Seni Düşlerde Yaşamak
Bakma sen yüreğimin duruluğuna Sağnak altındaki duruluğuna Duruysa yüreğim Volkandır düşlerim Seni düşlerim Düşlerim de yüreğime işlerim Ey sevgili Ekmeğim benim Düşlemek seni Düşlemek yok mu, ah şu düşlemek Seni düşlerde yaşamak Yaşamak
Sayfa 47 - Rize, Ocak 1981·Kitabı okuyor
Şiir
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Ah, canım Şükrü Erbaş kalemi...
Sürmeli yalnızlığım... Geldin ve gittin. Yapraklandım. Yıldız döktüm. Akşamı donandım. Ellerin yüzümde nilüfer. Keder gülümsedi. Deniz bir gönül soluğu. Şarap tenimde gül açtı. Zamana dokundum. Mumlar Tanrıya değdi. Geçtiğin kasabalar birer arzu pıhtısı. Geldin ve gittin. İncinme masallı kentlerdesin şimdi. Işıklı caddelerde bir ölüm ıslığı. Sekiz çocuğun tabutu üzerinden uzanıp öptüm tozlu aynanı. Senin ağzında sekiz beşik, benim boynumda sekiz mezar... dört mevsimli bahçelerden özürler buluyorum yaşamaya...
«Köyümüzde ne gül kaldı artık - ne de çocuk, öyle değil mi, Öğretmen?» dedi. Kafamın içine di­kenli teller gerildi sanki. O günü düşündüm: biri girmişti bahçeme, en güzel çiçeklerimi koparmış, bütün bitkilerimi çiğnemişti. Bu işi komşum yaptı diye düşünmüştüm, ama kanıt yoktu elimde. Ah, bit­kilere, kadınlara, yaşamaya, çocuklara duyduğum sevgiyi hiç çekemezdi komşum! Bu sevgi yaşatırdı beni. İnsanoğlunun düşmanları, bu güzel toprakları kurutmuş, üstüne iskeletler saçılmış bir çöle çevirmişti.»
Sayfa 160
Edebiyat
Her nevi umut yoksunluğuna karşı umuda şiiri
Ey umutlarım bir gül umutlarım; tatlı kandırmacaları Çocukluğumun! Konuşurken Gelirim hep size; zaman geçse de, Sevgiler, fikirler değişse de, Unutmayı bilmem sizi. Hayaldir, bilirim, Şan ve onur; zevkler ve iyilikler Bir arzudur sadece; yoktur meyvesi yaşamın, Yararsız sefalettir. Ve boş da olsa yıllarım, çorak, karantılı da olsa Fani Halim, benden alacağı azdır Talihin, bilirim. Ah, bazı bazı Düşünürüm sizi yine, ey eski umutlarım, Ve o ilk sevgili hayallere kapılışlarım; Ardından bakarım yeniden öylesi boş Ve sancılı yaşamama, ölümdür Onca umuttan bana kalan; Hissederim sıkıştığını kalbimin, hissederim Kabullenemediğimi tamamen kendi kaderimi.
Sayfa 156 - Şair Giacomo Leopardi
Şiir
Bir varmış, bir yokmuş, Çanakkale Boğazı'nın en dar olduğu yerde biri Sestos, öbürü Abydos diye iki şehir varmış. Abydos, Anadolu topraklarında, Sestos da karşıda Trakya kıyısındaymış. Boğaz'ın en dar geçici, Naraburnu yıllar yılı kahramanlık destan­larına sahne olmuştur gerçi, ama insanlığın kara günlerini dile getiren bu olaylar, dalgalarının bir aşk faciasına da sebep olduğunu unutturmuştur bize. Abydos'ta bir kral oğlu yaşarmış, adı Leandros, Sestos'ta aşk tanrıçası Aphrodite'nin bir rahibesi var­mış, adı Hero. Her o ile Leandros gönül vermişler bir­birlerine. Neden vermişler, nasıl vermişler? Masal açıklamıyor bunları. Sevgililer birbirlerini niçin sev­diklerini, sevgi kıvılcımının yüreklerinde ne zaman çaktığını bilirler mi? Biz diyelim ki, bir bahar günü Sestos'ta bayram yapılmış, Aphrodite'nin çok genç ölen sevgilisi Adonis'in şerefine bir bayrammış bu. Adonis, yahut Tamımız (Temmuz ayının adı oradan gelir) ağaç kabuğundan doğmuş, çiçek gibi körpe, canlı bir çocukmuş. Aphrodite onu görür görmez, gü­zelliğine vurulmuş, çocuğu yeraltı tanrıçası Per­sephone'ye vermiş, büyütsün diye. Ne var ki, karan­lık ülkenin tanrıçası da çocuğa tutulmuş. Aphrodi­te'ye geri vermek istememiş. Tanrıların babası Zeus kızlarının arasını bulmak için Adonis yılın üçte biri­ni yeryüzünde Aphrodite ile, üçte birini yeraltmda Persephone ile, geri kalanını da kendi nerede dilerse orada geçirecek diye kesip atmış. Ama Adonis yı­lın sekiz ayını Aphrodite'nin yanında geçiriyor, yal­nız dört ay iniyormuş karanlık ülkeye. Persephone kıskandığından bir yaban domuzu salmış ormanlara, hayvan Adonis'i avlanırken yaralamış, öldürmüş. Can çekişen sevgilisinin yanına koşarken Aphrodite'nin ayağına bir gül dikeni batmış. O güne kadar beyaz olan gül tanrıçanın kanıyla al renge boyanmış. Tan­rıça
Sayfa 63·Kitabı okudu