulunda okudu. Kütahya Lisesi’nden mezun oldu. 1979 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi. Lisans tez çalışması Câmiu’n-Nezâir’dir. Yine İstanbul Üniversitesi’nde “Aşkî, Hayatı, Edebî Şahsiyeti ve Divânı” konusunda Doktora çalışması yaptı. 1983 yılında Doktorasını tamamladı.
1983 yılında Divan edebiyatı dalında doktor, 1993 yılında İstanbul Üniversitesi‘nde doçent ve 1998 yılında Kültür Üniversitesi‘nde profesör oldu. Ortaokul ve liseler için Türkçe ve Edebiyat ders kitapları yazdı. Denemeler, hikayeler, fıkralar ve edebiyat araştırmacısı olarak çeşitli ansiklopedi ve dergilerde bilimsel ve edebi makaleler yayımladı. Düzenlediği Divan Edebiyatı seminerleri ve konferansları geniş kitleler tarafından takip edildi.
1979-1982 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türkoloji seminer kütüphane memurluğu yaptı. Hayatının ilerleyen dönemlerinde çeşitli sebeplerden dolayı askerlik mesleğini tercih eden İskender Pala, öğretmen subay olarak 1982 yılında Deniz Kuvvetleri Komutanlığına girdi. 14 yıl 7 ay görev yaptıktan sonra 1996 yılında TSK‘dan ihraç edildi.
1982-1984 yılları arasında Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Deniz Lisesi Komutanlığı’nda teğmen, 1984-1986 yılları arasında Üsteğmen olarak görev yaptı.
1986-1987 yılları arasında Boğaziçi Üniversitesi’nde part-time Türk Dili ve Edebiyatı öğretim üyesi olarak çalıştı.
1987-1994 yılları arasında Yüzbaşı olarak, Dz.K.K.lığı Tarihi Deniz Arşivi kuruluş ve faaliyetleri görevinde çalıştı.
1994-1996 yılları arasında Tarihi Deniz Arşiv Araştırmaları ve Dz.K.K.lığı yayın faaliyetlerinin yürütülmesi görevinde çalıştı.
1996-1997 yılları arasında Öğretim yılı, MSÜ Fen-Edebiyat Fakültesi Eski Türk Edebiyatı öğretim üyesi ve İSAM redakte kurulu üyeliği yaptı.
1997 Öğretim yılı İstanbul Kültür Üniversitesi 2004 İBB Kültür Daire Başkanlığı 2004-2010 İBB Kültür Danışmanlığı 2006-2012 Şehir Tiyatroları Repertuar Kurulu Üyeliği 2008-2010 İstanbul Avrupa Kültür Başkenti Yönetim Kurulu Üyeliği 2009-2012 Uşak Üniversitesi Öğretim Üyesi 2013-2017 Devlet Tiyatroları Edebi Kurul Üyeliği 2013-2017 Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurulu Yönetim Kurulu Üyeliği yaptı.
24 Temmuz 2025'te Türk Telekom'un Bağımsız Yönetim Kurulu üyeliğine atandı.
İskender Pala, 1980 yılında F. Hülya Avcı ile evlendi. Hilye Banu, Elif Dilasa adında iki kızı, Alperen Ahmet adında bir oğlu vardır.
Ödülleri :
1989 – Türkiye Yazarlar Birliği dil ödülü, (Ansiklopedik Divân Şiiri Sözlüğü)
1990 – AKDTYK Türk Dil Kurumu ödülü, (Ansiklopedik Divân Şiiri Sözlüğü)
1996 – Türkiye Yazarlar Birliği inceleme ödülü, (Şairlerin Dilinden)
2001 – Aydınlar Ocağı Kayseri Şb. Yılın Edebiyat Adamı ödülü,
2001 – YTB Uşak Halk Kahramanı ödülü,
2003 – “Babil’de Ölüm İstanbul’da Aşk” Yılın Romanı Ödülü
2013 – Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü,
Türk Patent Enstitüsü Marka Ödülü