kuzgun

kuzgun
Geleceğe selam ver
27 okur puanı
Kasım 2021 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Çok gecikmiş bir sevgiyim ben Sadece sevgisizlik değil Sevmek de canımı acıtıyor.
Reklam
İçimdeki çocuk çok erken dillendi. İlk masalı dinlediğimde, ilk türküyü anladığımda, suların ve ağaçların sesini ilk duyduğumda, geceden ilk korktuğumda yazmaya başladım. O seslerin büyüsüyle, o hikâyelerin ardından hayal hanem akıp gitti. Yalnızlığın ilk kayıtlarıydı o sesler. Hevesin ilk kayıtları. Acıdan korkuya büyümenin ilk kayıtları. Ölüme kadar hep döneceğim o hazineye. En derinlerimde tozlu, yaralı duran biricik yaratıcım o benim.
Taşların üzerine oturdum Kara taşların, harman yerinde Bir erken rüyayım samanyolunun salıncağında Çocuk avuçlarımda ter içinde bir akşam Elma kokularından bir baş dönmesi gökyüzünde Yıldızlar ışıktan değil de buluttan yapılmış Bahçe bir yara kabuğu gibi ıssız soğuk Annem avludaki kuyudan tanrıya bakıyor Tanrı bizim evimizi nasıl görecek bu uzaklıktan Annem tanrıyı görüyor Çocuklarını kirpiklerinin tomurcuğundan bir bir öptü Sabaha kadar hepsini yeniden doğuracak Puhu kuşları babamın son sigarasını bekliyor Puhu kuşlarının şarkısından başka mutluluğu yok babamın Arada bir kamyon geçiyor yıldızların içinden Bir üzün kağnısı ballı güneşli salkımların kokusuyla Gamzeli uykularımıza sabahları getiriyor Ben, taşların üzerinde, hiçbir şey bilmeden Seni sevmeden daha, şiir yazmadan, dünyayı görmeden İnsanın ölümden korkmasını anlamadan daha Üzümlerden yıldızlardan elmalardan annemden babamdan Uzaklara uzaklara bakıyorum.

kuzgun

, bir kitabı yarım bıraktı
Leonid Andreyev
7.7/10 · 2.254 okunma
Nedir öyleyse, peki, susma, nedir, söyle, Samim. Başında hafif bir sallanış olacak. Derin bir nefes alacak. Önüne bakacak. Şimdi nasıl her hâli gözümün önüne geliyor. Fakat niçin hem istiyorum cevap vermesini, hem de korkuyorum. Çok korkuyorum. Ne söyleyeceğini bildiğin için tabiî, işte ondan korkuyorum. Gayet basit. “İkincilerimize hâkim olduğumuz nispette insanız.” diyecek. Ne kadar çok tekrarlamıştır bunu bana. Ve şöyle bir şeyler de söylemiştir: “Hepimizin ruhumuzda en az bir katil, birkaç hırsız, bir sürü yalancı iftiracı ve sayısız can, mal, ırz düşmanı var. Bunları hapsediyoruz. Yoksa kim adam öldürmez, çalmaz, iftira atmaz, ev bark yıkmaz?” Ve şimdi de ilave edecek: “Niçin ben sana, Meral, sevgilinin içimizdeki hayalinin de bir realite olduğunu yazdım? Niçin seni ben hakikatin içinde sever gibi oldum? Onun zaferini bekliyordum. Karşıma senin birincini teslim alan ikincin çıktı. İğrendim ve kaçtım.” Meral büzüldü. Ne cevap verecek? “Fakat Samim… zaman zaman öyle… Sen niçin benim bir ânımı ebedîlik boyunca donduruyorsun?” O da soracak bana: “Zaman zaman… Öyleyse niçin bütün insanlar, mahpus imkânlarını zaman zaman salıvererek, zaman zaman katil, zaman zaman hırsız, zaman zaman dolandırıcı olmuyorlar? Aptallıklarına doymasınlar mı?” Samim’le münakaşa edilmez. Onu yalnız ummadığı bir büyüklük ölçüsü şaşırtır. Hakkın var. Ben birincim pahasına da olsa ikincimi öldürmeliyim, değil mi Samim? -Ben sana böyle bir telkinde bulunamam, Meral. Çünkü artık sen benim için yoksun. Var olabilmen için, belki tamamıyla kendi kendin için de yok olman lazım. Bunu bilmem. -Fakat ben anlıyorum, Samim. İşte yine boğuluyorum şimdi. Bütün ağırlığım yine üstüme çöktü ve beni eziyor. İçimde bir hamle doğuyor fakat. Kapıyı açıp çıkamadım, ikincimin hürriyetine kavuşamadım, fakat şimdi
Samim&Meral·Kitabı okudu
Reklam