Karım aslında evde 'ben' olmasını istemiyordu, uysal bir bukalemun olayım istiyordu sadece ya da kabın şeklini alan zararsız bir sıvı, arada bir sulanan yaşlı bir saksı çiçeği, ortak hayatımızın durgun hücresi olayım.
…yola çıkarkenki Grass’e gitme tasarısı yavaş yavaş kendiliğinden sönükleşti; bir bakıma, bütün başka tasarılar, niyetler gibi, o da özgürlüğün içinde eriyip dağıldı. Grenouille artık herhangi bir yere gitmek değil, uzaklaşmak, insanlardan uzaklaşmak istiyordu, o kadar.
Gözlerini ayırmadan, imbiklerin kafasındaki borucuğa, oradan ip gibi süzülen sıvıya bakardı. Bakarken de, kendisinin böyle içten içe kaynayan bir imbik olduğunu, kendi içinden de karşısındaki gibi bir sıvı, ama tabii daha iyi, daha yeni, başka, ta içlerinde yetiştirdiği, orada çiçek açan, Grenouille’dan başka kimsenin koklamadığı ve kendilerine özgü parfümleriyle dünyayı güzel kokan bir Cennet Bahçesi’ne çevirerek var olmayı ona bir ölçüde katlanılır kılabilecek o seçme bitkilerden oluşan bir sıvı çıktığını kuruyordu. Bütün dünyayı kendi ürettiği sıvılara boğacak büyük bir imbik olmak, buydu Grenouille’un kendini adadığı hayal.