Puan vermedi·384 syf.··
2026 21. kitabı
"Badem ağacı en sert kışta bile çiçek açar. Biz de öyle yapmalıyız." Merhaba kitapseverler... Sizleri uzun süre etkisinden çıkamayacağım "Badem Ağacı" kitabıyla hürmetle selamlıyorum... Yıl 2026 ama o günlerden bu günlere iyi anlamda değişen hiç birşey yok.. Aksine ortada Filistin diye bir ülke de yok Herşey yok oldu dünyanın seyri önünde malesef.. Roman, 1950’li yıllarda Filistinli bir köyde yaşayan Ahmed Hamid’in hikâyesini anlatır. İsrail-Filistin çatışmasının ortasında kalan Ahmed, ailesinin topraklarını, evini ve kardeşlerini kaybetmesine tanıklık eder. Ancak Ahmed’i akranlarından ayıran en büyük özelliği, matematik ve fen bilimlerine olan olağanüstü yeteneğidir. Ahmed, babasının "Nefret, sadece nefreti doğurur" felsefesini benimseyerek, intikam almak yerine eğitim yoluyla ailesini kurtarmaya ve dünyayı değiştirmeye odaklanır. Filistin-İsrail meselesine bir çocuğun gözünden bakarken; öfkenin yerine sabrı, intikamın yerine eğitimi koymanın ne kadar büyük bir devrim olduğunu görüyorsunuz. Kayıpların ve imkansızlıkların içinde, bir insanın kendi kaderini bilimle ve azimle nasıl yeniden yazabileceğine tanıklık etmek çok ilham vericiydi. Okurken duygulanmamak ağlamamak imkansız bu kitabı Okumayan varsa okusun tavsiye ediyorum... Kitaptan yarım puan kırıyorum. Kırdığım nokta da malum gereksiz kısım.. Kitaba notum 9.5/10 Duvarlar sadece taştan yapılmaz; en yüksek duvarlar insanların zihinlerindedir. Acı her dilde aynıdır. Bir annenin gözyaşı, hangi milletten olursa olsun aynı tuzlu tadı taşır. Geçmişi değiştiremeyiz ama geleceği ellerimizle şekillendirebiliriz. Kader, başımıza gelenler değil; başımıza gelenlere verdiğimiz tepkilerdir. Bilgi, kimsenin senden çalamayacağı tek mülktür. Eğitim benim silahımdı; kalemim ise kılıcımdı. Ben savaşımı kağıt üzerinde
Badem AğacıMichelle Cohen Corasanti · Pegasus Yayınları · 20154,646 okunma
9/10
·335 syf.··
2026 30. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 10 Nisan 2026 08:57
Franz Kafka "Ah, umut var, sonsuz miktarda umut var, sadece bizim için değil." Bâbek Ahmedî'nin bu nadide külliyatı beni dosdoğru Rusya'nın o soğuk karmaşasına bırakıyor. Esrarengiz olaylar büsbütün dimağınıza işleyen ve insani varlığınız olan ''deruni'' ile bir çıkarım yapmanızı sağlıyor. Hakikaten Ahmedî'nin kalemini bayağı şaşaalı gördüm desem, kendime olan inancımı yitirmem değil mi? Beni birçok satırları etkiledi, içinden çıkmaktan zorlandım bir labirentvari içine hapsolmuş, kapana kısılmış biri gibi hissetmeme neden oldu. O dönemi çok detaylı anlatması, olağan bir durumu yeknesak olarak ele alışı... beni sahiden olsa o rüyanın sekansına kayboluşumu seyrettim. Prokofiev ezgileri kulaklarımda raks ediyordu. Tüm Tarkovski filmlerini kılı kırk yararak irdelemesi hakikaten çok hoşuma gitti, takdire şayan. Yeni kelimeler türettim, yeni anlam çıkardım usum'da ve notlar takibinde bir şeyler karaladım. Novalis ''Nerede çocuklar varsa, altın çağ da orada başlar.'' 400 Darbe (1959) sineması (film) Alman romantiklerinden Novali'se tekabül edebiliriz. Çünkü altın çağ o vakit peyda etmişti. İvan'ın Çocukluğu (1962) mesela... Tarkovski'nin ilk uzun metrajlı filmi. O da eşsiz bir filmdir. Yazar Vladimir Bogomolov'un ''Ivan'' adlı romanını sinemaya uyarlamıştı. Bunlar birkaçı süregelen anekdotlar. Tarkovski'nin sineması denince neyi düşlüyoruz? Pekala imgeler değil mi? Müzikler, renkler, doğa, hasret, acı, yalnızlık, vatan hasreti, oğul hasreti... Karamsar bir duyguyla yeşerir içimiz, onun filmlerinde anlarız hayatın olağan akışını. Ayna (Zerkalo) kendi otobiyografik filmidir. Anne özlemi vardır, rüyalar vardır, yağmurlar vardır... biliyoruz ki Tarkovski filmlerinde yağmur hiç durmaz, doğa canlıdır pürü paktır. Marcel Proust'ın ilk sayfalarında sözü edilen kaleydoskop içindeki desenler
1000Kitap
Andrey Tarkovski SinemasıBabek Ahmedi · Küre Yayınları · 201615 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·214 syf.··
2026 4. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 07 Şubat 2026 17:25
YABAN Yakup Kadri Karaosmanoğlu, bu eserinde milli mücadele yıllarında halkın çekmiş olduğu ızdırabın resmini gözler önüne sermiştir. Fecr-i Âti’dendir. Yani onun için “sanat, şahsi ve muhteremdir.” Milli mücadelede Atatürk ve yakın arkadaşlarıyla yer almıştır. Yaban adlı romanı da bu yıllardan çıkmadır. Kişiler: -Celal Paşa oğlu Ahmet Cevdet -Mehmet Ali -Zeynep Kadın -İsmail -Süleyman -Cennet -Aptal Memiş -Bekir Çavuş -Emeti Kadın -Sığırtmaç/ Çoban Hasan Sakarya Savaşı’ndan sonra İstanbul’dan ayrılan Çanakkale Savaşı’nda da sol kolunu kaybetmiş bir subay olan Celâl Paşa oğlu Ahmet Celal, emireri Mehmet Ali’nin “ buralarda bir başına ne yapacaksın gel seni köyüme götüreyim” sözleriyle İç Anadolu’da Porsuk Çayının yakınlarında bulunan ücra bir köyüne yerleşir. Ancak bu köydeki insanlar cahildir ve ülkenin yaşamış olduğu iç karışıklıktan bihaberdir. Milli mücadele ruhları ise yoktur. Ve köylü tarafından bir türlü kabul göremez orada “yaban” olarak kalır. Başlarda Mehmet Ali’ nin evinde annesi Zeynep Kadının himayesinde kalır. Sonradan evde istenilmediğini farkedip Bekir Çavuşun köyden uzak virane evinde kalmaya başlar. Yanına ise karısı Cennet yüzünden deliren Süleyman’ı alır. Fakat Süleyman kalmak istemeyince evde işlerini görmesi için köyden Emeti Kadın Ahmet’in ev işlerini yapar. Bu köyde ne yaparsa yapsın köylü bir türlü Ahmed’i benimsemez. Şu sözlerle ifade eder; Bir çanak suda bir damla zeytinyağı gibiyim. Ne karışıyorum ne de dibe çökebiliyorum.(s:67) Bu köyde yaşanılan savaş zorluklarının içinde bir de Emine’ye duyulan aşk var. Ama Emine için Ahmet bir Yabandır. Bu yüzden Mehmet Ali’nin kardeşi İsmail ile evlenip Ahmet’i kalbinden de yaralıyor. Ve bu eser Ahmet’in günlüğü aslında. Yakup Kadri bu eseri yirminci yüzyılda yazmış ve ben bugün yirmi birinci
YabanYakup Kadri Karaosmanoğlu · İletişim Yayınları · 202154,6bin okunma
Puan vermedi·124 syf.··
2025 71. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 08 Kasım 2025 15:54
Kapak fotoğrafını beğenemedim çoban giysisini daha güzel bir insanın üstünde verebilirmiş ki kimse ne olduğunu anlamıyor ya da kitabın içindeki resimlerden birini kitap kapak fotoğrafı yapabilirmiş ya da ya da sürekli ya da var küp gölünü Ağrı dağını yansıtacak bir şekilde verebilirmiş. Türk edebiyatında özlediğimiz Anadolu insanını bizlere tekrardan hatırlatan günümüzün sosyolojik olgusu ile asimile olmuş topluma asıl kimliğimizi gözler önüne serdiği için Yaşar Kemal gibi yazarların kıymetini bilmeliyiz ki Yaşar Kemal bir Rus bir Fransız olsaydı eminim ki ödüllere boğulan ya da Dünya Klasiklerinde yerini almış bir yazar olurdu. Yayına gelecek olursan Yapı Kredi’yi anlayamıyorum bir banka yayınevi olmasına rağmen Yaşar Kemal’in kitaplarının neden bu kadar pahalı olduğunu bir türlü anlam veremiyorum bir öğrencinin bu kitaplara nasıl sahip olup okuyabileceği aklıma geldikçe biz okuyucuların tepki vermesini gerektiğini düşünüyorum. Eserin içeriğine gelecek olursak; Daha ilk sayfalarda çizilmiş kaval çalan bir çobanın gün batımı gerçekleşince çalmayı bırakmasının bir anlamı olacağını düşündüm ve sembolizm ağırlık bir görsel şölen hayal ettirdiği içinde yazarın betimleme gücünün ne kadar kuvvetli kullandığını görmüş oluyoruz. Atın donatılmasının zenginliği belirtmesi ne kadar da tatlı geliyor şu an ki dönemde kimin yoksul kimin zengin olduğunu anlamak bazen zor oluyor. Gösteriş budalası olan insanlardan tabi ki bahsetmiyorum. Yazarın ‘’hayat ağacı’’ mitini kullanması çok hoşuma gitti ki hemen Gönül Alpay Tekin aklıma geldi. Hayat ağacı mitini merak edenlere bir öneri olarak bırakıyorum. Atın kendiliğinden üç kez evin önüne gelmesi ve bu durumun töre ve inanışa bağlanarak sahip çıkılması örf ve adetlerin günümüzde ne kadar unutulduğunu ve terk edildiğini hissettirdi.
Ağrıdağı EfsanesiYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202536,1bin okunma
Puan vermedi
Başı zaten hep belada olan ama hayatı dolu dolu yaşayan muhteşem sanatçısı ahmet kaya, sazi olmadan askerlik yapmayan ve hayatını müziğe insana armağan eden başı belalı ahmedi anlatıyor bu kitap çoğu yerde hüzünlensenizde kitabin birçok yerinde kahkaha atmanıza neden oluyor ahmed çünkü hayatı doğal yaşayan bir insan... Herkese okuması için tavsiye edebileceğim bir kitap oldu iyi okumalar...
Gözleri İntihar MaviYusuf Hayaloğlu · Ağaç Kitabevi Yayınları · 20091,211 okunma
Türkçenin Söz Varlığı
Puan vermedi·256 syf.··
2025 1. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 19 Ekim 2025 16:31
Bir proje kapsamında ‘ödev’ olarak verilen bu kitabı okumak beni çok yordu. Okurken dikkat gerektiren, önemli yerleri gözden kaçırmamak gereken bir kitaptı. Özetini çıkarmam gerektiği için, incelemeden ziyade bende buraya özetini bırakacağım. Yazar Prof. Dr. Doğan AKSAN bu eseri ile bu alanda araştırma yapacak olan ya da bu alan ile ilgili ilgili olacak olanlara harika bir kaynak kitap yazdığını belirtmek isterim. Türk dilinin zenginliğini ve derinliğini keşfetmek isteyenler için önemli bir başvuru niteliğinde kaynaktır. Aksan, Türkçenin söz varlığını analiz ederken dilin geçmişten günümüze nasıl everildiğini, kökenlerini ve dilsel zenginliğini keşfeder. Aksan, Türkçenin tarihsel süreç içerisindeki değişimlerini ve bu değişimlerin toplumsal, kültürel ve coğrafi etkilerini de inceler. Aksan, bu eserinde Türk dilinin dönemsel evrimini, yabancı dil etkilerini, kelime türetme süreçlerini ve dildeki farklı lehçeleri tartışarak, okuyucusuna Türkçenin dilbilimsel yapısına derin bir bakış açısı sunar. Hangi kısmını eklemesem üzüleceğim ancak Türk dinin söz bilimleriyle ilgili gözlemler ve saptamalarını başlık başlık değinmeye çalışacağım. KÖKTÜRKÇENİN SÖZ VARLIĞI Türkçenin elimizde bulunan en eski yazılı kaynağı Köktürk yazıtlarıdır. VIII. ‘da yazılmıştır. Köktürk yazıtlarında saptanan özellikler şöyledir; -Türkçenin eldeki bu en eski ürünleri tek tek 900 kadar sözcüğü içeren, konuları sınırlı yazıtlar olduğu halde yalnız somut kavramlar açısından değil, soyut kavramlar açısından da zengin bir dil niteliği göstermektedir -Yazıtlarda görülen ve bizim “ileri öğeler” olarak adlandırdığımız kimi sözcükler, yazıtlarda geçmeyen, ancak o dönemde yaşadığı anlaşılan kimi sözcüklerin varlığını ortaya koymaktadır. -Türkçenin ilginç bir özelliği olan ikilemelerin o dönemde de çok yaygın
Türkçenin SözvarlığıDoğan Aksan · Bilgi Yayınevi · 2015103 okunma