Kamelya
Puan vermedi·596 syf.··
2026 46. kitabı
Selam canlarım Ben geldim ve sizlere yepyeni bir askeri seri ile geldim Nazlıcan’ın kaleminden Kamelya ile geldim Hemen kısacık konusundan bahsedeyim Gözde Başer yıllar önce yaşadığı korkunç olayın ardından bir türlü toparlanamayan, babasının şehadetini atlatamayan ve çevresinden beklediği desteği göremeyen başarılı genç bir doktordur Hayatı altüst olmuşken, yaşadığı darbeleri geride bırakıp kendi yoluna bakmak için ani bir karar alır ve görevini ülkenin en doğusunda, Hakkari’de yapmak ister. Bu süreçte kimseye ailesi dahil haber vermez ve her şeyi kendi içinde yaşar. Tayininin kabul edildiğini öğrendiğinde ailesinden beklediği desteği yine göremez ve her şeyi geride bırakarak görev yerine doğru yola çıkar Babasının asker olması sebebiyle Hakkari’de askerî lojmanda kalacak olan Gözde gittiği gün yaşadığı talihsizliklerin ardından karşısında gördüğü adamla neye uğradığını şaşırır Çünkü karşısındaki adam, günler önce trafik kazasında tartıştığı ve “trafik magandası” diye çıkıştığı Atakan Sarper Gündoğdu’dan başkası değildir Atakan da karşısında kadını görünce şaşkına döner. Yanlış anlaşılmalarla başlayan bu zıt ilişki, Gözde’nin başına gelenler ve geçmişten gelen gerçeklerin ortaya çıkmasıyla birlikte bambaşka bir hâl alacaktır ama onları bekleyen sürprizlerden henüz ikisi de habersizdir Öncelikle yazarın kaleminden başlayayım Ben Nazlıcan’ın kalemiyle ilk defa bu kitapta tanıştım ve gerçekten çok sevdim Aşırı akıcı, sürükleyici ve okudukça merak uyandıran bir kalemi var ve ben gerçekten Nazlıcan’ın kalemine bayıldım Karakterlerimize gelecek olursak, öncelikle Gözde ile başlayayım Gözde gerçekten hayatı boyunca kolay şeyler yaşamamış , gözlerinin önünde babasını kaybetmiş ve devamında ailesinden, yaşamak için istediği desteği tam olarak görememiş yaralı, kırık
1000Kitap
KamelyaNazlıcan · Ulysses Yayınları · 2026118 okunma
10/10
·126 syf.··
Beğendi
·
2022 17. kitabı
Kur'an'a Göre Dört Terim: İslami Düşüncenin Zirvesinde Bir Mücevher Ebu'l A'lâ el-Mevdûdî, yirminci yüzyılın en parlak İslami mütefekkirlerinden biri olarak, İslam'ın özünü modern bir ufukla yorumlayan nadir şahsiyetlerden biridir. Hindistan alt kıtasından doğan bu büyük alim, Pakistanlı bir aktivist, yazar ve tefsirci olarak, eserlerinde Kur'an-ı Kerim'in evrensel mesajını, çağın zorluklarına karşı bir kalkan ve rehber olarak sunmuştur. Onun kaleminden çıkan sayısız kitap, milyonlarca Müslümanın zihnini aydınlatmış, kalplerini tevhid nuruyla doldurmuştur. Bu eserler arasında, "Kur'an'a Göre Dört Terim" adlı başyapıtı, İslami ilimlerin temel taşlarını oluşturan bir abide niteliğindedir. Bu kitap, Kur'an-ı Kerim'in anlaşılmasında vazgeçilmez dört anahtar terimi –Rabb, İlah, İbadet ve Din– derinlemesine ele alarak, okuyucuyu ilahi vahyin kalbine doğru muhteşem bir yolculuğa çıkarır. Mevdûdî'nin bu eseri, sadece bir kavram analizi değil, aynı zamanda İslam'ın saf tevhid inancını yeniden canlandıran, entelektüel bir manifesto ve manevi bir şölen olarak, her Müslüman entelektüelin kütüphanesinde taht kurmayı hak eden bir hazinedir.Mevdûdî'nin dehası, bu kitapta Kur'an-ı Kerim'in bütünlüğünü kavramak için dört temel terimin mutlak zorunluluğunu vurgulamasıyla hemen kendini belli eder. Yazar, eserin girişinde, Kur'an'ın muhteşem yapısının bu dört terim etrafında döndüğünü, bunların doğru anlaşılmadan vahyin tam idrakinin mümkün olmadığını ikna edici bir mantıkla ortaya koyar. Bu yaklaşım, okuyucuyu derhal büyüler; zira Mevdûdî, kuru bir akademik tartışmadan uzak, Kur'an ayetlerini adeta bir nehir gibi akıcı bir üslupla yorumlayarak, okuyucunun kalbine doğrudan hitap eder. Kitap, dört ana bölümden oluşur ve her bölüm, ilgili terimin etimolojik kökeninden başlayarak,
Felsefe
Kur'an'a Göre Dört TerimEbu'l A'lâ el-Mevdudi · Beyan Yayıncılık · 20002,406 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
10/10
·736 syf.·
2025 66. kitabı
Bu roman öyle çekirdek çıtlarken ya da arada bir kaç sayfa okuyayım dediğiniz bir roman değil. Gündelik düşüncelerinizden sıyrılıp, içindekilere saygı gösterir gibi, özel bir alan yaratıp, hatta belki daha bir dik oturup okuyacağınız bir roman. Bu roman dev ekran bir TV’ de en sevdiğiniz filmi seyrederken hissettiğiniz duyguyla eş değer, en azından ilk 100 sayfada durum bu, sonrasında gözlerinizi ayıramayacağınız bir eser gibi, bakmalara doyamayacağınız bir abide gibi uzun süre etkisini sürdürecek. Bu roman sizi o devirde yaşatmakla kalmayacak, Andreas gibi sadece bir eczacı olmakla yetinmeyen bir adamın mistik geçişlerle, yaşama kafa tutuşlarla, bitip tükenmeyen öğrenme arzusu ile kavuracak. Robin gibi tutkulu, sadık ve rutine uymayan olacaksınız. Aalis gibi özgürlüğünüz elinizde tuttuğunuz meşalenin yaratacağı alevlerin geçidi ise bunu siz yapacaksınız. Bu roman bildiğiniz tüm 10 numara 5 yıldızları tahtından alacak. Hatta bittiğinde belki siz bile eski siz olmayacaksınız…en azından eski siz olmadığınızı ummak, dimağınızda güzel bir tad bırakacaktır, eminim.
EczacıHenri Lœvenbruck · Pegasus Yayınları · 2017148 okunma
İSLAM DEVRİMİ FİKRİNİN EL KİTABI
10/10
·
Beğendi
''Yoldaki İşaretler Ne Anlatıyor? Konusu, Ana Fikri, Özeti Bu inancı benimseyenlerin sayısı üç kişiye ulaşınca, o inancın bizzat kendisi onlara şöyle der: Siz şimdi, bir cemaatsınız, bağımsız bir İslam cemaati. Bu inancı benimseyen ve bu inancın temel değerlerini üstün saymayan cahiliye toplumunda ayrılmış bir cemaat. ... Yoldaki İşaretler Alıntıları - Sözleri İslam, gündelik yaşamı bütün detaylarına varıncaya dek düzenleyen reel ve aktif bir "dünya düzenidir." İslâm davetçilerinin vazifelerinden biri de bu yolda karşılarına çıkabilecek hilelere, dolaplara aldırmamaktır. Islâm'ımizda bizi utandıracak hiçbir şey yoktur. Savunmak zorunda kalacağımız bir husus da yoktur. Insanlardan gizlememiz gereken bir yönü olmadiğı gibi açıklamaktan çekinerek kekelememizi gerektirecek hiçbir meselesi de yoktur. Bizim vazifemiz, içinde yaşadığımız cahiliye toplumunu değiştirmek için ilk önce kendimizi değiştirmektir. Müslüman, savaş için seferber olmadan önce evvela öncee kendi içinde en büyük cihada girişir; kendi nefsine, seytana, şehevi duygularına, şahsi istek ve emellerine; kendisi, aşireti ve kavminin menfaatlerine; Islâm dışı her türlü endişeye ve Allah'a kulluğu dışındaki her türlü düşünceye karşı cihada girişir. Müslüman, Allah'in hâkimiyetini gasp eden tàğútları kovmak, yeryüzünde yalniz Allah'in hâkimiyetini kurmak için cihada girişir. Başarı Allah'tandır. Allah'ın şeriatının zıttı insanların hevalarıdır. "Eğer hak, onların kötü arzu ve isteklerine uysaydı, mutlaka gökler ve yer ile bunlarda bulunanlar bozulur giderdi..."(Müminun, 71) "Amaca ulaşırken 'aceleci' olmamak gerekir." İslam toplumu yalnızca geçmişin anıları arasında değerlendirilecek bir tarih modeli değil, bilakis günümüzün de ihtiyaç duyduğu istikbale yönelik bir
Edebiyat
Yoldaki İşaretlerSeyyid Kutub · Hicret Yayınları · 19805,8bin okunma
Devrimci İslamın el kitabı
10/10
·
Beğendi
Devrimci islamın bu başyapıtı yazarının hayatına malolmuştur.Irkçı sosyalist diktatör hain kafir Tağut abdülNasır'ın Seyyid Kutb'u asmasına sebeb olan muhteşem eserdir. "Genel Değerlendirme: Kitap, İslami dirilişi gerçekleştirirken nesillerin nelere dikkat etmesi gerektiği hakkındaki görüşleri ihtiva ediyor. GİRİŞ: İslami diriliş hareketi nasıl başlayacaktır. Öncelikle bu işe bütün benliğiyle karar vermiş ve bu yola baş koymuş bir öncü topluluk gerekir. Böylesi kararlılıkla bu yola baş koyan ‘öncü topluluk’un üstlendiği bu zorlu görevin tabiatını bilmesi, görevinin hakikatını kavraması, amacının asaletini ve çıkacağı bu uzun yolculuğun başlangıç noktasını saptayabilmesi için ona kılavuzluk edecek ’yol işaretleri’ gerekir. Bu yol işaretleri öncelikle ‘Akide’den, yani Kur’an’dan alınmalıdır. Yoldaki işaretler gelmesi sabırsızlıkla beklenen bu topluluk için yazılmıştır. BÖLÜM: 1 EŞSİZ BİR KUR’AN NESLİ İslam davetçilerinin bütün zaman ve mekanlarda üzerinde uzun uzun durmaları gereken tarihsel bir mucize vardır. Bu tarihsel mucizenin davet yönelim ve yönteminde etkisi kesindir. Bu davet, İslam ve insanlık tarihinde eşine rastlanmayan sahabe nesli gibi seçkin bir kuşağı insanlar arasından ortaya çıkarmış bir davettir. Davetin yegane kaynağı Kur’an önümüzde, Allah Elçisinin (sav) fiili ve ameli sünneti de, tarih boyunca benzeri bir kez daha gelmemiş ilk dönem (sahabe) neslinin önünde olduğu gibi, bizimde önümüzde tek eksiğimiz Allah elçisinin kişi olarak aramızda olmayışı.(1-16) İlk dönemin eşsiz nesli, Kur’an’ın kendilerinin ve içinde yaşadıkları toplumun yaşamlarının her boyutunu düzenleyen Allah buyruğu olarak algılıyordu. Bu buyruğu da, savaş alanında aldığı anlık komutu yerine getiren asker gibi duyar duymaz yerine getirilmesi gereken bir buyruk olarak
Duygu ve Düşünce
Yoldaki İşaretlerSeyyid Kutub · Hicret Yayınları · 19805,8bin okunma
öldükten sonra elbet millet gömüldüğüm çukurun üzerine bir taş daha diker
Puan vermedi·176 syf.··
2024 219. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2024 11:36
burada şu ana dek yazmış olduğum incelemeler arasındaki bu en uzun incelememi okuyan herkese şimdiden teşekkürler (ben olsam uzun demez okurdum. kendim yazdım diye demiyorum. valla. bak yemin ettim. lol.) okumuş olduğum bu kitap floridadaki ringling kolejinde mimarlık, sanat ve tasarım dersleri veren christopher s. wilson tarafından 'gelecekteki anıtkabirin ötesini tahmin edebilmek için geçmişteki anıtkabirin aydınlatılması' amacıyla/düşüncesiyle yazılmış. yazar bu amacını/düşüncesini kitabın hemen başında; ''bu kitap Mustafa Kemal Atatürk (1881-1938) hakkında değildir - en azından doğrudan. Kitap Atatürk' ün Osmanlı kenti Selanik'te (günümüzde Yunanistan'a ait) doğumundan bahsetmediği gibi, gümrük memuru bir babanın oğlu olarak geçirdiği çocukluğu hakkında da değildir. Bu kitap Atatürk'ün Osmanlı İmparatorluğu ordusunda kariyerinin daha başlarında gösterdiği başarıya odak­lanmadığı gibi, imparatorluğun Birinci Dünya Savaşı'nın ardından işgal edilmesi karşısında duyduğu hoşnutsuzluğu da anlatmıyor. Kitabın konusu ne Atatürk'ün Kurtuluş Savaşı (1919-23) sırasında ve sonrasındaki liderliği, ne de onun Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk cumhurbaşkanı (1923-38) olarak gerçekleştirdiği laikleşme ve Batılılaşma yönündeki reformlarıdır. Son olarak, her ne kadar hikayemiz için girizgah işlevi görseler de, bu kitap Atatürk' ün son günleri ve ölümü hakkında da değildir.'' diyerek dile getirip kitabın içeriği, sınırı konusunda okuyucuya gerekli uyarıyı/açıklamayı yaparak başlar. Atatürk'ün mezar mimarisi üzerinden ulusal kimliğin inşasının ve oluşturulan/oluşturulmaya çalışılan bu inşanın sürdürülmesi konusunu yazar kitapta 7 ana 20 ara başlığa ayırarak okuyucuya anlatmaya çalışır. ben de hem kitabı daha doğru
Türk Tarihi
Anıtkabir'in Ötesi Atatürk'ün Mezar Mimarisi Ulusal Benliğin İnşası ve SürdürülmesiChristopher S. Wilson · Koç Üniversitesi Yayınları · 04 okunma