Bir yandan “ben” olarak, yani dünyada biriciklik niteliğini taşıyan kişiliğimizle kalmak, bu kişiliği daha da kişisel kılmak amacıyla dünyada var olan her şeyi kendimize çekmek isteriz. Fakat aynı zamanda da bu biriciklik niteliğini taşıyan benliğimizle dünya arasında bağlantı kurmaya, bireyliğimizi toplum içerisinde eritmeye neredeyse içgüdüsel olarak zorlanırız.
Kitap 19 farklı yabancı (genellikle Fransız) şairin en az birer tane şiirinin çevirisinden oluşuyor. Şiirlerden önce şairler hakkında kısa fakat dikkat uyandırıcı bilgiler verilmiş. Bu sayede kişi şiirleri okumadan önce yazarın bakış açısından bakmaya çalışabiliyor. Bu durum benim bazı ifadelere önyargılı yaklaşmama sebep oldu. Örneğin kitapta geçen birkaç şairin sevdiğim ressamlarla olan dostluğu şiirlere olan merakımı artırdı.
Alışık olduğum üsluptan çok daha farklı anlatımlar olduğu için kitabı tam anlamıyla anlamakta zorlandım açıkçası. Fakat okudukça şairlerin etkilendikleri ve etkiledikleri akımların şiirlerine yansımalarına şahit olmak heyecan vericiydi. Kitabı okurken zaman zaman ‘Vay be Süreya bu şairden etkilenmiş olabilir’ diyebiliyorsunuz.
Velhasıl okunmaya değer bir kitap olduğunu düşünüyorum.
İyi okumalar