Bir Yahudi’den önce bir yılana güven, Bir Yunan’dan önce bir Yahudi’ye güven ama asla bir Ermeni’ye güvenme
**bu alıntı, dönemin Avrupa'sında yaygın olan etnik stereotipleri ve önyargıları yansıtıyor. Orwell, bu sözleri kendi görüşü olarak değil, o dönemdeki yaygın toplumsal aşağılama kültürünü betimlemek amacıyla aktarıyor.
Güz suları bizim şehrin önünden akar
Kış savunması
Bizim şehir üs öbür şehirlere
Dakka şimdi bir doğu kamerası
Ölüme çeken
…
Gel
Anne ol
Çünkü anne
Bir çocuktan Kudüs yapar
Boş bir salıncak gibi sallanıyor şehrin gövdesi
Çaresiz ve mütemadiyen sisli
ben, deniz seviyesinin altında kaldım Gülbahar
barların ve onların ağır makam şarkılarının
vapurların ve güvertesindeki bakışsız insanlarının
ayaklarını görüyorum çocukların Gülbahar,
çamura bulanmış altın, ayaklar yalın
gayri meşru çığlıklar yükseliyor bodrum katlarından
kör bir bıçaktır savrulan deniz,
kesik hayatlarla dolup taşıyor bütün kıyılar
kesik can, kesik nefes, kesik iz…
çok ses var, seni duyamıyorum Gülbahar
ve güneş, kimsenin üzerinde durmuyor eskisi kadar
boş bir salıncak gibi gıcırdıyor şehrin dişleri
tahammülü yok bir yüzün başka bir yüze
tahammülü yok bir köşe başının başka bir köşe başına
kapandı gökyüzüne açılan yıldızlı pencere
çoktan tası tarağı topladı Süryani Recep
ve Araksi’nin mahallesinden vagonu söküp aldılar
annem!
annem uçurtma uçurmuyordu baba,
annem evden kaçıyordu, biliyorum