Kaosun habersizce belirdiği, düşüncelerin, planların, duyguların ve niyetlerin oradan oraya savrulduğu zihnimin karanlık, kuytu köşelerine giden bir geçit bulmuş gibiydim. Beni psikolojik bütünlüğümden alıkoyan şeyin ne olduğunu keşfettiğimi hissettim: Zihnimin ahenksiz parçacıklarının aralarında uzlaşarak bir bütünlüğe ulaşması...
İnsanın en iyi karnesi kalbidir. Kalpten verdiğimiz cevaplar ve davranışlar, kalıplarımız arasındaki uyum hayatımıza dair çok fazla ipucu verir.
İnsan "niyet" ve "nasip" ile kurulmuş bir ahengin içinde yaşar. Bu ahenkte, ebeveyn yolculuğumuzda niyetimiz, kendimiz olabildiğimiz, kendimizi bulabildiğimiz, çocuğumuzla çocukluğumuzun elinden tutabildiğimiz eşsiz bir yolculuk olursa ebeveyn olmanın anlamı değişir.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İmparatorluğun temeli ve müessisi olan Türkler kendi hâkimiyetlerin devam ettirmek ve imparatorluğu zaafa uğratmamak için "islahat" yapıyorlar; Garp'ı tamamen taklit ediyorlardı. Fakat unsurlar arasında âhenk ve ittihad temin etmekten başka kurtuluş çaresi görmüyorlardı. Bu yüzden, asıl milliyetçilik hareketi Türkler arasında ister istemez geç başlamıştır.
Sayfa 139 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Yalçın'ın Enver Paşa ile ilgili yazdıklarının başlangıcı, âdetâ bu cümlenin devamı sayılabilir. Enver Paşa'nın "stil"i, bu satırlarda göze çarpar. Sâde ve mütevâzı hayat tarzı ile siyâset anlayışı arasın-daki farklılık, Yalçın'ın değerlendirmelerinde de kendisini hemen gösterir. Bütün eleştirel yaklaşımı ile Yalçın, Enver Paşa'ya karşı mesafelidir. Ama Talât Paşa için yazdıklarında derin bir farklılık görüyoruz. Talât Paşa'nın da sâde ve mütevâzı hayat tarzı, Yalçın'ın vurgulamak istediği bir noktadır. Diğer yandan, siyasî alandaki ılımlı tutumunu da över. Enver Paşa için yazılanlarla kıyaslandı-ğında, Yalçın'ın Talât Paşa'ya olan yakınlığı hemen görülür. Oku-yucu, Harb-i Umûmî'de Ermeni tehciri konusunda Dâhiliye Nâzın Talât Paşa'nın misyonu ve genel olarak Ermeni tehciri konusunda Yalçın'ın yazdıklarından dikkatli bir metin analizi yapmayı başa-rabilirse, kendisine belirgin ipuçları sağlayabilir. Cemâl Paşa'nın gösterişli hayat tarzı, diğerleri ile karşılaştırıldığında, âdetâ vurgulu bir edâ ile anlatılıyor. Bununla birlikte yazar, Cemâl Paşa'ya da ya-kındır. Yalçın'ın, eski dâvâ arkadaşları olan ve İttihat ve Terakki'nin bu üç ünlü paşasına karşı yazdıkları, kanımca, bir hayli yumuşak, samimî ve içtendir. Eleştirel ton neredeyse saygılı bir üslûp içinde eritilmiştir. Bir anlamda denge kurulmak istenmiştir. Ama yine de okuyucu, Yalçın'ın anekdotlarından yaklaşımını çözebilir.
İttihat ve Terakki'nin kurucusu ve ideoloğu Ahmet Rıza Bey 10, belli ki Yalçın'ın gözünde sinik ve pasif bir kişiliktir. Ondan poli-tikacı olarak söz etmek bile zordur. İttihat ve Terakki'nin Katib-i Umûmîsi Mithat Şükrü Bleda¹¹ için yazılanlar ise tamâmen fark-lıdır. Bleda'nın ılımlı kişiliği ve siyâsî anlayışı övülür. Sadrâzam Sait Halim Paşa¹2 için yazılanlar da aynı yaklaşımın ürünüdür. Bu
“Müzikte ahengin kulağa hoş gelebilmesi için öncesinde ahenksizlik olmalıymış. Bu sebeple müzikte ahenk ve ahenksizliğin bir arada var olması gerekiyormuş. Uyumdan önce uyumsuzluk olduğu için hayatlarımızın güzelliğini hissedebiliyormuşuz.”